14 Temmuz 2024

EXTECH 382260 GÜÇ KAYNAĞI: BASİT BİR ONARIM

 EXTECH 382260 Power Supply: A Simple Repair


 
EXTECH 382260

Bana bir amatör telsizci ağabeyimizin hediyesi olan bu anahtarlamalı (switch-mode) 80 Watt'lık güç kaynağını 2020'den bu yana kullanıyorum. Boyutları küçük, kullanıcı arayüzü basit, tek çıkışlı bir laboratuvar doğru akım güç kaynağı. Kullanmak isterseniz uzaktan algılama özelliği var, yüke gereken bağlantıları yaparsanız gerilim düşümünü kendisi kapatıyor. Ayrıca hem gerilim hem de akım aşağıdaki üç aralıkta ayarlanabiliyor ve sınırlanabiliyor:

0,1 - 16 Volt arasında 0,1 - 5 Amper
0,1 - 27 Volt arasında 0,1 - 3 Amper
0,1 - 36 Volt arasında 0,1 - 2,2 Amper

"Üç aralık olmasına ne gerek vardı?" derseniz, buradaki fayda sanki üç ayrı güç kaynağı varmış gibi farklı gerilim-akım ayar noktaları arasında tek bir düğmeyle hızlı geçiş yapabilmek. Kısa devre korumasının olması bir yana (benim için şimdilik bir önemi olmasa da) bu güç kaynağı bir de "çoklanabiliyor" yani arka tarafındaki konnektörle paralel olarak kendi ikizine bağlanabiliyor ve onu "yönetiyor". "Yöneten" güç kaynağında hangi gerilim-akım değerlerini ayarlarsanız, "takipçi" güç kaynağı da aynı gerilim ve akımı veriyor. Böylece elde ettiğiniz gücü katlayabiliyorsunuz. Bu konuyla ilgili bence açık olmayan bir nokta var. Kullanıcı el kitabı "iki veya daha fazla güç kaynağının" bu şekilde bağlanabileceğini belirtmiş ama bir üst sınır var mı merak ediyorum.

Bu yazının konusu, "tamir" demeye dilim varmasa da, bu güç kaynağında geçekleştirdiğim bir tamirat. Bu güç kaynağını kullanırken genelde akım sınırını değiştirmeye gerek duymuyorum. Ancak bir süre önce bir devreye güç vermeden önce akımı 100 mA düzeyinde sınırlamak istedim ve şaşırarak gördüm ki, ilgili enkoderi ne kadar çevirirsem çevireyim, sınır değeri değiştiremiyorum. Bir kaç dakika ayar yapmaya çalışıp sorunun nedenini anlamaya çalışırken fark ettim ki, enkoderden normalde gelmesi gereken "tık-tık-tık" temas sesleri gelmiyor. Gerilimi ayarlayan enkoderde ise böyle bir sorun yok. Güç kaynağını açıp elimdeki rastgele bir enkoderi geçici olarak kontrol plaketini lehimleyip tekrar denedim ve çalıştığını gördüm.


İşlevini yitiren akım ayar enkoderi üstteki



Panelin yakından görünüşü

"Tezimi" kanıtladıktan sonra, enkoderin boyutlarını ölçüp uygun şaft uzunluğunda yeni bir enkoderi Internet'ten ısmarladım (EC12/RE12 tip, 5 bacaklı, 24 konumlu). Düğmesiz tipten bulamadığım için düğmeli bir tane istemiştim. Elime geçince, düğmeye giden bacakları dipten kestim. Plaketle enkoder gövdesi arasında kazara platik olmayan bir noktadan iletim olmaması için plakette parçanın oturacağı yere Kapton bant da yapıştırmayı unutmadım. Bu şekilde güç kaynağı olması gerektiği gibi işlev görür hale geldi. Gördüğünüz gibi pek de ciddi bir tamirat olmadı. Kısa bir sök-tak / lehim işi diyelim. İlginç bulduğum şey ciddi bir satış fiyatı olan bir cihazda neden en ucuz enkoderin kullanıldığı ama bu konu zaten artık yaşamımızdaki her alanda, her üründe konuşulabilecek bir konu. Neyse, en azından güzel bir güç kaynağı sakat kalmamış oldu.


Yeni enkoderle tekrar akımı ayarlamak mümkün oldu

Güç kaynağının iç yapısı (sol yandan)



















10 Mart 2024

DİJİTAL MODLAR İÇİN WB2CBA USB SES KARTI VOX

USB Sound Card and Vox Combo for Digital Modes  


Bu devreyle ilgili olarak -çok iyi çalışıyor olması ve yapımının çok kolay olması dışında- anlatabileceğim neredeyse hiçbir şey yok. Devrenin tasarımını yapmış olan sayın Barbaros Aşuroğlu'nun (WB2CBA) hep yapım, hem de kullanımla ilgili son derece ayrıntılı açıklamalarını Antrak'ın web sitesinde elektronik projeleri sayfalarında bulabilirsiniz. Devre, dışarıdan USB bağlantı ile bilgisayarlara takılacak şekilde üretilmiş bir ses kartıyla, bunu ses giriş ve çıkış konektörleri üzerinden telsize bağlamaya yarayacak birkaç parçadan oluşuyor. CAT kontrolü olmayan -örneğin uSDX ya da kendi yapımınız bir QRP- telsizlerle dijital modlarda haberleşme yapmak için son derece ekonomik bir çözüm.

Benim aslında dijital modlarla pek aram yok, hele hele FT4, FT8 gibi 'karşılıklı görüşme' kabul edilmeyen modlar beni sıkıyor. Bu bir zevk ve tercih meselesi ancak bu teknikler bana hiçbir operatörlük becerisi gerektirmiyormuş gibi geliyor ve kendimi işe yaramaz hissediyorum. Başka yazılarımda da belirtmiş olduğum gibi, bir çalışma öğrenme ve emek gerektirmiyorsa benim için ilgi çekici değil. Dolayısıyla bu modları haberleşme için kullanmıyorum, bir tek uygulama hariç: WSPR. Barbaros Bey'in bu devresini yaparken de aklımda FT8 vb. yapmak değil, uSDX ile WSPR yapmak vardı. 

Yine WB2CBA tasarımı olan WSPR vericim. WiFi ile evdeki modeme bağlanıp
Internet üzerinden bir sunucudan saati güncelliyor ve 4 dakikada bir mesaj gönderiyor.


Aslında birkaç yıldır elimdeki WSPR vericisini dönem dönem çalıştırıyordum ama merak ettiğim iki konu vardı, bir tanesi çıkış gücünü arttırırsam ne olacağı, diğeri de yalnızca gönderme değil alma da yapsam ne kadar istasyonu duyabileceğimdi. uSDX'ime bağlamak üzere bu devreyi yapıp denemeye karar verdim. Gücü 250 mW'tan 5 W'a çıkarınca nerelere erişeceğimi merak ediyordum. Bir de acaba beni duyup mesajımı çözenlerin acaba ben ne kadarını duyabilecektim?

USB Ses Kartı vox'un devre şeması


Yapımla ilgili olarak söylenebileceğim çok fazla şey yok. Yukarıdaki şemaya bakarsanız parçaların son derece kolay bulunabilir olduğunu göreceksiniz. Özel olarak bulup edinmeniz gereken tek parça, CM108AH entegre devresiyle yapılmış USB ses kartı. Ben aşağıda fotoğrafını göreceğiniz tipi kullandım, bunu Internet üzerinden gönderi ücreti dahil 3-4 ABD Dolarına edinmeniz mümkün. Barbaros Bey bu ses kartını üzerine monte etmek üzere bir de devre kartı tasarlamış ancak ben delikli pertinaks üzerinde onun montajına benzer bir biçimde bağlantıları yaptım. Elbette hazır baskı devre gibi şık olmadı ama aynı işi görüyor.

Benim kullanmış CM108 tümleşik devreli harici ses kartı



Delikli pertinaksa çirkin montaj, ilk hali

Devrenin yaptığı iş, bilgisayarın ses çıkışında belirli bir seviyede işaret görüldüğünde telsizin göndermeye geçmesini sağlamak. Bunu da işareti kuvvetlendirip düzelttikten sonra bir FET transistörün 'gate' bacağına uygulayarak yapıyor. Telsizin PTT girişine bağlı olan transistör, iletime geçtiğinde gönderme ve toprak uçlarını kısa devre ettiriyor. Aynı anda yanan kırmızı bir LED de bize "PTT'nin toprağa çekildiğini" gösteriyor. Ters yönde ise, telsizden gelen ses işareti bir ayarlı dirençten geçtikten sonra bilgisayara giriyor. Kulağa basit geliyor ama ben monte ettikten sonra devreyi hemen çalıştıramadım ve bir süre uğraştım, nedenlerini özetlemeye çalışayım:

  • uSDX'in PTT ucundaki pozitif gerilim anlayamadığım bir nedenden tam olarak sıfıra çekilemiyordu (0.2 V civarında kalıyordu) ve transistör iletime geçemiyordu. Bu nedenle telsizden devremize gerilim gelmesini engelleyecek biçimde bir diyot takana kadar sorunu gideremedim. Dikkat: Bu diyot devrenin özgün şemasında yok ve kendisine sorduğumda Barbaros Bey de böyle bir ekleme yapmaya gereksinim duymadığını belirtti. Yani sorun benim devremde ya da telsizle olan bağlantılarda olabilir.
  • Yukarıdaki sorun hallolduktan sonra bu defa da şöyle bir durum oluşmaya başladı: Telsizin ses çıkışına devreden gelen konnektörü taktığımda transistör iletime başlayıp telsizi göndermeye geçirtiyordu. Yine telsizden devreye gelen kablonun ucuna bir diyot koyarak bunu da hallettim. Sorunun toprakla (şase) ilgili olduğunu düşünüyorum, muhtemelen bir "ground loop" oluşuyor, geçmemesi gereken bir yerden akım geçiyor. Aslında en sağlıklısı bu vox devresi ile telsizin arasındaki bağlantıyı bir opto-kuplör ile yapıp elektriksel bağlantıyı kesmek ama unutmamak gerekir ki bu devre mantık ve yapı olarak basit olmak üzere tasarlanmış. İki diyotla çalıştırabiliyorsak, öyle devam edeceğiz :)
  • Yaşadığım üçüncü sorun, yazılım tarafındaydı. Deneme yanılmalarla anladım ki bilgisayarımdan çıkan ses işaretinin düzeyi, transistörü iletime geçirmeye yetmiyordu. Bilgisayarın ses ayarlarıyla ne kadar uğraştıysam da sorunu çözemedim. Sonunda anladım ki kullandığım WSJT-X yazılımında arayüzde sağ taraftaki dikey kayar butonla ayarlamadan düzeyi gerektiği kadar yükseltmek mümkün olmuyor. O ayarı da telsizin göndermeye geçtiği ilk noktada bıraktım. Bu arada alma ayarıyla ilgili bir şey de belirteyim; bu ayarı da telsize anten bağlı değilken 30 dB olacak biçimde yapmak gerek. 


Telsizle transistörün drain bacağı arasına eklediğim diyot



Sonunda devre sorunsuz çalışıyor


Soldaki giriş düzeyini 30-40 dB olarak, sağdaki çıkış düzeyini ise hemen üzerindeki
'tune' butonuna basıp telsizin göndermeye geçtiği en düşük yerde bırakmak gerekiyor.


Bu şekilde yaptığım devreyi bir süre WSPR modunda kullandım (hatta biraz FT8 ve FT65 de yaptım). Gördüm ki:
  • 200 mW ile 5W çıkış gücü arasında 14 dB gibi büyük bir fark olmasına karşın eriştiğim istasyonların bana olan uzaklığında çok büyük bir fark görmedim. Bana göre doğu tarafından bir örnek vereyim: 200mW ile en fazla Avusturya'dan duyuluyordum. 5W ile İtalya'dan, Balkanlar'dan ve bir defasında da Türkiye'den duyuldum. 
  • Duyabildiğim istasyonların ise tahmin ettiğim gibi erişebildiklerimden kat be kat az olduğunu gördüm. Zaten birinci kat penceresinden garaj tentesine çekilmiş 10 m'lik bir tel ile de bundan fazlasını beklemiyordum. 
Bu sonuçlar da zaten bilinen gerçekleri bir kez daha doğruluyor:
  • SSB, AM gibi modların aksine CW veya -seviyorsanız- dijital modlarla her zaman daha uzaktan duyuluyorsunuz. 
  • Daha yüksek güç yerine (100 W ve üstü) daha iyi bir antene yatırım yapmak gerek.
Son bir nokta: Yukarıda andığımız dijital modlarda çalışabilmek için bilgisayarınızın saatinin doğru olması gerekiyor. Benim yaptığım gibi WSJT-X yazılımını kullanacaksanız, Internet üzerinden belli aralıklara bir sunucuya erişip bilgisayarınızın saatini yeniden ayarlayan bir yazılıma daha gereksiniminiz olacak. Ben BktTimeSync yazılımından yararlandım.


17 Şubat 2024

HP 54512 OSİLOSKOP: BIR KLASİK

 HP 54512 OSCILLOSCOPE: A CLASSIC




K. Amerika'ya yerleşmek üzere Türkiye'den ayrılırken yanımda bir el telsizi bile götürememiştim. Bütün amatör telsizcilik malzemelerim, çok sevdiğim HP 54616b osiloskopum da dahil olmak üzere kayın pederimin evinin tavan arasını boylamıştı. Küresel salgın, iş yoğunluğu vb. derken dört yıl memlekete gelemedim. Bu arada buralarda da biraz malzeme edindim ama, bazı cihazlarımı, özellikle de ölçü aletlerimi bırakmak zorunda kaldığım için hep hayıflandım. Bu arada bir ara zaman bulursam yazacağım, ne ABD, ne de Kanada telsiz veya laboratuvar aletleri edinmek konusunda bir cennet değil. Her neyse, sonra kısmet oldu yıllık iznim için Türkiye'ye geldim ama bu defa da osiloskopu paketleyip Kanada'ya götürecek cesareti bulamadım. "Yolda kırılır, kırılmaz, fazla bagaj ücreti..." falan derken 54616'yı uygun bir fiyata devrettim, kafamda yeni tip LCD ekranlı skoplardan bir tane almak fikriyle geri döndüm. Hatta belirli bir marka ve modeli de gözüme kestirmiştim. Gelgelelim, aradan bir iki ay geçmesine rağmen bir türlü kendimi ikna edemedim. "Yepyeni cihaz senin neyine?" diyordum kendi kendime, "ayda toplam kaç saat kullanacaksın ki?" Bir yandan da Ebay vb. İnternet sitelerindeki kullanılmış osiloskop ilanlarına bakıyordum. 




Hewlett-Packard'ın 1991 test ve ölçüm aletleri kataloğunda 54xxx ailesi.
Fiyatlar el yakıyor: En 'basit! osiloskop 3500 dolar.
2024 rakamlarıyla 8000 dolara yakın!

Bir gün HP 545xx, 5452x 546xx serilerine bakarken fiyatı insana saçma gelecek kadar düşük bir osiloskop dikkatimi çekti. Bir HP 54512'ydi. "Olduğu haliyle" (as is), "kırık", "tek kanalı çalışmıyor", "hurda" gibi terimlerle bezeli bir ilandı. Ancak fotoğraflara baktığımda cihazın öz-testlerini geçtiğini ve işaretleri ekranda gösterebildiğini fark ettim. Bunlar 90'lı yılların başlarında piyasaya çıkmış, kendi zamanının en ileri teknojisi ciddi cihazlardı. 54512'nin bant genişliği (300 MHz) ve örnekleme hızı (1 Gsa/s) HF'te iş yapmaya fazla fazla yeterdi hatta tekrarlayan işaretlerde VHF'de de gayet güzel iş görürdü. Gönderi ücretine baktım, Ebay'ın küresel gönderi hizmetiyle gayet makul bir fiyata kapıma kadar gelecekti. Riski almaya karar verdim, kaybım en fazla iki tane Çin malı el telsizi bedeli kadar olacaktı. "Hiçbir şey olmasa belki bir restorasyon projesi olur" diye düşünüp düğmeye bastım. İki hafta kadar sonra 51 ekran (tüplü) TV kutusu kadar bir paket kapıma bırakıldı. Tabii heyecanla açtım, ne göreyim, adeta bir mini-fırın! İrikıyım bir cihaz olduğunu biliyordum ama 8,5 kiloluk gövdesini kucaklamak şerefine erişmek bir başkaydı tabii... 

51 Ekran TV geldi.

Tahmin edebileceğiniz gibi önce bir genel muayene, kasa temizliği, iç temizlik yaptım. Cihaz kesinlikle kötü bir düşme geçirmiş ve metal kasa sol alt köşesinden çatlamıştı. Buna rağmen katot tüpü dahil herşey sağlam görünüyordu (büyük olasılıkla bazı parçalar düşmeden sonra yenileriyle değiştirilmişti). İçinde neredeyse hiç toz yoktu, hatta soğutma pervanesi bile görece tozsuzdu. Fiziksel olarak görebildiğim diğer tek hasar, ön panelden arka panel üzerindeki şebeke giriş filtresine uzanan çubuğun kırılmış olmasıydı. Bu modelde açma-kapama düğmesi şebeke filtresinin arka (cihazın içine denk gelen) tarafında. Ön paneldeki açma-kapama düğmesiyse yukarıda söz ettiğim çubuğun görünen ucu. Bir zorlamanın sonucu olsa gerek, filtredeki anahtar açık konumda sıkışmış, çubuğa bağlandığı plastik mafsal da kırılmıştı. Dolayısıyla cihazı açıp kapatmak için fişe takıp çıkarmak gerekiyordu.

İlk kontroller. Sağda kasaya dayalı duran parça güç kaynağı



Kasadaki çatlak

Yazar haklı olarak sevinmiş (çalışıyor!)

Bu aşamalarından sonra şebeke girişinde sigortanın 110V yolu üzerinde olduğunu kontrol edip fişi prize taktım. Sinyal jeneratörünü bağlayıp ile farklı frekanslarda işaretlere baktım. Dört numaralı kanal dışında her şey normal çalışıyordu. Ölçümlerde ve gösterimde (en azından kendimce) bir hata göremedim. Sevincime diyecek yoktu. Kalibrasyon işlemlerini bitirip, izleyen günlerde osiloskopun kullanıcı el kitabını önüme koyup cihazı tanımakla uğraştım. 


Ek kitabı eşliğinde alıştırmalar

Burada bir noktayı belirtmek gerek. Bu aygıtın el kitabı da kendisi gibi üretici firmanın kalitesini ve özenini yansıtıyor. Salt cihazın işlevlerini açıklayan kuru bir metin değil aynı zamanda bu işlevlerin her biri için alıştırmalar da içeren ve kullanıcının olası sorularını yanıtlayan bir kaynak. Her alıştırmada, ekranda görmeniz gereken sonucun da bir görseli olduğu için yaptığınız işlemi kontrol da edebiliyorsunuz. Artık böyle el kitabı bulmak çok ama çok zor. Unutmayalım ki HP, Tektronix gibi firmaların sadece bu işle ilgili yayın departmanları vardı o yıllarda. Yüzlerce model için servis el kitapları, servis bültenleri, düzeltme notları hatta HP dergisi gibi bir çok kaynağı sistemli biçimde yayınlamış olmaları bana hayranlık veriyor. Bugünlerde binlerce lira verip aldığınız cep telefonunun bazı işlevlerini telefonu hurdaya atarken hala hiç duymamış olabiliyorsunuz... çünkü güya bu cihazlar "intuitive" yani kullanıcı içgüdüsel olarak yolunu bulabiliyormuş (!) o nedenle de kılavuza gerek yokmuş. Pekala.

Sonraları eksik vidaları tamamlamak, enkodere bir düğme ayarlamak gibi işlerin dışında kendimce bir-iki iyileştirme de yapmaya çalıştım. Bir tanesi soğutma pervanesini değiştirerek gürültüyü azaltmak oldu. Cihazın üzerindeki Papst marka pervane 54 dB gürültü üretiyordu. Bunu bir Noctua ile değiştirince gürültü 37 dB'e düştü, gelgelelim hava akımı yeterli olmadı. Kasanın içinde ısının çok yükseldiğini görünce eski pervaneye geri döndüm. Hem 170m3 saat hava verecek hem de gürültüsü 45 dB'den az bir pervane bulamadım.

İkinci olarak kalibrasyon değerlerini ve kullanıcı ayarlarını saklayan hafıza entegresini besleyen Lityum pili değiştirdim. Bu pil muhtemelen üretim sırasında takılmış ve bir daha değiştirilmemişti. Aygıt arada sırada uyarı vererek açılıyor ve tekrar kalibrasyon gerektiriyordu. Devre kartına lehimlenmiş pili çıkardım. Bağlantı noktalarına iki adet pil yatağını bir kablo ile bağladım (paralel olarak), birine bir CR 2032 pil koydum. Diğeri boş. Niyetim yılda bir defa boş olana yeni pili koyarak diğerinden eski pili çıkarmak. Bu şekilde entegreyi besleyen gerilim hiç kesilmemiş olacak. Bu pil yatakları arka kapağın arkasına sabitlendi, böylece pili yenilemen için bir daha anakartı çıkarmaya gerek olmayacak.



Devre kartı. Sağ tarafta 4 kanalın zayıflatıcıları ve arkalarında hibrit tümleşik
devrelerini görüyorsunuz. Solda malum hafıza pili. Onun biraz gerisinde ise aygıtın 
programını içeren EPROM tümleşik devreleri.



Arka kapağın altında iki pil yatağı var şimdi.

Zaman zaman bana "ucuza geldiği için mi bu eski cihazları alıp tamir etmekle uğraşıyorsun?" gibi şeyler söyleyenler oldu. Herkesin kendine göre nedenleri vardır ama görebildiğim kadarıyla antika cihazlarla uğraşmanın parasal nedenlerle ilişkisi olduğunu sanan kişiler genelde amatör telsizciliğin, hatta "hobi" kavramının ne olduğunu anlayamamış olanlar. Belirli bir dönemi ve o dönemdeki teknolojiyi temsil eden bir sanayi ürününü, olabildiğince özgün haline geri getirmek, korumak ve kullanmak bir zevk. Bunu yapabilmek çalışmayı, sürekli yeni şeyler öğrenmeyi, bazen günlerce bir soruna yoğunlaşmayı ve o soruna sistemli yaklaşabilmeyi gerektiriyor. En önemlisi bu çabalamadan, öğrenme sürecinden keyif almayı gerektiriyor. Bu anlayış da elbette bilgiyle ve bilimle ilişkisi sorunlu toplumlarda gelişmiyor.

Diğer yandan şunları da eklemek gerek: Eski bir cihaz almak elbette riskli. Bu nedenle biraz da olsa ne aldığını, ne gibi sorunlarla karşılaşabileceğini araştırmak, bunların olası çözümlerini ve bu çözümlerin maliyetlerini alışverişi yapmadan önce düşünmek gerekiyor. HP 54512 örneğinde,

  • Cihaza ilişkin yeterli kaynak var ve erişilebilir (kullanıcı el kitabı, servis el kitabı)
  • Cihazın yaygın arızalarını biliyorum (güç kaynağı vb.)
  • Bu arızaları gidermek için izlenecek yollara ilişkin ek bilgi mevcut (Youtube videoları dahil)
  • Yedek parça gerekirse, en azından devre kartlarını tek tek satın alabilmek mümkün. Çok gerekli olursa hurda halde ikinci bir cihaz bile bulunup sembolik bir bedele satın alınabilir.
Dolayısıyla bir korkum yok. Ben bu şekilde hareket ettiğim için asla büyük bir kayba uğramadım. Fakat 50 liraya alacağım cihazın onarımı 100 lira tutacaksa, bu benim yapacağım bir alışveriş olmaktan çıkıyor. Özellikle de cihaz eşsiz bir parça değilse. Bu  osiloskopu çeşitli Internet sitelerinde 1000 küsur USD civarı fiyatlara gördüm... 32 yaşındaki bir test aygıtı için saçma bir fiyat, kesinlikle etmez.

Şimdi, cihazın kullanımıyla ilgili birşeyler söylemek gerekirse, ben işaretin biçimine, genliğine (bazen frekans ve periyoda) bakmak, zaman zaman da FFT işleviyle harmoniklere bakmak dışında kullanmadığım için özellikleri bakımında kesinlikle gereksiniminin üzerinde olduğunu söyleyebilirim. Güçlendirme ya da zayıflatmaya bakmak için en fazla iki kanal kullanıyorum, dolayısıyla dört kanaldan birinin bozuk olmasının da benim açımdan önemi yok. HP52512 bu işlevleri gayet güzel ve de doğrulukla (accuracy) yerine getiriyor. Aslında en önemli olan da bu. HP54616'dan sayısal cihaz kullanmaya alışmıştım, menüler ve arayüz yabancı gelmedi. Alışmakta zorlandığım tek özelliği her kanal için ayrı ayar düğmeleri yerine hepsi için diğer menü butonlarıyla beraber kullanılan tek bir enkoder olması. Örneğin birinci kanalın zaman ölçeğini değiştirmek için önce TIMEBASE sonra TIME/DIV'e karşılık gelen tuşa basmak ve sonra enkoder ile değeri değiştirmek gerekiyor. Bu tasarın bence işi biraz uzatıyor. Zaten bu nedenle sonraki kuşaklarda HP bu arayüzden vazgeçip klasik kontrollere geri dönmüş.

Sonuç olarak HP 54512 minik tezgahımın en güzel (ve geniş) köşesinde yerini aldı. Hatta raf çökmesin diye destek bağlantı noktalarını da ona göre ayarlayıp güçlendirdim. Bir yıldan uzun bir süredir de herhangi bir sıkıntı yaratmadan çalışıyor. Üretim yılı 1992 olan bir cihazın daha ne kadar iş göreceği elbette tartışılır ama benim yaklaşımım da zaten şu şekilde özetlenebilir: Gittiği yere kadar...











27 Kasım 2023

4 BANTLI uSDX ÜZERİNDE ÇALIŞMAYA DEVAM

 SOME MORE WORK on uSDX QUAD BAND


Maniple, cihazdan büyük...

µSDX ile ilgili ilk paylaşımımı yaptıktan bir hafta sonra, güç ölçümünde kullandığım osiloskop probunun HF kompanzasyonunu yapmamış olduğumu fark ettim (!). Tabii probu ayarladıktan sonra uSDX'i tekrar açmak şart oldu...  Fırat bu fırsat diyerek filtrelerde yine L2 nüvesiyle oynayarak (bu defa yalnız sargı aralıklarıyla değil tur sayısıyla da) her bantta en yüksek çıkışı elde etmeye çalıştım. Görebileceğiniz gibi ilk denemeye göre % 20'ye varan bir yükselme oldu:



Bu sefer üşenmeyip cihazın çektiği akımı da not ettim. 20 metre bandında çekilen akımın 30 metre bandındakine göre daha düşük olmasını beklerdim. Forumlarda da biraz araştırmama karşın buna bir açıklama bulamadım, araştırmayı sürdürüeceğim.



Çıkış gücü konusunun dışında, bir de istenmeyen yayınları merak ettim. Tabii iş bizim minyatür spektrum çözümleyiciye (TinySA) kaldı. Her bantta çıkışa ve 2. ve 3. harmoniklerin ne kadar bastırıldığına baktım (12V DC ile, CW modunda, DSP filtre bant genişliği 500 kHz).Tabii osiloskopun FFT özelliğine göre çok daha hassas sonuç veren çözümleyici, harmoniklerin bastırılması konusunda içime biraz su serpti. Gördüm ki en kötü bastırma 40 metre bandında (2. harmonikte -42.9 dBc, 3.harmonikte -50 dBc). Herhalde filtredeki bir uygunsuzluk yüzünden frekans cevap eğrisinde bir farklılık var, 3. harmoniğin düzeyi 2.den daha yüksek. Ancak yine de ITU'nun kuralını karşılıyor (en az -43 dBc). Diğer bantlarda da görebileceğiniz gibi -47'den -61'e kadar bastırma var). Bunun dışında bir de 17 metre bandında gücün biraz fazla düşük olması dikkatimi çekti, ki buna aşağıda tekrar değineceğim.


Harmonikler: 40 m bandı


Harmonikler: 30 m bandı



Harmonikler: 20 m bandı



Harmonikler: 17 metre bandı

Çıkıştaki işarete baktıktan sonra, filtrelerde yaptığım değişikliklerin alış duyarlılığında (MDS) bir iyileştirme sağlayıp sağlamadığını merak ettim. Araya kendi yaptığım 50 dB'lik zayıflatıcıyı girerek Tiny'yi sinyal jeneratörü olarak kullanacak biçimde cihaza bağladım ve sevinerek gördüm ki hassasiyet 40 ve 20 metre bantlarında -120 dB, 30 metrede -119 dB olmuş. Gelgelelim, 17 metre bandına bakınca keyfim kaçtı. Burada duyalabilir en düşük işaret düzeyi -95 dB'ydi! Kuşkulandım, tekrar harmoniklere bakmak istedim ve başka bir tuhaflık daha fark ettim. Bu bantta, ayarladığım frekans ne ise orada yaklaşık -40 dBm düzeyinde bir işaret oluyordu. Bu iki olgu arasında bir ilişki var mı bilemiyorum ama üzerinde çalışmam gereken bir sorun olduğu kesin. İşe, 17 metre filtresine bir daha bakmakla başlasma iyi olacak...






25 Kasım 2023

BİR PROB HİKAYESİ DAHA

A PROBE STORY, AGAIN




uSDX'in yeni filtre plaketini tamamladıktan sonra bir süredir el atmayı düşündüğüm birşeyi yapıp elimdeki MFJ anten tuner'ın SWR/Wattmetresini tekrardan ayarlamak istedim. Elimde karşılaştırmalı ayar için güvenebileceğim başka bir Wattmetre olmadığı için en sağlıklı olanın, en çok güvendiğim cihaz olan osiloskop ile suni yük üzerinde gerilimi ölçmek ve bunu güç olarak ifade etmek olacağını düşündüm. 

Ayarlamak istediğim çift ibreli Wattmetre'nin skalaları düşük güçte ileri 30 W ileri, 6 W geri; yüksek güçte 300 W ileri, 60 W geri giden ve dönen en fazla akımı gösterecek şekilde düzenlenmişti. Ben de bu nedenle önce elimdeki HF telsizi CW modunda düşük güçte 5 W, orta güçte 30 W, yüksek güçte 100 W verecek şekilde ayarladım. Niyetim tuner'i telsizle sunu yükün arasına önce olağan şekilde bağlayıp ileri (giden) skalasında, sonra da da ters bağlayarak geri (dönen) skalasında ayarını yapmaktı.

Tavsiye edildiği şekilde 20 metre bandında ayar yapmaya koyuldum ancak bir süre sonra bir tuhaflık olduğunu fark ettim. Örnegin ileri ayarında, telsizi yüksek güç konumuna aldığımda Wattmetre 70W civarı bir güç görüyordum, cihazın içindeki ayar direnciyle oynayarak gücü Wattmetre'de 100W görecek kadar arttırınca güç kaynağı kendisini korumaya alıyordu. Halbuki bu güç kaynağını 100W güç  ile daha önce kullanmış ve 20-22 Amper gücü verebilediğini görmüştüm. 

Tekrar osiloskoptaki gerilim değerlerini izlemeye başladım, zaten asıl şaşkınlığım da o zaman başladı: Osiloskop bana frekans yükseldikçe, güçte alışılmadık kadar büyük bir düşüş olduğunu söylüyordu. 14 MHz'de 100W okuduğum güç, 28 MHz'te neredeyse yarılanıyordu! Bütün bunlar olurken, Wattmetre'nin ibresi bant ne olursa olsun hemen hemen 100 W'a yakın bir çıkış gücü gösteriyordu.

Söylediğim gibi osiloskopa çok güvendiğim için bir süre hatayı o tarafta aramaktan kaçındım. Cihazı, wattmetre'yi tekrar tekrar gözden geçirdim. Derken aklıma bu işi yaparken kullanmakta olduğum probu geçen yıl tamir etmiş olduğum geldi. Neyse ki aynı probtan bir tane de yedekte vardı. Önce osiloskopun (öz)kalibrasyonunu tekrardan yaptım. Sonra da elimdeki DDS sinyal jeneratörü ile -üşenmeden aynı kanalda- iki probu takıp çıkararak farklı frekanslarda işaretin genliğini ölçtüm. Acı gerçek şuydu: Geçen yıl içindeki ayar kondansatörünü değiştirdiğim prob, aşağı yukarı 1 MHz'ten sonra yanlış gösteriyordu! Sorunun bu olduğundan emin olmak için deneyi 3 kanalda tekrarladım. Her defasında tamir görmüş olan prob, yüksek frekanslı işaretleri aynı oranda düşük gösteriyordu. Bir örnek olması açısından aşağıdaki tabloya bakabilirsiniz:




Tablodaki verilerle oluşturulmuş grafikte de görebileceğiniz gibi, tamir etttiğimi sandığım prob yüksek frekanslarda genliği yaklaşık %50 daha düşük gösteriyordu. Kaldı ki bunlar 500 MHz'lik problardı. Daha yüksek frekansta bu kadar farka neden olan prob çok yüksek frekanslarda ya da ultra yüksek frekanslarda ne kadar hata verecekti, veya bir işaret dahi görebilcek miydim o da ayrı bir konu.

"Tamir ettim diye düşünürken meğer bant genişliği 1 MHz olan alçak frekans probu üretmişim" diye kendime güldüm. Şansa bakın ki, geçen yıldan bu yana yaptığım işlerin hepsi ses frekanslarındaydı (CW filtresi, vb.). Bu sayede hem o projelerde sorun yaşamamış, ama probtaki sıkıntıyı da fark etmemiştim. Beni şaşırtan birşey de ayarlı sığayı özenle seçmiş olduğumu bilmemdi. Sığanın özellikleri probun çalışma aralığına ve amacına uygundu.

Sorunu nasıl halledeceğimi düşünürken aklıma birşey geldi: Bu problarda, yüksek frekanslarda kompanzasyon yapmaya yarayan bir de direnç vardı. Ben ayarlı sığayı değiştirdikten sonra alçak frekansta (1 kHz) ayar yapmış, ama yüksek frekansla ilgili bir ayar yapmayı akıl etmemiştim. Probun kitapçığını bulup açtım, doğru hatırlıyordum:








Bundan sonrası çok zor olmadı. Tamir görmüş probu ve yedeği iki ayrı kanala bağladım. İşaret üreteciyle aynı nokta frekanslarda ölçüm yaptım, ikisindeki gerilim değerini karşılaştırarak bozuk probun HF ayar direnci ile oynadım ve osiloskopta gördüğüm değerleri eşitledim. Osiloskopu 32 ölçümün ortalamasını alacak şekilde ayarladığım için işlem biraz uzun sürdü ama, tamir ettiğim prob (umuyorum) eski hassasiyetine geri döndü. 

Prob konnektörünün kılıfı çıkarılınca: Bir tarafta ayarlı sığa


Diğer tarafta yüksek frekans optimizasyon dirençleri


Ne yazık ki elimde gereken özelliklerde bir işaret üreteci olmadığı için kitapçıkta tavsiye edildiği gibi 3 farklı genlik aralığı için ayar yapamadım. Prob bu haliyle de kullanılır ancak bir gün yapabilirsem o şekilde de ayar yapacağım. Umarım şimdilik bu maceranın sonuna gelmişimdir.










12 Kasım 2023

uSDX ÇOK BANTLI HF CW / SSB SDR ALICI-VERİCİ

uSDX MULTIBAND HF CW / SSB SDR TRANSCEIVER


WA2CBA 3 bant µSDX, 3d yazıcıda parcaları basılmış maniple ile


Bu yazının konusu olan uSDX, daha doğrusu µSDX yani "Yazılım Temelli Mikro Radyo" (micro software defined radio) bana sevgili ağabeyim Barbaros Aşuroğlu'nun (TA2CBA, WB2CBA) hediyesi. Dünyayı sarsan Covid-19 salgının en sıkıntılı günlerinde bu cihazı -hem de postadaki sıkıntılara rağmen- bana ulaştırmıştı ancak gerek iş yoğunluğu gerekse de istasyondaki eksikler nedeniyle bu mucizevi telsize bir türlü hakettiği zamanı ayıramamıştım. "Laboratuvar şartlarında" yaptığım birkaç denemenin haricinde, uSDX'im 2 yıldır çoğunlukla kutusunda durdu, bir-iki kere de işaret üreteci olarak görev yaptı. Nihayet bu yaz cihazı aktif olarak kullanmak ve izlenimlerimi bir kenara yazmak fırsatını bulabildim. Bunları kısaca sizlerle de paylaşacağım.

Herşeyden önce biraz uSDX'in gelişiminden söz edelim. µSDX muhteşem kitlerinden tanıdığımız -hem de Muğla'lı bir hemşehrimiz sayabileceğimiz- G0UPL Hans Summers'ın QRP Labs QCX cihazından yola çıkan PE1NNZ Guido'nun geliştirdiği yazılım tabanlı (SDR) bir alıcı-verici. QRP telsizlere, özellikle kitlere ilgi duyanların bileceği gibi yalnızca CW modunda çalışan çok güzel bir CW QRP alıcı-vericiydi. Guido'nun 2019'da elindeki QCX'i SSB için uyarlaması ile başlayan bir "modifikasyon" projesi, başka amatörlerin katılımıyla da gelişerek açık kaynaklı bir proje olan uSDX'e evrildi. Internet'te uSDX ile ilgili arama yaptığınızda göreceksiniz ki Barbaros Bey'in ana devre kartını ve çıkış/filtre katı kartını tasarladığı bu versiyondan başka bir de DL2MAN Manuel'in versiyonu var. Her iki versiyon da çoktan Çinli dostlarımız tarafından (izinsiz) üretilip satılır hale gelmiş fakat özgün kitleri çeşitli kaynaklardan edinmek mümkün. Bu arada, şu amatör gibi bir Arduino Nano ve Si5351 modülü kullanarak delikli pertinaks üzerinde bile yapabilirsiniz. uSDX sonuçta "açık" bir tasarım.

Bana gelince, elimdeki uSDX Barbaros Bey'in özgün plaket tasarımı ve eklemeleriyle hazırladığı 3 bantlı versiyondu. Boyutları, zarif alüminyum kasasıyla 10cm x 8 cm x 3,7cm; ağırlığı ise 250 gram kadar. Ön tarafında kullanımla iligli ayarlara ve menüye erişmeyi sağlayan iki düğme ve yine düğmeli bir kodlayıcı var. Arka taraftaysa 4 tane 3.5 mm'lik dişi konnektör var. Anten konnektörü (BNC) ve DC güç girişi solda kalacak şekilde sayarsak bunlar soldan sağa:
  • PTT çıkış: Evet Barbaros Bey bunu da düşünmüş, bu cihazla başka bir kuvvetlendirici kullanacaksanız  veya dijital haberleşme yapacaksanız çok yararlı (bu çıkış yarı iletken bir röleye [ssr] bağlı)
  • Kulaklık çıkış: Kulaklık veya küçük bir hoparlör için 
  • Kulaklık/mikrofon giriş-çıkış: Kendi üzerinde hoparlör bulunan 4 pinli mikrofonlar için
  • Mikrofon/PTT giriş: Anlaşılacağı gibi, mikrofon veya maniple için

Giriş ve çıkışlar. Fotoğraf otomatik filtre geçişli çıkış katı eklendikten sonra çekildiği için,
üç bantlı eski çıkış katındaki iki kayar anahtarın yeri boş. 



Cihazda 10 metre'den 160 metre'ye tüm amatör HF bantlar bulunmakla birlikte, yalnızca 20m, 30m ve 40m bantları için filtreler olduğu için kalan bantlarda biraz kayıplı olarak dinleme yapmak dışında çalışmak pek mümkün değildi. Ancak bu 3 bant benim açımdan gayet uygundu. Ağustos ayını geçireceğimiz eve gelince, hanıma çaktırmadan bir sabah çatıya çıktım, "balığa çıkacağım" diye getirdiğim 5m'lik olta kamışını mutfak bacasına sabitledim. Buna 1mm çaplı, 40m telden yaptığım delta loop'u astım, üçgenin bir ucunu bir havalandırma bacasına, diğerini de bir pelit dalına bağlayıp gerdim. 

Bu şekilde uSDX'i her akşam 1 saat kadar kullandım. Güç kaynağı olarak elimde 10 kalem pil alabilen bir pil yatağı vardı. Ucuzluk marketlerinden aldığım alkalin pillerle toplamda 4-5 akşam çalışabildiğimi gördüm. Ekranın ışığı, gönderme yaptığımda sönmeye başlıyorsa zayıflamış olduğunu varsayarak pil takımını değiştirdim (elimde bir ölçü aleti yoktu). CW modunda oldukça yavaş çalışabildiğim ve her QSO'mun da 10-15 dk sürdüğü düşünülürse bunun enerji kullanımı bakımından iyi bir performans olduğu anlaşılabilir. Kaldı ki bendeki cihazda ekran aydınlatmasını kapatmak mümkün değil. Toplam 7-8 gecede 9 farklı ülke ile, 20m ve 40m bantlarında 16 QSO yapabildim. CW çalışmak için cihazın kendi anahtarlama özelliği var, gayet de iyi çalışıyor. Türkiye'ye gelip giderken ağırlık taşımamak için 3 boyutlu yazıcıda bastırıp parçalarını birleştirmiş olduğum basit çırpma manipleyle bile sorun yaşamadım. Ayrıca ister Arduino IDE aracılığıyla, ister doğrudan belleğine CW mesajlar kaydedip sonra tek bir butona basarak gönderebilirsiniz. 

Cihazın tek yant bant modülasyonu (SSB) ilgili birşey söyleyemeyeceğim. Yanımda mikrofon olmasına rağmen kullanmadım. Geçmişte düşük güçle epeyce ses haberleşmesi yaptım, artık saatlerce bağırmak hoşum gitmiyor :) Yalnız zaman zaman başkalarının haberleşmelerini dinledim ve ses kalitesinin biraz düşük olması haricinde bir sorun yaşamadım. 


Gümüşlük sırtlarından Ege'de gün batımı, tabii 5m'lik olta kamışı
ve dipol anten de manzaraya dahil!


En düşük SWR'yi ararken manzaraya dalmak...


Kahvaltı sonrası denize nazır QSO!


uSDX'i ilk defa denediğimde birazcık sağır olduğunu düşünmüş, hatta bir üniversitede RF laboratuvarındaki bir amatör arkadaşımın yardımıyla hassasiyetinin -115 dBm olduğunu saptayıp bunu olumsuz bir durum olarak nitelendirmiştik. Bu yaz, internet forumlarında okuduklarımın da etkisiyle cihazdaki otomatik kazanç denetimini (AGC) kapatınca bu durumun etkisi biraz azalıyor. Aynı şekilde gürültü azaltma özelliği (NR) de menüden kapatılınca önceden zayıf gelen istasyonları da duyar hale geliyorsunuz. Tabii AGC kapanınca zaman zaman sesi elle açmak kapatmak zahmeti doğuyor ancak ben bunda bir sakınca görmüyorum. Çok güçlü gelen bir istasyon olursa da bunu yine menüdeki zayıflatıcıları devreye alarak bastırmak mümkün ama benim QSO'larım genelde kısa sürdüğü için deneme yapmak dışında bu işlevle hiç oynamadım. Kulağımı rahatsız edecek ya da cihazın sağlıklı işlemesine engel olacak kadar güçlü bir istasyonla çok da sık karşılaşmadım zaten. Bir de şunu hatırlamak gerek: -115 dB, S-metrede S2'ye denk geliyor, bir çok seri üretim ticari alıcının ise hassasiyeti -120 dB, yani S1'e yakın. Tabii ki hassas bir alıcı çok önemli ama, elimdeki 2-3 W çıkan cihazla S1 gücünde gelen istasyonu duyup da ne yapacağım ki? Cevap versem zaten % 99  o beni duymayacak... Dolayısıyla "-115 dB neyime yetmez?" diyerek yola devam ettim.

Bence yaşadığım tek gerçek sıkıntı, ikide birde başlayan yüksek frekanslı bir sesti. Ne kadar uğraştıysam da bu ıslık sesinin çıkmasına bir türlü engel olamadım. Cihazı açıp bir süre sorunsuz olarak bandı dinleyebiliyordum ama ne zaman (herhangi) bir düğmeye bassam ıslık başlıyordu. Almayı bir yana bıraktım, gönderme yaparken bile durmuyordu. Cihazın yazılımının farklı versiyonlarını denedim, bu versiyonları Arduino IDE'sinin farklı versiyonları ile yükledim, menü seçimlerini değiştirdim, sesin ATMEL mikrodenetleyicinin yetersizliğinden kaynaklandığını düşündüğüm için gereksiz saydığım tüm işlevleri devredışı bıraktım, ama kar etmedi... 

Son çare olarak Barbaros Bey'e fikrini sordum, önce o da durumun çipin kapasitesiyle ilgili olabileceğini düşündüyse de sonra çok önemli bir şeyi hatırladı: Cihazın kulaklık çıkışına giden devre yolunda, ses seviyesinin aşırı yükselmemesi için 470 Ω 'luk bir direnç vardı! (hoparlör çıkışında yok). O direnci kaldırırsam, gelen işaretleri duymak için sesi 14-15 düzeyine kadar arttırmak zorunda kalmayacağımı, söz konusu ıslık sesinin ses potunun çok açılmasıyla çıkabileceğini belirtti. Tabii elimde ne havya ne de başka bir gereç vardı. Ben de bir parça çok damarlı hoparlör kablosu buldum, damarlardan birini ayırıp plakete dik monte edilmiş direncin iki bacağının etrafına bir cımbız yardımıyla dolayarak direnci kısa devre ettim. Kulaklığı takıp deneyince gördüm ki sesi 8-9 seviyesine açmam, herşeyi duymam için yeterli oluyor, bizim ıslık sesinden de eser kalmadı!

Kısa devre ettiğim 470 Ω direnç. Şimdi bunun yerinde 47 Ω'luk bir tane var.

Anlayabileceğiniz gibi tatilde uSDX'e epeyce ısındım. Yalnız aklıma takılan 2 nokta vardı, birincisi kulaklık çıkışındaki iptal ettiğim 470 Ω 'luk direncin yerine 47 Ω 'luk bir direnç takmak, ikincisi de elimdeki cihazı 4 bantlı, ve filtreler arası geçişi otomatik yapacak hale getirmekti. Birincisi üzerine birşey söylemeye gerek yok. İkincisine gelince gerekçem şuydu: Bendeki 3 bantlı uSDX'te (7, 10, 14 MHZ) bantlar arası geçiş yaptıktan sonra arkadaki 2 tane SMPS anahtarla doğru filtreyi seçmek de gerekiyordu. Bu biraz bıktırıcı bir durumdu -en azından benim için- çünkü anahtarların konumunu değiştirmeyi unutuyordum. Halbuki Barbaros Bey buna çoktan bir çare bulmuş ve ANTRAK'ın web sayfasında yayınlamıştı: İsterseniz 4, isterseniz 8 bant için alçak geçiren fitreleri, geçişleri yapacak röleleri ve diğer parçaları alacak birer çıkış katı plaketi... 

Türkiye'de tesadüfen Internet'te bulduğum çıkış katı plaketi


Yeni çıkış katı tamamlanmış ve ana plaketin üzerine yerleştirilmiş


Denemeler: Röleler çalışıyor!


Kanada'ya döndükten sonraki ilk işim, tasarımını Barbaros Bey'in yapmış olduğu 4 bantlı çıkış katını yapmak oldu. Internet'te gezinirlen güzel bir rastlantıyla bu plaketleri Türkiye'de bastırıp satan birini bulmuş ve geri dönmeden almıştım. Geriye malzemeleri toplamak ve tabii toroid'leri sarmak :) kalmıştı. Birkaç akşamda devreyi tamamladım, yapımla ilgili ayrıntı vermeyeceğim çünkü sağolsun Barbaros Bey bütün bilgileri özenle vermiş ilgilendiyseniz ANTRAK'ın sayfalarına mutlaka bakmanızı öneririm. Yalnız bu "quad band" versiyonu yapacaksanız, iki uyarı: İlk olarak, 4 bantlı çıkış katını taktıktan sonra, diğer bantlarda yalnızca gönderme değil, dinleme de yapamıyorsunuz çünkü yazılım, seçtiğiniz bantlar dışında röleleri harekete geçirmiyor.  İkinci olarak da, cihazın dinleme sırasında çektiği akım artıyor (bendeki örnekte 100 mA oldu). 

Benim yeni çıkış katına filtre eklemek için seçtiğim amatör bantlar 40m, 30m, 20m ve 17m oldu. 40m ve 20m zaten en popüler bantlar. Diğer iki bant dikkat ederseniz yarışma yapılamayan WARC bantları. Frekans aralıkları dar vb. ama en azından benim gibi yarışma sevmeyenlere bu seçenek var! Neyse devam edeyim: Çıkış katını tamamlarken önce filtreleri yaptım ve NanoVNA ile frekans tepkilerine bakarak kontrol ettim. Fotoğraflarda görebileceğiniz gibi bunlar 2. harmonik için optimize edilmiş alçak geçirgen filtreler. Filtrenin geçirgenliği 2. harmonik ve yakınında en aza düşüyor, sonra tekrar yükseliyor. Büyük olasılıkla kullandığım parçaların kalitesi(zliği)ne bağlı olarak her bantta en yüksek bastırmayı alamadığımı düşünüyorum ama dört bant için 2. harmonik 35-45 dB arası bastırılıyor, en yüksek çıkış gücünün 4-5 Watt olduğunu düşünürsek çok kötü değil.

Yeni filtreleri ve çıkış katını tamamladıktan sonra ilk işim her bantta çıkış gücünü ölçmek oldu. Beklediğimin çok altında rakamlar görünce epey bir hayal kırıklığına uğradım:

Farklı gerilim düzeylerinde bantlara göre çıkış gücü, ilk ölçüm

Fakat özellikle 30m'de çıkış seviyesinin 40m'ye göre daha yüksek olduğunu görünce bunun filtrelerle ilgili bir sorun olduğunu düşündüm. Biraz araştırdıktan sonra DL2MAN'ın tarif ettiği biçimde her filtredeki birinci toroid nüvedeki sarım aralıklarını değiştirerek en yüksek çıkış düzeyini elde ettim.

Filtreler tekrar ayarlandıktan sonra

Bu iş bittikten sonra işarete bir de FFT ile bakmak istedim. Görebildiğim tek sorun, 40m bandında 3. harmoniğin yeterince bastırılmıyor oluşu. Yeterince değil derken, -36 dB makul kabul edilebilir ama tam güçle çıkarken (4,5 W) 20m bandında bir yerde de 1 miliwatt civarı çıkış yapacağım demektir. Bu sorunla fırsat bulunca tekrar uğraşacağım. 

Belirtmiş olduğum gibi, uSDX'i SSB veya dijital modlarla kullanmadım ancak bir çok amatörün bu modlarda da uSDX ile haberleşme yapmakta olduğunu görüyorum. Zaman olursa bunlarla da denemeler yapacağım ama öncelik telgraf. Cihaz özelliklerle maliyeti ve boyutu karşılaştırıldığında gerçekten de mucize gibi. Özellikle yolculuk, doğa faaliyetleri (kamp, tırmanış, SOTA vb.) gibi durumlar için çok uygun olduğunu düşünüyorum. 


EKLEME: Bu yazıyı yazdıktan iki hafta kadar sonra ölçümleri yaptığım osiloskop probunda bir sorun olduğunu farkına vardım. Lütfen bununla ilgili yaptığım düzeltmeyi de okumayı ihtmal etmeyin.



















22 Ekim 2023

LONGUEIL AMATÖR TELSİZCİLİK ŞENLİĞİ

LONGUEIL HAMFEST





Kanada amatör telsizcilik açısından hareketli bir ülke sayılır. Benim bulunduğum Quebec eyaletinde irili ufaklı elliye yakın klüp var. Bunların bazıları yılda bir "hamfest" denilen ve odak noktasını bitpazarlarının oluşturduğu buluşmalar düzenliyor. Bu yazıda söz edeceğim buluşma da Montreal Güney Kıyı Amatör Radyo Klübü'nün "şenliği". Montreal sınırları içinde yanılmıyorsam her yıl bunun gibi 3 buluşma oluyor ama Longueil (okunuşu: longöy) şenliği içlerinde en büyüğü. 

Tüm buluşmalarda işleyiş aynı zaten. Mutlaka uygun bir park yeri olan bir mekan seçiliyor (mahallenin ortak faaliyet merkezi, bir kilisenin ek binası vb.) Sabah 7:00-8:00 arası satış yapacaklar için giriş ve tezgahları hazırlama zamanı. 8:00'den sonra da kapılar tüm gelenlere açılıyor. Genelde girişler 5-10 Kanada Doları. Bu ücrete bir çekiliş bileti de dahil. Katılımcı firmaların veya düzenleyen amatörlerin bağışladığı malzemeler şenliğin sonunda bir çekilişle dağıtılıyor. Seçilen mekana göre bir köşede kahve, sandviç gibi şeyler de satılabiliyor, bunların da gelirini yine klüp alıyor. Saat 11:00-12:00 arasında da etkinlik bitiyor.

Elden çıkarmak istediğiniz malzemeleri bir masa kiralayarak satabilirsiniz. Bunun için 10-20 Kanada Doları civarında ücret ödemeniz gerekiyor ama en azından ayrıca giriş ücreti ödemiyorsunuz. Geçen yıl 3 arkadaş bir masa kiralayarak hem kullanmadığımız malzemeleri sattık, hem de sürekli ayakta dolaşmaktan kurtulduk. 

Longueil, Montreal'in doğu kıyısının karşı tarafına düşen bir "ilçe" (diyelim). Tuhaf bir biçimde Montreal'liler doğuya "güney", batıya da "kuzey" demeye alışmışlar ve bu nedenle de Longueil'den "güney kıyısı" olarak söz ediyorlar. Bu yılki şenliğin mekanı da işte bu Longueil'de bir bingo salonuydu. Yanlış okumadınız, bingo, Türkçesiyle "tombala". Dünyanın başka yerlerini bilmiyorum ama Kuzey Amerika'da tombala ciddi bir iş (!) öyle bizim yılbaşlarındaki tombalanın aksine bir çeşit kumar. Neyse konumuza dönelim, bizim amatör telsiz şenliğinin mekanı da oldukça büyük (bir buçuk basketbol sahası kadar) bir bingo salonuydu; hatta ödül dağıtımında da kazananları salonun çekiliş makineleri ile belirlediler :)

Ben saat 9'da mekana vardım, yaklaşık 2 saatte bütün masaları (yalnızca satıcılar değil, klüpler, kurum ve kuruluşlar da oluyor) 2 defa turladım. Genelde birkaç tanıdığa da rastlayıp sohbet ediyorsunuz tabii. Ancak ne yazık ki manzara, Almanya, Fransa ya da ABD'de gördüğümden farklı değil: En genci 40'lı yaşlarda, beyaz saçlı ya da saçsız erkeklerden oluşan bir kalabalık... Ne yazık ki radyo haberleşmesi artık pek ilgi çekmiyor, dolayısıyla da gerek klüplerde, gerekse de faaliyetlerde yeni kuşakların temsilcileri çok azınlıkta. 

Her zamanki gibi masaların çoğunda fazla malzemelerinden kurtulmak isteyen amatörler vardı. Yeni malzeme satan profesyonel ve/veya kurumsal satıcılar da bulunuyordu. Benim gözüm hep bana bir proje olacak (onarım, restorasyon) eski cihazlarla, kolay kolay bulamayacağım parçalarda oluyor. Nitekim daha girişimin üzerinden 10 dakika geçmeden en sevdiğim eski el telsizlerinden biri olan Yaesu FT-470 karşıma çıktı. Fiyat? 40 dolar, ama pazarlıkla 30 oldu ve çantamı boyladı. Bu yıl zevkli bir projeye dönüşecek.  Bunun gibi bir-iki alışverişim daha oldu, hatta çok sevdiğim Forest Mimms'in ve Doug DeMaw'un birer kitabını da tanesi 1 dolar gibi gülünç bir fiyata aldım. 


Evet, fiyata mikrofon da dahildi. 

İnsan kendini durdurmasa, eve bir kamyon hurda ile dönmesi işten bile değil. Ben bu hakkımı Dayton'a saklıyorum :) bakalım ne zaman kısmet olacak. Sizi fotoğraflarla baş başa bırakayım.