Translate

Showing posts with label Kyokuto. Show all posts
Showing posts with label Kyokuto. Show all posts

25 September 2022

ESKİ TELSİZLER İÇİN ARDUİNO İLE CTCSS TON KARTI

CTCSS TONE BOARD WITH ARDUINO FOR OLD TRANSCEIVERS


Ton kartı, KDK SR-144'e yerleşmek üzereyken. Dikkat ederseniz 
elektrolitik sığaların hepsi siyah renk. Bu fotoğraf
sığalar değiştikten sonra çekildi.


Bitpazarından almış olduğum KDK FM-144 telsizin CTCSS ton işlevi olmadığı için o cihazla hiçbir röleyi kullanamadığımı ilgili yazımda anlatmıştım. Telsizi çalışır hale getirdikten kısa süre sonra CTCSS ton kartı konusunu da halletmeye karar verdim. Yapımı kolay bir ton kartı aramaya başladım. Cihazı evimden çıkarmak, araca monte etmek, başka bir mekanda kullanmak gibi bir derdim yoktu. "Elektronik tezgahının rafında kalır, bir projeyle uğraşırken  belki bir arkadaşla selamlaşırım" diye düşünüyordum. Kullanacağım 3 röle de aynı CTCSS frekansını kullanıyordu (103.5 Hz). Salt bu frekansta ton üreten bir kartın yeteceğine karar verdim.

Önce 555 tümleşik devresiyle yapan var mıdır diye baktım, sonra aklıma Arduino geldi. "Altı üstü düşük frekanslı bir sinyal, hem Arduino da kare dalga üretiyor" diyerek Arduino ile yapılmış CTCSS örnekleri buldum. Olabilecek en sade devre ON7GF'nin tek frekansta ton üreten devresiydi, onu yaptım. Aşağıda biraz ayrıntı vereceğim ama isterseniz önce CTCSS nedir biraz ondan söz edelim. Teknik olarak ilginç bir konuymuş, doğrusu ben biraz hafife almışım. 

CTCSS, İngilizce "Continuous Tone-Coded Squelch System" teriminin kısaltması. Sürekli Ton Kodlamalı Susturma Sistemi olarak dilimize çevirsek olur mu, ne dersiniz? Çok önemli değil, nasıl olsa İngilizce kısaltmasını kullamnaya devam edeceğiz. Neyse, CTCSS radyo haberleşmesinde duyulmak istenmeyen kullanıcılardan bizi kurtarmak için geliştirilmiş bir "bant içi" (in-band) işaret gönderme sistemi. Bant içi denirlen kastedilen, bir kontrol işaretinin, o anda haberleşme yapılan kanalda gönderiliyor olması. Zaten bu nedenle kullanıcılar işaretin farkına varabiliyorlar. Camilerdeki ses sistemlerini uzaktan açıp kapamak için kullandıkları DTMF tonlarını duymamız gibi.

Bu teknolojiyi ilk olarak Motorola firması "Private Line (PL)" (özel hat) adıyla pazarlamış, hem de 1950'lerde. Aslında yanıltıcı bir isim çünkü bu bir bir şifreleme vb. sistemi değil ve hiçbir şekilde haberleşme gizliliği falan sağlamıyor (böyle olduğunu sanan amatörlere rastlamışlığım var). Şu güzel yazıda belirtilmiş olduğu gibi, Aslında sadece "seçici bir kulak tıkacı" (!) 

CTCSS tonları 67 ile 257 Hz arasında, toplam WW tane. "Sub-audible", Türkçe'siyle insanın duyma eşiğinin altında olarak nitelendirilse de aslında duyulabilir tonlar. Fakat normal bir ses seviyesinde dinletilirse zorlukla duyulabilecek alçak frekanslarda... Bu tonlar göndermede vericideki bir ton üreteci ile üretiliyor. İşarete çok düşük bir seviyede ekleniyor ki (encoding) insan kulağı mümkün olduğu kadar duymasın.  Karşı taraftaki alıcıda ise çok dar bantlı bir bant-geçiren filtre, gelen radyo sinyalindeki CTCSS tonunu ayıklıyor, doğru akıma dönüştürüp telsizin sesini açan devreleri tetiklemek üzere iletiyor (decoding). Eğer ayarlanan ton, gelen sinyalde yok ise alıcımız squelch'ini açmıyor, böylece istemediğimiz istasyonları (en azından bir bölümünü) ve başka girişimleri (enterferans) duymak zorunda kalmıyoruz. 

Özellikle rölelerde kullanılacak CTCSS tonlarını dikkatle seçmek gerekiyor. Kulakla duyulmasın diye mümkün olan en düşük frekansı seçebilirsiniz ama bu durumda siz mandala bastıktan sonra rölenin tetiklenmesi daha uzun sürüyor (periyod = 1/frekans). Röle önce kendi frekansındaki taşıyıcıyı duyuyor, sonra tonu çözüyor, ancak ondan sonra göndermeye geçiyor. Buna bir çözüm alma ve gönderme arasındaki bekleme süresini arttırmak, böylece mandala bastıktan hemen sonra söyleyeceğimiz hecelerin kesilmesini önlemek. Ama daha zarif bir çözüm biraz daha yüksek frekanslarda bir ton seçmek olabilir (100 Hz - 150 Hz arası) Belki kulakla duyulması daha kolay olur ama en azından röle çabuk tetiklenir. Bir örnek olarak yazayım, ben burada röleden gelen 103.5 Hz'i sessiz bir ortamdaysam ve cihazın sesi yüksek ise duyabiliyorum ama biraz dikkatle dinlemek gerekiyor.

Başka bir sorun da aynı frekansta iki farklı fakat ardışık ton kullanmak. Örneğin aynı simpleks frekansı kullanan iki istasyon birbirine çok yakın (ton listesinde arka arkaya) olan 97.4 Hz ve 100 Hz. tonlarını kullanırlarsa, birbirlerini tetikleme şansları yüksek. CTCSS dekod devrelerindeki filtreler bu kadar yakın iki tonu ayırabiliecek kadar dar bantlı olamıyor çünkü. Bunlar gibi birçok ilginç ayrıntıyı ve ton seçimiyle ilgili çok önemli pratik noktaları öğrenmek isterseniz şu sayfaya mutlaka bakmanızı öneririm gerçekten keyifle okunacak teknik bir yazı.

Şimdi ON7GF'nin ton üretecine geri dönelim. Şemada gördüğünüz gibi zaten bir Arduino modülü ve çıkış filtresinden ibaret. İstediğimiz tonu Arduino sayesinde doğrudan sayısal sentezleme (direct digital synthesis - DDS) ile elde ediyoruz. Bildiğiniz gibi Arduino modülümüzün darbe genişlik modülasyonu (pulse width modulation - PWM) özellikli çıkışları var. Bu çıkışlar, frekans aynı kalmak koşuluyla çalışma döngüsünü değiştirerek (duty cycle) kare dalga işaret üretiyor. Bu işaret, alçak geçiren bir filtreden geçerek harmoniklerden arındırılıyor ve temel frekansta "temiz" bir sinüse dönüştürülüyor. 

Filtrenin şeması (kaynak: ON7GF'nin web sayfası)

Elimdeki Arduino Nano'ya ON7GF'nin yazılımını yükleyip 103.5 Hz tonu elde etmek gayet kolay oldu. Programdaki şu satırda, gereksiniminiz olan CTCSS tonunun numarasına bakıp şu satırda "xx" olan yere yazmayı unutmayın yeter:

int ctcsstone=xx;

İkinci adım olarak Nano'yu ve alça geçiren filtreyi bir deneme tahtası üzerinde kurdum. Sıkıntılar da orada başladı. Arduino'nun çıkışına bakıyorum, doğru bir biçimde 103.5 Hz sinyali geliyor, hem seviyesi de yüksek, o kadar ki, osiloskopa bile gerek olmuyor, ölçü aletinin frekans ölçeriyle görebiliyorum. Ama işareti filtre katlarında takip etmeye kalktığımda görüyorum ki ciddi bir bozulmaya uğruyor... Sığaların değerlerini değiştirmek, filtre kutuplarının sayısını azaltmak, kuplaj sığalarıyla oynamak da kar etmiyor... 

Baktım böyle gitmeyecek, eşimden izin aldım, "canavar" adını verdiğim dijital osiloskopu salon masasına kurdum (dinozor demek daha doğru olabilir,  çalışma masama sığmayacağı için bir dolaba kaldırmıştım). Bu kadar basit bir devrede neyin yanlış gidebileceğini anlamakta zorluk çekiyordum. Aşağıdaki fotoğrafa bakarsanız daha iyi anlayacaksınız. 


İlk başta filtreden çıkan ve bozulmaya uğrayan işaret.


Bu şekilde bir-iki akşamımı harcadıktan sonra, filtre hesabını bir daha yapmaya karar verdim. Açıkça da yazayım, tembel olduğum için Internet'teki hazır hesaplayıcılardan birini kullandım. Sorunun ne olduğu hemen anlaşıldı! ON7GF'nin verdiği değerlerde hata vardı. 100 nF yerine 1 µF yazdığı için kesim frekansı 33 Hz'e inmişti. Bu parçaları 100nF'lıklarla değiştirince bir anda ekranda "pırıl pırıl" bir işaret gördüm. 80mv olan genlik 1,4V'a yaklaşmıştı. Ardından, kullanacağım CTCSS tonu 103.5 Hz olduğu için kesim frekansını daha da aşağıya çekmeye karar verdim. Elimde 220 nF'lık sığalar vardı, bunlarla elde ettiğim 153 Hz uygundu, o şekilde bıraktım. 


Filtre düzletildikten sonra işaret, gördüğünüz gibi hala tam
bir sinüs değil ama iş görüyor


FFT ekranında 103.5 Hz ve 310.5


Yukarıdaki iki fotoğraf filtreyi yeniden dizdikten sonra çekildi. Birinci fotoğrafın üst yarısında ve ikincide görebileceğiniz gibi 103.5 Hz'ın yanı sıra, 310.5 Hz de (3. harmoniği) hala oldukça kuvvetli olarak çıkışta görünüyor. Zararı var mı? Pratikte ben bir fark görmedim (pardon, duymadım) zaten asıl frekanstan 26 dB aşağıda. Ama yine de kutup sayısını bir tane arttırdım, C4'ü de 1 nF ile değiştirdim.
Son hali aşağıdaki gibi oldu:


Alçak geçiren filtrenin düzeltilmiş halinin şeması

Sonraki adım bu haliyle devrenin çıkışını cihazın gerilim denetimli osilatörüne (voltage controlled oscillator - VCO) karıştırıcının PLL girişine bağladım. Bu haliyle hem kendi el telsizimden kendimi dinleyerek, hem de başka amatörlerle görüşerek bir sorun olup olmadığını anlamaya çalıstım. Sonunda doğru çalıştığına karar vererek kalıcı montaja geçmeye karar verdim.

Deneme tahtası üzerinde filtre,
cihazla ilk bağlantı sırasında


Alçak geçiren filtreyi Nano ile aynı boyutlarda kestiğim bir delikli kart üzerinde yaptım. Nano da bu karta lehimli. Modül mümkün olduğu kadar RF'ten etkilenmesin diye DC besleme girişine bir VK200 ferit taktım. Devreyi telsizin gösterge panelinin arkasında bulduğum yere, elektriksel olarak bir temas olmasın diye kapton bantla sardıktan sonra yerleştirdim. Çok ince eşeksenli RF kablosuyla tonu VCO girişine götürdüm. Göndermeye basmamla CTCSS tonunun gelmesi arasında bir gecikme olmaması için, ton devresinin yalnızca gönderme anında çalışmasını istemedim. Bu nedenle DC besleme için alma-verme rölesiyle değil doğrudan cihazın besleme girişine başka bağlantı yaptım. 


Nano ve DC besleme girişindeki ferit nüve


Diğer yüz



Bu ton devresi 3 aydır KDK FM-144 telsizimin üzerinde çalışıyor. 103.5 Hz ton ile açılan bütün röleleri kullanabiliyorum. Haberleşme yaptığım kişilerden de herhangi bir olumsuz bildirim almadım. Ton kartı bulunmayan ama kullanmak istediğiniz klasik bir vericiniz varsa, öneririm. Bu arada "tek bir CTCSS tonu neye yarar?" diyorsanız şunu da belirteyim, ON7GF'nin sayfasında bu devrenin birden fazla ton üretebilenini de göreceksiniz. İki düğme dışında da fark yok. Düğmelere bastıkça CTCSS tonları listesinde ileri-geri giderek seçim yapabiliyorsunuz. Söylemiş olduğum gibi, benim ihtiyacım yok.

Son olarak bir teknik not: Ben sonuçta tasarımında böyle bir işlev bulunmayan bir vericiye CTCSS devresi eklemiş oldum, pratikte çalıştığını da görüyorum ancak teknik olarak gerçek bir deneme ve ayar sürecinden geçmiş değil. Mesela Wikipedia'da konuyla ilgili madde diyor ki, "iki yönlü telsiz sistemlerinde CTCSS üreteclerinin seviyesi sistemin sapmasının % 15'i kadar olarak ayarlanır." Ne yazık ki ben daha telsizin kendisini bile bir sapma-ölçerle ayarlayamadım... Bir fırsatını bulursam, ayar işlemlerinin de sonuçlarını bu yazıya ekleyeceğim.




YASAL UYARI

Bu web sitesinde yer alan tüm içerikler (metin, görsel, tasarım, doküman ve diğer tüm materyaller) aksi açıkça belirtilmediği sürece Çağlar Akgüngör’e aittir ve telif haklarıyla korunmaktadır.

İçerikler; arama motorları, önbellek kayıtları veya başka herhangi bir teknik yolla erişilmiş olsa dahi, yazılı izin olmaksızın kopyalanamaz, çoğaltılamaz, alıntılanamaz, değiştirilemez, yeniden yayınlanamaz veya herhangi bir amaçla kullanılamaz.

Bu web sitesinin kullanımı, kullanıcıya içerikler üzerinde herhangi bir hak veya lisans vermez.



27 August 2022

KDK FM-144 10SX RII VHF ARAÇ TELSİZİ (1977)

KDK FM-144 10SX RII VHF MOBILE (1977)



Nisan ayında bir amatör telsizcilik derneğinin düzenlediği bit pazarında, bir amatörün sattığı malzemeler arasında eski, ön yüzü krom çerçeveli bir CB telsiz gördüm. Yaklaşınca, halk bandı değil, amatör frekanslar için yapılmış bir VHF mobil telsiz olduğunu anladım. Yanında da bir telefondan söküldüğü anlaşılan bir tuş takımı vardı. Tanımadığım bir markaydı. Fakat güzel bir tasarımı vardı. Fiyatını sordum, "10 dolar" yanıtını alınca "en azından kasasını ve düğmelerini başka bir proje için kullarınım" diye düşündüm, alacağımı söyledikten sonra merakım ağır bastı, cihazın sorununun ne olduğunu öğrenmek istedim. Satan beyefendi "alma yok" cevabını verdi. O gün aldığım diğer eskilerle birlikte onu da kutuya attım, eve döndüm.


İlk inceleme...

Zaman bulunca Internet'te biraz araştırdım. Meğer bu cihaz bir KDK FM-144 10SX RII imiş. (bu model adını nereden bulmuşlar bilmiyorum, pazarlama bakımından bir tür intihar...) KDK, Kyokuto Denshi Ltd. adlı bir Japon şirketi. Bugün artık piyasada olmasa da özellikle havacılık elektroniği ve haberleşmesinde iyi tanınan, yenilikçi ve ürünleri kaliteli bir firmaymış. 

Cihazla beraber gelen tuş takımına gelince, tahmin etmiş olduğum gibi DTMF tonları göndermek için yapılmıştı. Bir zamanlar VHF röleler revaçta ve birçoğu da telefon şebekesine bağlı iken telsiz üzerinden -frenkanstaki herkes dinleyebiliyor olsa da- istediğiniz aboneye ulaşmak mümkünmüş. Diyelim 1982 yılındasınız, aracınızdan evinizi aramanın ne kadar havalı bir şey olduğunu düşünün! Ayrıca acil durumlar için de kesinlikle çok yararlı bir olanak. Nitekim bu DTMF kutusunun üzerinde de polis, itfaiye gibi resmi hizmetlerin telefonlarının yazılı olduğu (tabii ki daktilo ile) bir kağıt parçası yapıştırılmıştı.


Squelch Tales Bülteni Ocak 1978: Büyük markaların arasında KDK da var



QST Ekim 1977 sayısından bir ilan. FM-144 ve  
50 MHz'lik kardeşi,  FM-50


Ham Radio Dergisi Aralık 1977 sayısından bir ilan:
 KDK'lar indirimde(!)


Yukarıda alıntıladığım ilandan KDK FM-144'ün özelliklerine bakabilirsiniz, ben sadece bazı noktaların altını çizeceğim çünkü bu gerçekten de zamanı için ileri teknolojiler barındıran bir telsiz:
  • FM-144 büyük bir yenilik olarak, kristalli değil, sentezörlü (PLL) ve üstelik 5 kHz'lik adımlarla frekansı değiştirebiliyor. O zaman için Icom IC-230 dışında bu tip bir sentezörlü cihaz piyasada yok, IC-230 da ancak (modifikasyonla) 15 kHz'lik adımlara izin verebiliyor. VFO 144-148 MHz arası 4 MHz'lik bir aralıkta sinyal üretebiliyor.
  • PLL ksımındaki diyotları belli bir şekilde bağlayarak elde ettiğiniz tek bir "kanal hafızası" var. Bendekinde bu K.Amerika VHF acil durum simpleks frekansı olarak bağlanmış, değiştirmedim.
  • Cihaz faz modülasyonu (PM) kullanan rakiplerinin birçoğunun aksine, gerçekten frekans modülasyonu (FM) kullanıyor (teoride daha iyi ses kalitesi...).
  • 6 haneli dijital frekans göstergesi var.
Bu ve yukarıda okuyabileceğiniz diğer özellikleri günümüz koşullarında belki olağan kalabilir ama 70'lerin son için hiç de öyle değil. Nitekim perakende satış fiyatı 500 amerikan dolarına yakın bir cihazdan söz ediyoruz. O zamanki indirimli fiyatı olan 389 dolar, bugün 1900 küsür dolar yapıyor! 

Hem bu bilgileri edinip, hem de forumlarda bu telsizi kullanmış olan bazı amatörlerin övgülerini görünce (30 yıldır kullanıyor olduğunu söyleyen vardı), cihazı kasası için parçalamak fikrinden uzaklaştım. Devre şemasını indirdim, incledim. İçini açıp bariz bir sorun var mı (yanmış parça, vb.) diye baktım, sonra da gerilim verdim. İlk fark ettiğim şey, squelch'i açıp kapattıkça, alma (RX) led'inin ışığının yanıp söndüğü oldu. Potu saat yönüne çevirdikçe olması gerektiği gibi alma led'i bir noktada sönüyordu, bu da bana en azından birşeylerin çalıştığını söylüyordu. 

Cihazı satan amatörün belirttiği gibi, ses gelmiyordu. El kitabı ve şemaya tekrar baktım. "Harici hoparlör takılmadığı zaman ses çıkışı sağlamak için kasanın arka yüzündeki DIN konnektörün 1 ve 4 nolu soketleri kısa devre ediniz" diye bir açıklama vardı, şemada da aynı şey fark ediliyordu). Bunu yaptım, sonra elimdeki bir hoparlörü yine arkadaki 3.5mm'lik sokete bağladım. Squelch potuyla oynamamla birlikte hoparlörden ses geldi! Hemen cihazı bir simpleks frekansa ayarladım. Anten niyetine bir kablo parçası bağlayıp, el cihazımla aynı frekansta gönderme yaptım. Cihaz gayet güzel alıyordu, yalnızca ses biraz çatlak ve boğuktu. Bunu bir kenara bırakıp gönderme testine geçtim. Evet, el telsizimden kendimi duyuyordum, gönderme de çalışıyordu!

Böylece iş-güç, vb., aralıklı çalışmalarla yaklaşık 4 ay sürecek bir ayağa kaldırma süreci başladı. Saptamalarım şunlardı:
  • Dahili hoparlörden ses gelmiyordu
  • Hem almada, hem göndermede ses boğuktu
  • Çıkış gücü ayarı işlemiyordu (cihaz hep yüksek güçle gönderme yapıyordu)
  • 100 kHz ve 10 kHz'lık adımları değiştirmek için kullanılan eşeksenli döner switch'ler sıkışmıştı

KDK FM-144'ün şeması

Önce dahili hoparlörden neden ses gelmediğini anlamaya çalıştım ve hoparlörden ses entegresine kadar olan yolu izlemek üzere cihazı açtım. İşim kolaydı çünkü dışarıdan hoparlör takıldığında gayet kuvvetli ses geldiğine göre ses tümleşik devresinde (TA7204) sorun yoktu. İçeriden kasanın arkasına baktığımda dış ses bağlantısının daha önce görmediğim biçimde bir konnektörle yapılmış olduğunu gördüm (3.5mm) İnceleyince anladım ki, buna fiş takıldığında içteki hoparlörün bağlantıları ayrılıyor. Fakat herhalde uzun süre harici hoparlörle kullanıldığından, kontaktlar eğrilmiş ve ayrılmış olarak kalmış (bükerek eski haline getirmenin de yararı yok, tekrar fiş girildiğinde eğrildiği gibi kalıyor). Tabii cımbızla bağlantı sağlayınca ses tekrar geldi. Bu konnektörü yeni tip bir konnektörle değiştirince ilk sorun çözülmüş oldu.

"Kabahatli" eski konnektör

Yeni konnektör, aynı eskisi gibi,
fiş sokulunca dahili hoparlörü mekanik olarak devreden ayırıyor


Ardından bir amatör arkadaştan yardım istedim. Simpleks frekanslarda biraz görüşme yaparak cihazın sağlıklı çalışıp çalışmadığını anlamaya çalıştık. İki gözlemimiz oldu, birincisi mikrofon giriş düzeyini ayarlayan potansiyometre ile ne kadar uğraşırsam uğraşayım, sesimin dinleyen tarafa çok zayıf gelmesiydi. İkincisi de cihazdan gelen sesin bozulmaya uğruyor olduğuydu. Ayrıca alma ve gönderme plaketlerine bakarken ses entegrelerinin (TA7024 ve TA7061) etrafındaki birkaç kondansatörün değiştirilmiş olduğunu fark etmiştim. Birisi daha önce cihazı onarmaya çalışmıştı. 

Şemayı inceledikten sonra bu entegrelere bağlı diğer kondansatörleri de değiştirmeyi düşündüm. Sonra cihazın 50 yaşında olduğunu anımsayarak, tüm elektrolitik kondansatörleri yenilemeye karar verdim, büyük olasılıkla hepsi kurumuştu. Çin'den ısmarladığım ucuz bir elektrolitik kondansatör setiyle bu konu halloldu. Zaten değerlerin çoğu 10 µF, 22µF gibi standart değerlerdi. Yalnızca biraz zaman aldığını söyleyebilirim. Plaketlerin kablolarını ayırmadan ve kutudan tam olarak çıkarmadan iş yaptığım için olay biraz "dar alanda kısa paslaşmalar" halini aldı ve birkaç akşam sürdü. Ayrıca hazır başlamışken, DC güç plaketindeki kondansatörleri de yeniledim. 

Ön taraftaki plaket verici, arkada dik duran alıcı,
 ters (alt) tarafta da arkada DC güç plaketi var


Değişim sonrası: Tüm eski (gri) sığalar gitmiş...



Toplamda sanıyorum 60 küsür parça değişti fakat arkadaşımla yaptığımız testlerde farkı hemen gördük. Sesteki bozulma yok oldu, benim sesim de karşıya gider oldu. Tabii elimde bir FM sapma ölçer olmadığı için, sapma ayarını diğer amatör arkadaşın kulağına emanet ettim. Daha sonra birkaç defa el telsizinden kendimi dinleyerek de bir bozulma oluşup oluşmadığına baktım. Bir sapma ölçer bulursam, bu ayarı tekrar yapacağım. Genel olarak dinleyen diğer amatörler herşeyin yolunda olduğunu fakat sesimin yeni cihazlara göre biraz daha metalik olduğunu söylediler. Bunun 50 yıl öncesinin teknolojisi için normal olduğunu düşünüyorum.

Üçüncü konu, çıkış gücünü ayarlanabilir hale getirmekti. El kitabının belirttiğine göre, mikrofonun üzerindeki anahtar, gücü düşük (1W) ya da yüksek (10W) olarak ayarlamalıydı ama bendeki cihazda anahtarın konumunu değiştirildiğinde bir fark oluşmuyordu. Güç hep yüksek kalıyordu. Şemayı izledim, anahtar, RF çıkış katına giden DC gerilimi (ve akımı) düşürmeye yarıyordu. DC güç plaketindeki bir potansiyometre ile de düşük güç seviyesini ayarlamak mümkün oluyordu. Bu potansiyometre ile oynamak fayda etmeyince mikrofonu açtım ve gördüm ki, ilgili devre yolundan gelen kablo anahtara lehimli olduğu yerden kopmuş, dolayısıyla anahtarın konumu değişince o hat toprağa bağlanmıyor, potansiyometrenin de bir işlevi kalmıyordu. Kabloyu anahtara lehimleyince güç düştü. 







Daha sonra Türkiye'den kendi güç ölçerimi getirince çıkış seviyesini de ölçtüm ve ayarları tekrar yaparak şu şekilde bıraktım: Yüksek: 5.5 W (2 A), düşük 0.5 W (1.3 A). Bu arada belirteyim, cihaz alma sırasında da 650 mA kadar akım çekiyor. Günümüzün telsizlerine çok enerji harcadığını söylemek yerinde olur... Şimdi, cihazın özelliklerine bakarsanız çıkış gücünün 10 W olabilmesi gerekiyor ama ben 5,5-5,7 W'tan daha yüksek güç elde edemedim. Aslında verici plaketindeki trafoların kurcalanmış olduğundan kuşkulanıyorum ama el cihazımdan biliyorum ki erişmek istediğim bütün rölelere bu kadar güçle de erişebileceğim. Bir de 50 yıllık transistörleri 3-5 W için daha fazla yormak istemedim. O yüzden yüksek güç düzeyini olduğu yerde bıraktım, düşük gücü de yarım Watt'a düşürdüm, o kadarı bile yetiyor (yine de bir gece ansızın cihazı açabilirim, amatörüm sonuçta).

Bütün bunlarla uğraşıp sonuçlardan tatmin olduktan sonra detaylı temizliğe giriştim. Yalnızca kasadan söz etmiyorum. Ön paneli de söktüm, erişebildiğim tüm anahtar kontaktlarını Deoxit ile temizledim. Eşeksenli iki döner anahtarın yay ve bilyalarını, ve de şaftlarını teflon gres ile yağladım, sıkışmışlıklarını giderdim. Ayrıca S-metreyi de tekrar ayarlamaya çalıştım, onun da ayar potansiyometresi kurcalanmıştı. S-metrenin gönderme sırasında çıkış gücünü göstergesi olarak çalıştığını da ekleyeyim. Ayarladıktan sonra hem alma hem de göndermede daha makul rakamlar göstermeye başladı.

Bütün bu işlemler bitince, hem yakışıklı, hem klasik (ve kendi kuşağının iyilerinden) güzel bir VHF mobil telsize kavuşmuş oldum. Sadece simpleks görüşme yapabilecek olmanın coşkusu da bir başkaydı (!) Evet, ne sanmıştınız? Tabii ki sadece simpleks, cihazda -/+ 600 kHz kayma özelliği var ama Montreal'deki hiçbir röleyi CTCSS ton olmadan tetikleyemiyorsunuz ki :)

Konu orada kaldı mı peki? Hayır. Yalnızca beni bir sonraki projeye itti: Arduino ile CTCSS üreteci... 

Azmin elinden ne kurtulmuş ki?




YASAL UYARI

Bu web sitesinde yer alan tüm içerikler (metin, görsel, tasarım, doküman ve diğer tüm materyaller) aksi açıkça belirtilmediği sürece Çağlar Akgüngör’e aittir ve telif haklarıyla korunmaktadır.

İçerikler; arama motorları, önbellek kayıtları veya başka herhangi bir teknik yolla erişilmiş olsa dahi, yazılı izin olmaksızın kopyalanamaz, çoğaltılamaz, alıntılanamaz, değiştirilemez, yeniden yayınlanamaz veya herhangi bir amaçla kullanılamaz.

Bu web sitesinin kullanımı, kullanıcıya içerikler üzerinde herhangi bir hak veya lisans vermez.