25 Aralık 2022

ŞEBEKE İÇİN BİR RF ŞOK BOBİNİ


 AN RF CHOKE COIL FOR MAINS 




Mütevazi istasyonumdaki RF girişim sorununu çözmek için antenle, telsiz arasına RF iletim hattı üzerine yerleştirilecek bir şok bobinini nasıl yaptığımı anlatmıştım. Bulunduğumuz apartman dairesinden, başka bir daire taşınıp da yeniden istasyon kurunca aynı sorun karşıma tekrar çıktı. Tek fark, girişimden etkilenenin güç kaynağı olmasıydı. Çıkış gücümü 50W'tan fazla arttırırsam -özellikle 70W ve üzerinde- zaman zaman manipleye bastığımda güç kaynağı korumaya geçiyordu. 

Bu duruma yol açanın kurduğum düzen olduğunu düşündüm. Telsiz masasından balkona giden RF iletim hattı ve stepper motor kontrol kablosu, başka çare olmadığı için iyine masaya kadar gelen elektrik kablosuyla 5 metre boyunca paralel uzanıyordu. Bu kablo da istasyondaki tüm aletlerin bağlı olduğu bir çoklu prizle sonlanıyordu. Başka bir deyişle, RF iletim hattı (ve olasılıkla kontrol kablosu) bu uzun elektrik kablosuyla kusursuzca kuple oluyor ve istenmeyen tüm akımlar hiç zahmetsizce (!) çoklu prize ulaşıyordu. 

Daha önce RF iletim hattı için yaptığım şok bobininden AC güç hattı için bir tane daha yapabileceğimi düşündüm. Internette araştırma yapınca bunun oldukça yaygın bir uygulama olduğunu fark ettim. Nitekim yeri gelmişken mutlaka GM3SEK Ian White'ın web sayfasına bakmanızı öneririm, çok yararlı bilgiler var. 

GM3SEK'in tavsiyesi özetle RF iletim hattının antene bağlandığı yere, RF iletim hattının istasyona (tuner veya telsize) girdiği yere ve şebeke güç kablosunun istasyona vardığı yere olmak üzere 3 adet şok bobini kullanmak. Sayfanın tamamını okumasanız bile, şu kısa sunumu (zaten çoğunlukla görsellerden oluşuyor) mutlaka görün derim, aşağıdaki şemayı da oradan aldım.


31 Mix ile yapılmış nüve kullanarak 3 şok bobini ile RF girişimlerini
büyük orada azaltmak mümkün. Kaynak: GM3SEK



Şebeke için güzel bir uygulama örneği. Kaynak: M0NWK



GM6DX'in özenle hazırlanmış filtresi. EMI filtresinden sonraki
ilk (büyük) bobinin tur sayısı 3,5-10 MHz için, ikincininki (çift nüve) ise 14-30 MHz
için hesaplanmış. GM6DX çok ayrıntılı bir yapım rehberi de hazırlamış.


Böylece gerek GM3SEK, gerekse başka amatörlerin yaptığı uygulamaları örnek alarak ben de istasyon masasına gelen kablo ile,  çoklu prizin arasına takabileceğim bir şok bobini yapmaya karar verdim. İşi kolaylaştırmak ve maliyeti de biraz düşürmek için elimdeki halka nüveye, 110V-13A 1,5m uzunluğunda topraklı bir uzatma kablosunu sardım. Kablonun bir ucundaki "dişi" konnektörü kestim. İletkenlerden birini soydum. O iletkene ve "erkek" konnektörde ona denk gelen uca birer SMA konnektör lehimledim. Kabloyu halka nüveden (Fair-Rite 2631803802) geçirdikçe NanoVNA ile zayıflatmanın ne kadar değiştiğine baktım. 


Bobin test edilirken

0-30 MHz aralığında zayıflatma


Kutulama sırasında


NEMA 5-15R tipi (K.Amerika) priz 


Kapağı kapatmadan önce

Kablo, kılıflı olduğu için nüvenin içinden 11 turdan fazla geçirmeme izin vermedi. Buna rağmen 0-30 MHz aralığında en düşük bastırma 30 dB! Benim çalıştığım frekanslarda (7, 10, 14 MHz) daha da fazla... 

Ölçümlerden sonra, kablonun kestiğim ucundan çıkan iletkenleri (faz, nötr ve toprak) gerektiği şekilde NEMA 5-15R tipi bir prize bağladım ve kutulamayı tamamladım.

Son bir aydır bu filtre ile çalışıyorum, güç kaynağı bir defa bile kapanmış değil. Elimde bir nüve daha var, onu da antene giden kontrol kablosu için kullanacağım, böylece RF girişim sorunumu çok azaltacağımı düşünüyorum.



24 Aralık 2022

LECROY PP005 PROBUN TAMİRİ

REPAIRING THE LECROY PP005 PROBE 


LeCroy PP005

2014'te kullanılmış fakat bant genişliği 500 MHz olan güzel bir dijital osiloskop almıştım. Tabii o cihazla kullanmak için 500 MHz'lik doğru dürüst problar almak da gerekti. Şansıma, o aralar ABD'ye seyahata giden bir arkadaş oldu. Bunu fırsat bilip Ebay'da araya araya "hiç kullanılmamış eski stok" (new old stock, NOS) diye ilan verilmiş olan bu LeCroy probu buldum, iki tane ısmarladım. Elime geçince de çok sevindim çünkü gerçekten satıcının tarif etmiş olduğu gibi, hiç kullanılmadan paketlerinde beklemiş oldukları anlaşılıyordu. Ne silikon kısımlarında bir sertleşme, çatlama, ne de metal parçalarında korozyon vb. vardı. Her probla beraber farklı uç koruyucuları, kıskaçlı uç, yedek yüksek ve alçak frekans uçları, plastik ayar tornavidası, yüksek frekans için toprak bağlantısı ve prob ucu için BNC adaptör de gelmişti.

Genel kültür olsun diye yazayım: Şimdiki adıyla Teledyne-Lecroy (teledayn-likroy) 1964 yılında kurulmuş bir Amerikan test ve laboratuvar aletleri firması. Osiloskoplara meraklı olanlar, LeCroy'un sarı-turuncu renk fosforlu ekranlarını iyi hatırlayacaklardır. Bu aldığım prob da aslında 9300 serisinin tamamlayıcısı. Şu sayfada 9300 serisinden güzel bir örneğin ayrıntılı incelemesini görebilirsiniz Zaman zaman hem ticari ilanlara, hem de ilgili forumlara vb. bakıp fikir edinmeye çalışıyorum. Gerçekten gelişmiş cihazlar ve dahili yazıcısı olan modelleri bile var (ekran görüntüsünü basmak için öyle HP'deki  gibi GPIB'le falan yazıcıya bağlamaya gerek kalmıyor). 

 

LeCroy 9304A, 200 MHz bant genişliği, 100 Ms/s örnekleme. 
Fotoğraf: Ralf Richard Ohmberger'in web sayfası


İşin doğrusu çok yüksek frekanslarda çalışacak olsaydım, bu firmanın LC, LT serilerinden kullanımış bir osiloskop alırdım. 300-500 Amerikan dolarına 1GHz bant genişliği olan bir tane bulmak mümkün. Dahası, sanıyorum LT ve daha yeni serilerde VGA çıkış da var, monitörü (evet bunlardaki salt katod tüpü değil, VGA monitör) bozuk, yanık vb. olsa bile bir mesela bir LCD bilgisayar monitörü bağlayıp rahat rahat kullanabiliyorsunuz. Neyse, konu dağılıyor :) benim söyleyeceğim şey şuydu: Elbette bu firmanın aktif, pasif gerilim probları, akım probları gibi, ürettiği ölçüm aletleriyle kullanılmak üzere tasarlanmış yan gereçlerden oluşan geniş bir ürün yelpazesi var. Benim aldığım problar de bu ürünlerden biriydi işte.


Kırmızı trimmer kondansatörü öldürmüşüm...


Tekrar bozulan proba döneyim. Bu yıl elden düşme bir dijital osiloskop alınca, onu LeCroy problarla kalibre etmek istedim. Bir tanesi sorun çıkarmadı. Fakat yazının konusu olan probun kapasitif kompanzasyon ayarını yapaken bir de gördüm ki, probun dibine, hatta osiloskoba sertçe elim çarparsa ayar bozuluyor, ekrandaki kare dalga sinyalin şekli değişiveriyor... Plastik tornavidayı ayar deliğie soktum, biraz "itip kakınca" yine aynı şey oldu. Probun konnektör tarafını açtım, ayarını yaptığım minyatür değişken kondansatöre baktım. Büyük olasılıkla bu ya da bundan önceki ayar sırasında tornavidayı fazla bastırdığımdan rotor plakası işlevini yitirmişti. Olduğu yerde durmuyor, sert bir titreşimde hareket ediyordu. 

Biraz canım sıkılmış olsa da, sorunun kaynağını anlamış olmanın rahatlığıyla hemen Internet'e girdim. Araya araya aynı tip sığalardan buldum. 5-20 pF gibi bir değer aralığı işimi görecekti. "Tamam ısmarlar değiştiririm" derken birden hatırladım ki bu sığanın çalışabileceği en yüksek gerilimin, probunkinden daha düşük olmaması lazım... Oysa bulduklarım 25V, 50V, çok çok 100V'luktu. Tek tek bildiğim bütün satıcıların stoklarını yokladım. En son, Digikey'de makul fiyatlı, 500V'luk fakat şekil olarak biraz daha farklı SMD tip sığalar buldum. Boyutları probun üzerindekinden biraz daha küçük ama bağlantı noktaları plaketteki lehim yerlerine denk gelecek kadar da büyüktü. 

Üstte bozduğum sığa (Murata)
altta onu değiştirdiğim sığa (EW Electronics)


Plaket temizlendikten sonra


Yeni kondansatör yerine lehimlenmiş


Kompanzasyondan sonra


Ismarladıktan birkaç gün sonra konsansatörler geldi, nihayet bir cuma akşamı önce eskisini plaketten söküp yerini temizledim, arkasından da bunu lehimleyip konnektörü kapattım. Probu tekrar osiloskopa bağlayıp kompanzasyona baktım. Ayar, bıraktığım gibi kalıyordu. Kalibrasyon işlemlerini tamamladım ve probu kılıfına geri koydum.  Değerli bir malzemeyi -özellikle dikkatsizlik veya özensizlik yüzünden- yitirmekten hoşlanmıyorum. O nedenle sorunu bu şekilde çözebildiğime memnun oldum.

EKLEME (25 Kasım 2023): Lütfen bu probun ayarlarının nasıl tamamlandığını da bu yazıda okumayı ihmal etmeyin. Herşey burada anlattığım kadar basit değilmiş meğer! 73 :)





05 Kasım 2022

HP DPS-460 SUNUCU GÜÇ KAYNAĞI

 HP DPS-460 SERVER POWER SUPPLY


HP DPS-460 sunucu güç kaynağı, burada Anderson 
güç konnektörleri takıldıktan sonraki ilk halini görüyorsunuz

Doksanlı yıllarda eski bilgisayar güç kaynaklarından el telsizlerini çalıştırmak için ya da "laboratuvar güç kaynağı" elde etmek için epeyce kurcaladığımızı hatırlıyorum. Kendi adıma denemelerim hep hüsranla sonuçlanmıştı, kaç değişik güç kaynağı denediysem de o korkunç gürültüden asla kurtulamadım, özellikle de VHF ve UHF'de... Bir diğer sorun da bu kaynaklarda gerilim ve akım düzeylerinin kontrol edemiyor olmaktı. Çoğu telsiz cihazı en yüksek çıkış için 13.8V gerektirirken, kişisel bilgisayardan "geri kazandığımız" bu güç kaynakları en fazla 12V gerilim sağlayabiliyordu.

Sonradan bu sorunların üstesinden nasıl gelindiğini gördüm ama yine de uzun zaman RF gürültüsü yüzünden sadece bilgisayar güç kaynaklarından değil, genel olarak anahtarlamalı (switch mode - SMPS) tüm kaynaklardan uzak durdum. İyi bir güç kaynağının yalnızca klasik, transformatörlü bir kaynak olabileceğini düşünüyordum. 2000'lerin ortalarında önce uzaktan kumandalı model araç Internet forumlarında, sonra elektronik ve amatör telsizcilik forumlarında "sunucu güç kaynağı"  (server power supply) diye bir SMPS tipi görmeye başladım. Başka şeylerin yanı sıra HF'te 80m,  160m bantlarında bile girişime neden olmadıklarından söz ediliyordu.

Sonra kısmet oldu, Almanya'ya Friedrieschafen amatör radyo şenliğine gittim (o ziyarete ayrıca bir blog yazısı ayırmak gerekir). Orada bir satıcının akımına göre 8 ila15 Avro'ya -evet karpuz gibi- bu sunucu güç kaynaklarından sattığını gördüm. Konnektör bağlantı şemasını da veriyordu. Neyse 8 Avro'ya kıydım (!) ve 58 Amper'lik bir güç kaynağı ile Türkiye'ye döndüm. Tabii HF telsizler ile kullanarak bol bol deneme de yaptım ve gördüm ki gerçekten de gürültüsü yok. Üstelik de büyüklük  ve ağırlık olarak, aynı akımı sağlayabilecek bir transformatörlü telsizin dörtte biri kadar. Kısa devre koruması da cabası...

Bu deneyimden cesaret alıp Jetstream firmasının küçücük SMPS'lerinden birini sipariş ettim. Neredeyse el kadar güç kaynağı 25 Amper sürekli akım veriyordu ve kullandığım hiçbir bantta girişim yapmıyordu. K.Amerika'ya taşınınca da bu tip güç kaynaklarıyla devam ettim. Bir başka amatörün hediyesi olan arızalı bir MFJ SMPS'yi onardım (28 Amper) hatta bir iki de yararlı ekleme yaptım ve hala kullanıyorum. Kısacası, ikna olmuş bulunuyorum!

Gelelim bu yazıdaki güç kaynağının hikayesine. Geçenlerde yeni bir eve taşınıp da hobi masası ile telsiz istasyonunu ayırmak zorunda kalınca, ikinci bir güç kaynağı almak gereği doğdu... Gel gör ki,     amatör telsizcilik malzemesi olarak satılan 25-30 Amper'lık güç kaynakları 120-250 Kanada doları arası fiyatlarla satılıyor (salgından sonra iyice pahalılanmış). Haftada bir defa en fazla 2-3 saat kullanacağım bir gerece bu kadar parayı vermek istemedim. Doğal olarak aklıma, Almanya'dan aldığıma benzer bir sunucu güç kaynağı bulmak fikri geldi. Önce forumlara bir göz gezdirdim, üç önceliğim vardı:

  • Çok kişi tarafından denenmiş, bilinen bir marka-model olmalıydı.
  • Çıkış bağlantıları, çalıştırmak için hangi bacakların kısa devre edileceği gibi bilgiler bulunabilmeliydi.
  • Mümkünse gerilimin 13.8 V'a nasıl çıkarılacağının bilgisi mevcut olmalıydı.
Bu şekilde Ebay'da arayarak, yine zaten daha önceden de bildiğim HP marka, DPS serisinden bir güç kaynağı seçtim: DPS-460. Bunlar gerçekten çok popüler (özellikle DPS-750). Yukarıda fotoğrafında görebileceğiniz gibi, bu en fazla 38 Amper akım verebilen fakat boyut olarak çok küçük (neredeyse bir elime sığıyor) bir SMPS. Posta ücreti dahil maliyeti 32 Kanada doları oldu. 

Güç kaynağı elime geçtikten sonra önce güç konnektöründeki 1.ve 4. uçları (devre yolları) bir tel lehimleyerek çalıştırdım. Bu iki ucu kısa devre etmeyince kaynak açılmıyor. Zaten sonradan bunların arasına minyatür bir anahtar lehimledim.

DPS-460'ı çalıştırmak için kısa devre edilecek uçlar. 
"Üstten ve karşıdan bakarken": Yukarıdaki birinci fotoğraftaki gibi


Ardından, gerilimi yükseltebilmek için Simon Wyss'ın web sayfasında ayrıntılı olarak anlattığı gibi devrede küçük bir değişiklik yaptım. Fotoğrafta göreceğiniz 9,9 kΩ'luk direnci, 10 kΩ olan bir dirençle değiştirince, hem yandaki ayar potansiyometresi ile çıkış gerilimini yükseltmek olanaklı (bu değişiklik yapılmazsa en fazla 12,8 V'a ayalanabiliyor).


Dış kasası açılmış halde DPS-460 


İlk anda söz konusu direnç 0402 SMD olduğu için biraz canım sıkıldı. "Öff şimdi 100'lük şerit mi alacağım yahu" vb. derken aklıma birkaç gün önce söktüğüm bir Bluetooth hoparlör geldi. Devre kartını paraçalar işime yarayabilir diye saklamıştım. Gerçekten de karta büyüteçle bakınca 10kΩ'luk SMD dirençler gördüm, hem de 0402 kılıfta! Şansıma bir tanesi tam 10,02 kΩ gibi bir değerdeydi. "İncitmeden" hem onu, hem de güç kaynağının plaketindeki direnci yerinden söktüm, sonra 10kΩ'luk olanı SMPS plaketine lehimledim. Gerilimi 13.5 V'a getirip bıraktım.


9,9 kΩ'luk direnç en sağdaki trimpotun sağındaki


Yalıtkan kaldırılmış olarak aynı yer


Neden 13.5V diye soracak olursanız: Simon'ın ifadesine göre bu güç kaynağı 14V'ta koruma düzenine geçip kendini kapatıyor. Dolayısıyla gerilimi 14V'a çok yakın bir seviyeye ayarlayınca, ani ve yüksek güç çekildiğinde koruma tetiklenebiliyor. O nedenle telsizin çıkış gücünde % 3,2 gibi önemsiz bir düşüş olmasını kabul ederek 13.5V kullanmayı tercih ettim. Takiben, büyük, tel sarımlı seramik direçlerden yapmış olduğum bir suni yük ile yüksek akım verip veremediğine ve ansızın güç çekilince kapanıp kapanmadığına baktım. Bir sorun yoktu, soğutma fanı da olması gerektiği gibi devreye girip çıkıyordu.

Gerilimi ayarladıktan sonra bu defa konnektördeki negatif ve pozitif uçlara Anderson güç konnektörleri lehimledim (bunlarda da her biri 0,5 mm'lik damarlardan oluşan birer kablo parçasına lehimli). SMPS'yi sağlıklı bir biçimde açıp kapatabilmek için 1. ve 4. uçlarındaki (bkz. yukarıdaki grafik) teli minik bir anahtarla değiştirdim. Son olarak da hem konnektöre kazara temas olmasın, hem de darbelere karşı korunsun diye pleksiglastan kabaca kestiğim ve epoksi ile birleştirdiğim bir yarım koruma kutusu yapıp taktım. Sonucu fotoğraflarda görebilirsiniz.


Pleksi koruma ile


Bu güç kaynağını şu ana kadar HF telsizim ile sorunsuz olarak kullandım. Bence fiyatına göre çok iyi bir malzeme. Daha fazla akım gerekirse de yine aynı seriden bir tane alacağımı düşünüyorum.










25 Eylül 2022

ESKİ TELSİZLER İÇİN ARDUİNO İLE CTCSS TON KARTI

CTCSS TONE BOARD WITH ARDUINO FOR OLD TRANSCEIVERS


Ton kartı, KDK SR-144'e yerleşmek üzereyken. Dikkat ederseniz 
elektrolitik sığaların hepsi siyah renk. Bu fotoğraf
sığalar değiştikten sonra çekildi.


Bitpazarından almış olduğum KDK FM-144 telsizin CTCSS ton işlevi olmadığı için o cihazla hiçbir röleyi kullanamadığımı ilgili yazımda anlatmıştım. Telsizi çalışır hale getirdikten kısa süre sonra CTCSS ton kartı konusunu da halletmeye karar verdim. Yapımı kolay bir ton kartı aramaya başladım. Cihazı evimden çıkarmak, araca monte etmek, başka bir mekanda kullanmak gibi bir derdim yoktu. "Elektronik tezgahının rafında kalır, bir projeyle uğraşırken  belki bir arkadaşla selamlaşırım" diye düşünüyordum. Kullanacağım 3 röle de aynı CTCSS frekansını kullanıyordu (103.5 Hz). Salt bu frekansta ton üreten bir kartın yeteceğine karar verdim.

Önce 555 tümleşik devresiyle yapan var mıdır diye baktım, sonra aklıma Arduino geldi. "Altı üstü düşük frekanslı bir sinyal, hem Arduino da kare dalga üretiyor" diyerek Arduino ile yapılmış CTCSS örnekleri buldum. Olabilecek en sade devre ON7GF'nin tek frekansta ton üreten devresiydi, onu yaptım. Aşağıda biraz ayrıntı vereceğim ama isterseniz önce CTCSS nedir biraz ondan söz edelim. Teknik olarak ilginç bir konuymuş, doğrusu ben biraz hafife almışım. 

CTCSS, İngilizce "Continuous Tone-Coded Squelch System" teriminin kısaltması. Sürekli Ton Kodlamalı Susturma Sistemi olarak dilimize çevirsek olur mu, ne dersiniz? Çok önemli değil, nasıl olsa İngilizce kısaltmasını kullamnaya devam edeceğiz. Neyse, CTCSS radyo haberleşmesinde duyulmak istenmeyen kullanıcılardan bizi kurtarmak için geliştirilmiş bir "bant içi" (in-band) işaret gönderme sistemi. Bant içi denirlen kastedilen, bir kontrol işaretinin, o anda haberleşme yapılan kanalda gönderiliyor olması. Zaten bu nedenle kullanıcılar işaretin farkına varabiliyorlar. Camilerdeki ses sistemlerini uzaktan açıp kapamak için kullandıkları DTMF tonlarını duymamız gibi.

Bu teknolojiyi ilk olarak Motorola firması "Private Line (PL)" (özel hat) adıyla pazarlamış, hem de 1950'lerde. Aslında yanıltıcı bir isim çünkü bu bir bir şifreleme vb. sistemi değil ve hiçbir şekilde haberleşme gizliliği falan sağlamıyor (böyle olduğunu sanan amatörlere rastlamışlığım var). Şu güzel yazıda belirtilmiş olduğu gibi, Aslında sadece "seçici bir kulak tıkacı" (!) 

CTCSS tonları 67 ile 257 Hz arasında, toplam WW tane. "Sub-audible", Türkçe'siyle insanın duyma eşiğinin altında olarak nitelendirilse de aslında duyulabilir tonlar. Fakat normal bir ses seviyesinde dinletilirse zorlukla duyulabilecek alçak frekanslarda... Bu tonlar göndermede vericideki bir ton üreteci ile üretiliyor. İşarete çok düşük bir seviyede ekleniyor ki (encoding) insan kulağı mümkün olduğu kadar duymasın.  Karşı taraftaki alıcıda ise çok dar bantlı bir bant-geçiren filtre, gelen radyo sinyalindeki CTCSS tonunu ayıklıyor, doğru akıma dönüştürüp telsizin sesini açan devreleri tetiklemek üzere iletiyor (decoding). Eğer ayarlanan ton, gelen sinyalde yok ise alıcımız squelch'ini açmıyor, böylece istemediğimiz istasyonları (en azından bir bölümünü) ve başka girişimleri (enterferans) duymak zorunda kalmıyoruz. 

Özellikle rölelerde kullanılacak CTCSS tonlarını dikkatle seçmek gerekiyor. Kulakla duyulmasın diye mümkün olan en düşük frekansı seçebilirsiniz ama bu durumda siz mandala bastıktan sonra rölenin tetiklenmesi daha uzun sürüyor (periyod = 1/frekans). Röle önce kendi frekansındaki taşıyıcıyı duyuyor, sonra tonu çözüyor, ancak ondan sonra göndermeye geçiyor. Buna bir çözüm alma ve gönderme arasındaki bekleme süresini arttırmak, böylece mandala bastıktan hemen sonra söyleyeceğimiz hecelerin kesilmesini önlemek. Ama daha zarif bir çözüm biraz daha yüksek frekanslarda bir ton seçmek olabilir (100 Hz - 150 Hz arası) Belki kulakla duyulması daha kolay olur ama en azından röle çabuk tetiklenir. Bir örnek olarak yazayım, ben burada röleden gelen 103.5 Hz'i sessiz bir ortamdaysam ve cihazın sesi yüksek ise duyabiliyorum ama biraz dikkatle dinlemek gerekiyor.

Başka bir sorun da aynı frekansta iki farklı fakat ardışık ton kullanmak. Örneğin aynı simpleks frekansı kullanan iki istasyon birbirine çok yakın (ton listesinde arka arkaya) olan 97.4 Hz ve 100 Hz. tonlarını kullanırlarsa, birbirlerini tetikleme şansları yüksek. CTCSS dekod devrelerindeki filtreler bu kadar yakın iki tonu ayırabiliecek kadar dar bantlı olamıyor çünkü. Bunlar gibi birçok ilginç ayrıntıyı ve ton seçimiyle ilgili çok önemli pratik noktaları öğrenmek isterseniz şu sayfaya mutlaka bakmanızı öneririm gerçekten keyifle okunacak teknik bir yazı.

Şimdi ON7GF'nin ton üretecine geri dönelim. Şemada gördüğünüz gibi zaten bir Arduino modülü ve çıkış filtresinden ibaret. İstediğimiz tonu Arduino sayesinde doğrudan sayısal sentezleme (direct digital synthesis - DDS) ile elde ediyoruz. Bildiğiniz gibi Arduino modülümüzün darbe genişlik modülasyonu (pulse width modulation - PWM) özellikli çıkışları var. Bu çıkışlar, frekans aynı kalmak koşuluyla çalışma döngüsünü değiştirerek (duty cycle) kare dalga işaret üretiyor. Bu işaret, alçak geçiren bir filtreden geçerek harmoniklerden arındırılıyor ve temel frekansta "temiz" bir sinüse dönüştürülüyor. 

Filtrenin şeması (kaynak: ON7GF'nin web sayfası)

Elimdeki Arduino Nano'ya ON7GF'nin yazılımını yükleyip 103.5 Hz tonu elde etmek gayet kolay oldu. Programdaki şu satırda, gereksiniminiz olan CTCSS tonunun numarasına bakıp şu satırda "xx" olan yere yazmayı unutmayın yeter:

int ctcsstone=xx;

İkinci adım olarak Nano'yu ve alça geçiren filtreyi bir deneme tahtası üzerinde kurdum. Sıkıntılar da orada başladı. Arduino'nun çıkışına bakıyorum, doğru bir biçimde 103.5 Hz sinyali geliyor, hem seviyesi de yüksek, o kadar ki, osiloskopa bile gerek olmuyor, ölçü aletinin frekans ölçeriyle görebiliyorum. Ama işareti filtre katlarında takip etmeye kalktığımda görüyorum ki ciddi bir bozulmaya uğruyor... Sığaların değerlerini değiştirmek, filtre kutuplarının sayısını azaltmak, kuplaj sığalarıyla oynamak da kar etmiyor... 

Baktım böyle gitmeyecek, eşimden izin aldım, "canavar" adını verdiğim dijital osiloskopu salon masasına kurdum (dinozor demek daha doğru olabilir,  çalışma masama sığmayacağı için bir dolaba kaldırmıştım). Bu kadar basit bir devrede neyin yanlış gidebileceğini anlamakta zorluk çekiyordum. Aşağıdaki fotoğrafa bakarsanız daha iyi anlayacaksınız. 


İlk başta filtreden çıkan ve bozulmaya uğrayan işaret.


Bu şekilde bir-iki akşamımı harcadıktan sonra, filtre hesabını bir daha yapmaya karar verdim. Açıkça da yazayım, tembel olduğum için Internet'teki hazır hesaplayıcılardan birini kullandım. Sorunun ne olduğu hemen anlaşıldı! ON7GF'nin verdiği değerlerde hata vardı. 100 nF yerine 1 µF yazdığı için kesim frekansı 33 Hz'e inmişti. Bu parçaları 100nF'lıklarla değiştirince bir anda ekranda "pırıl pırıl" bir işaret gördüm. 80mv olan genlik 1,4V'a yaklaşmıştı. Ardından, kullanacağım CTCSS tonu 103.5 Hz olduğu için kesim frekansını daha da aşağıya çekmeye karar verdim. Elimde 220 nF'lık sığalar vardı, bunlarla elde ettiğim 153 Hz uygundu, o şekilde bıraktım. 


Filtre düzletildikten sonra işaret, gördüğünüz gibi hala tam
bir sinüs değil ama iş görüyor


FFT ekranında 103.5 Hz ve 310.5


Yukarıdaki iki fotoğraf filtreyi yeniden dizdikten sonra çekildi. Birinci fotoğrafın üst yarısında ve ikincide görebileceğiniz gibi 103.5 Hz'ın yanı sıra, 310.5 Hz de (3. harmoniği) hala oldukça kuvvetli olarak çıkışta görünüyor. Zararı var mı? Pratikte ben bir fark görmedim (pardon, duymadım) zaten asıl frekanstan 26 dB aşağıda. Ama yine de kutup sayısını bir tane arttırdım, C4'ü de 1 nF ile değiştirdim.
Son hali aşağıdaki gibi oldu:


Alçak geçiren filtrenin düzeltilmiş halinin şeması

Sonraki adım bu haliyle devrenin çıkışını cihazın gerilim denetimli osilatörüne (voltage controlled oscillator - VCO) karıştırıcının PLL girişine bağladım. Bu haliyle hem kendi el telsizimden kendimi dinleyerek, hem de başka amatörlerle görüşerek bir sorun olup olmadığını anlamaya çalıstım. Sonunda doğru çalıştığına karar vererek kalıcı montaja geçmeye karar verdim.

Deneme tahtası üzerinde filtre,
cihazla ilk bağlantı sırasında


Alçak geçiren filtreyi Nano ile aynı boyutlarda kestiğim bir delikli kart üzerinde yaptım. Nano da bu karta lehimli. Modül mümkün olduğu kadar RF'ten etkilenmesin diye DC besleme girişine bir VK200 ferit taktım. Devreyi telsizin gösterge panelinin arkasında bulduğum yere, elektriksel olarak bir temas olmasın diye kapton bantla sardıktan sonra yerleştirdim. Çok ince eşeksenli RF kablosuyla tonu VCO girişine götürdüm. Göndermeye basmamla CTCSS tonunun gelmesi arasında bir gecikme olmaması için, ton devresinin yalnızca gönderme anında çalışmasını istemedim. Bu nedenle DC besleme için alma-verme rölesiyle değil doğrudan cihazın besleme girişine başka bağlantı yaptım. 


Nano ve DC besleme girişindeki ferit nüve


Diğer yüz



Bu ton devresi 3 aydır KDK FM-144 telsizimin üzerinde çalışıyor. 103.5 Hz ton ile açılan bütün röleleri kullanabiliyorum. Haberleşme yaptığım kişilerden de herhangi bir olumsuz bildirim almadım. Ton kartı bulunmayan ama kullanmak istediğiniz klasik bir vericiniz varsa, öneririm. Bu arada "tek bir CTCSS tonu neye yarar?" diyorsanız şunu da belirteyim, ON7GF'nin sayfasında bu devrenin birden fazla ton üretebilenini de göreceksiniz. İki düğme dışında da fark yok. Düğmelere bastıkça CTCSS tonları listesinde ileri-geri giderek seçim yapabiliyorsunuz. Söylemiş olduğum gibi, benim ihtiyacım yok.

Son olarak bir teknik not: Ben sonuçta tasarımında böyle bir işlev bulunmayan bir vericiye CTCSS devresi eklemiş oldum, pratikte çalıştığını da görüyorum ancak teknik olarak gerçek bir deneme ve ayar sürecinden geçmiş değil. Mesela Wikipedia'da konuyla ilgili madde diyor ki, "iki yönlü telsiz sistemlerinde CTCSS üreteclerinin seviyesi sistemin sapmasının % 15'i kadar olarak ayarlanır." Ne yazık ki ben daha telsizin kendisini bile bir sapma-ölçerle ayarlayamadım... Bir fırsatını bulursam, ayar işlemlerinin de sonuçlarını bu yazıya ekleyeceğim.






27 Ağustos 2022

KDK FM-144 10SX RII VHF ARAÇ TELSİZİ (1977)

KDK FM-144 10SX RII VHF MOBILE (1977)



Nisan ayında bir amatör telsizcilik derneğinin düzenlediği bit pazarında, bir amatörün sattığı malzemeler arasında eski, ön yüzü krom çerçeveli bir CB telsiz gördüm. Yaklaşınca, halk bandı değil, amatör frekanslar için yapılmış bir VHF mobil telsiz olduğunu anladım. Yanında da bir telefondan söküldüğü anlaşılan bir tuş takımı vardı. Tanımadığım bir markaydı. Fakat güzel bir tasarımı vardı. Fiyatını sordum, "10 dolar" yanıtını alınca "en azından kasasını ve düğmelerini başka bir proje için kullarınım" diye düşündüm, alacağımı söyledikten sonra merakım ağır bastı, cihazın sorununun ne olduğunu öğrenmek istedim. Satan beyefendi "alma yok" cevabını verdi. O gün aldığım diğer eskilerle birlikte onu da kutuya attım, eve döndüm.


İlk inceleme...

Zaman bulunca Internet'te biraz araştırdım. Meğer bu cihaz bir KDK FM-144 10SX RII imiş. (bu model adını nereden bulmuşlar bilmiyorum, pazarlama bakımından bir tür intihar...) KDK, Kyokuto Denshi Ltd. adlı bir Japon şirketi. Bugün artık piyasada olmasa da özellikle havacılık elektroniği ve haberleşmesinde iyi tanınan, yenilikçi ve ürünleri kaliteli bir firmaymış. 

Cihazla beraber gelen tuş takımına gelince, tahmin etmiş olduğum gibi DTMF tonları göndermek için yapılmıştı. Bir zamanlar VHF röleler revaçta ve birçoğu da telefon şebekesine bağlı iken telsiz üzerinden -frenkanstaki herkes dinleyebiliyor olsa da- istediğiniz aboneye ulaşmak mümkünmüş. Diyelim 1982 yılındasınız, aracınızdan evinizi aramanın ne kadar havalı bir şey olduğunu düşünün! Ayrıca acil durumlar için de kesinlikle çok yararlı bir olanak. Nitekim bu DTMF kutusunun üzerinde de polis, itfaiye gibi resmi hizmetlerin telefonlarının yazılı olduğu (tabii ki daktilo ile) bir kağıt parçası yapıştırılmıştı.


Squelch Tales Bülteni Ocak 1978: Büyük markaların arasında KDK da var



QST Ekim 1977 sayısından bir ilan. FM-144 ve  
50 MHz'lik kardeşi,  FM-50


Ham Radio Dergisi Aralık 1977 sayısından bir ilan:
 KDK'lar indirimde(!)


Yukarıda alıntıladığım ilandan KDK FM-144'ün özelliklerine bakabilirsiniz, ben sadece bazı noktaların altını çizeceğim çünkü bu gerçekten de zamanı için ileri teknolojiler barındıran bir telsiz:
  • FM-144 büyük bir yenilik olarak, kristalli değil, sentezörlü (PLL) ve üstelik 5 kHz'lik adımlarla frekansı değiştirebiliyor. O zaman için Icom IC-230 dışında bu tip bir sentezörlü cihaz piyasada yok, IC-230 da ancak (modifikasyonla) 15 kHz'lik adımlara izin verebiliyor. VFO 144-148 MHz arası 4 MHz'lik bir aralıkta sinyal üretebiliyor.
  • PLL ksımındaki diyotları belli bir şekilde bağlayarak elde ettiğiniz tek bir "kanal hafızası" var. Bendekinde bu K.Amerika VHF acil durum simpleks frekansı olarak bağlanmış, değiştirmedim.
  • Cihaz faz modülasyonu (PM) kullanan rakiplerinin birçoğunun aksine, gerçekten frekans modülasyonu (FM) kullanıyor (teoride daha iyi ses kalitesi...).
  • 6 haneli dijital frekans göstergesi var.
Bu ve yukarıda okuyabileceğiniz diğer özellikleri günümüz koşullarında belki olağan kalabilir ama 70'lerin son için hiç de öyle değil. Nitekim perakende satış fiyatı 500 amerikan dolarına yakın bir cihazdan söz ediyoruz. O zamanki indirimli fiyatı olan 389 dolar, bugün 1900 küsür dolar yapıyor! 

Hem bu bilgileri edinip, hem de forumlarda bu telsizi kullanmış olan bazı amatörlerin övgülerini görünce (30 yıldır kullanıyor olduğunu söyleyen vardı), cihazı kasası için parçalamak fikrinden uzaklaştım. Devre şemasını indirdim, incledim. İçini açıp bariz bir sorun var mı (yanmış parça, vb.) diye baktım, sonra da gerilim verdim. İlk fark ettiğim şey, squelch'i açıp kapattıkça, alma (RX) led'inin ışığının yanıp söndüğü oldu. Potu saat yönüne çevirdikçe olması gerektiği gibi alma led'i bir noktada sönüyordu, bu da bana en azından birşeylerin çalıştığını söylüyordu. 

Cihazı satan amatörün belirttiği gibi, ses gelmiyordu. El kitabı ve şemaya tekrar baktım. "Harici hoparlör takılmadığı zaman ses çıkışı sağlamak için kasanın arka yüzündeki DIN konnektörün 1 ve 4 nolu soketleri kısa devre ediniz" diye bir açıklama vardı, şemada da aynı şey fark ediliyordu). Bunu yaptım, sonra elimdeki bir hoparlörü yine arkadaki 3.5mm'lik sokete bağladım. Squelch potuyla oynamamla birlikte hoparlörden ses geldi! Hemen cihazı bir simpleks frekansa ayarladım. Anten niyetine bir kablo parçası bağlayıp, el cihazımla aynı frekansta gönderme yaptım. Cihaz gayet güzel alıyordu, yalnızca ses biraz çatlak ve boğuktu. Bunu bir kenara bırakıp gönderme testine geçtim. Evet, el telsizimden kendimi duyuyordum, gönderme de çalışıyordu!

Böylece iş-güç, vb., aralıklı çalışmalarla yaklaşık 4 ay sürecek bir ayağa kaldırma süreci başladı. Saptamalarım şunlardı:
  • Dahili hoparlörden ses gelmiyordu
  • Hem almada, hem göndermede ses boğuktu
  • Çıkış gücü ayarı işlemiyordu (cihaz hep yüksek güçle gönderme yapıyordu)
  • 100 kHz ve 10 kHz'lık adımları değiştirmek için kullanılan eşeksenli döner switch'ler sıkışmıştı

KDK FM-144'ün şeması

Önce dahili hoparlörden neden ses gelmediğini anlamaya çalıştım ve hoparlörden ses entegresine kadar olan yolu izlemek üzere cihazı açtım. İşim kolaydı çünkü dışarıdan hoparlör takıldığında gayet kuvvetli ses geldiğine göre ses tümleşik devresinde (TA7204) sorun yoktu. İçeriden kasanın arkasına baktığımda dış ses bağlantısının daha önce görmediğim biçimde bir konnektörle yapılmış olduğunu gördüm (3.5mm) İnceleyince anladım ki, buna fiş takıldığında içteki hoparlörün bağlantıları ayrılıyor. Fakat herhalde uzun süre harici hoparlörle kullanıldığından, kontaktlar eğrilmiş ve ayrılmış olarak kalmış (bükerek eski haline getirmenin de yararı yok, tekrar fiş girildiğinde eğrildiği gibi kalıyor). Tabii cımbızla bağlantı sağlayınca ses tekrar geldi. Bu konnektörü yeni tip bir konnektörle değiştirince ilk sorun çözülmüş oldu.

"Kabahatli" eski konnektör

Yeni konnektör, aynı eskisi gibi,
fiş sokulunca dahili hoparlörü mekanik olarak devreden ayırıyor


Ardından bir amatör arkadaştan yardım istedim. Simpleks frekanslarda biraz görüşme yaparak cihazın sağlıklı çalışıp çalışmadığını anlamaya çalıştık. İki gözlemimiz oldu, birincisi mikrofon giriş düzeyini ayarlayan potansiyometre ile ne kadar uğraşırsam uğraşayım, sesimin dinleyen tarafa çok zayıf gelmesiydi. İkincisi de cihazdan gelen sesin bozulmaya uğruyor olduğuydu. Ayrıca alma ve gönderme plaketlerine bakarken ses entegrelerinin (TA7024 ve TA7061) etrafındaki birkaç kondansatörün değiştirilmiş olduğunu fark etmiştim. Birisi daha önce cihazı onarmaya çalışmıştı. 

Şemayı inceledikten sonra bu entegrelere bağlı diğer kondansatörleri de değiştirmeyi düşündüm. Sonra cihazın 50 yaşında olduğunu anımsayarak, tüm elektrolitik kondansatörleri yenilemeye karar verdim, büyük olasılıkla hepsi kurumuştu. Çin'den ısmarladığım ucuz bir elektrolitik kondansatör setiyle bu konu halloldu. Zaten değerlerin çoğu 10 µF, 22µF gibi standart değerlerdi. Yalnızca biraz zaman aldığını söyleyebilirim. Plaketlerin kablolarını ayırmadan ve kutudan tam olarak çıkarmadan iş yaptığım için olay biraz "dar alanda kısa paslaşmalar" halini aldı ve birkaç akşam sürdü. Ayrıca hazır başlamışken, DC güç plaketindeki kondansatörleri de yeniledim. 

Ön taraftaki plaket verici, arkada dik duran alıcı,
 ters (alt) tarafta da arkada DC güç plaketi var


Değişim sonrası: Tüm eski (gri) sığalar gitmiş...



Toplamda sanıyorum 60 küsür parça değişti fakat arkadaşımla yaptığımız testlerde farkı hemen gördük. Sesteki bozulma yok oldu, benim sesim de karşıya gider oldu. Tabii elimde bir FM sapma ölçer olmadığı için, sapma ayarını diğer amatör arkadaşın kulağına emanet ettim. Daha sonra birkaç defa el telsizinden kendimi dinleyerek de bir bozulma oluşup oluşmadığına baktım. Bir sapma ölçer bulursam, bu ayarı tekrar yapacağım. Genel olarak dinleyen diğer amatörler herşeyin yolunda olduğunu fakat sesimin yeni cihazlara göre biraz daha metalik olduğunu söylediler. Bunun 50 yıl öncesinin teknolojisi için normal olduğunu düşünüyorum.

Üçüncü konu, çıkış gücünü ayarlanabilir hale getirmekti. El kitabının belirttiğine göre, mikrofonun üzerindeki anahtar, gücü düşük (1W) ya da yüksek (10W) olarak ayarlamalıydı ama bendeki cihazda anahtarın konumunu değiştirildiğinde bir fark oluşmuyordu. Güç hep yüksek kalıyordu. Şemayı izledim, anahtar, RF çıkış katına giden DC gerilimi (ve akımı) düşürmeye yarıyordu. DC güç plaketindeki bir potansiyometre ile de düşük güç seviyesini ayarlamak mümkün oluyordu. Bu potansiyometre ile oynamak fayda etmeyince mikrofonu açtım ve gördüm ki, ilgili devre yolundan gelen kablo anahtara lehimli olduğu yerden kopmuş, dolayısıyla anahtarın konumu değişince o hat toprağa bağlanmıyor, potansiyometrenin de bir işlevi kalmıyordu. Kabloyu anahtara lehimleyince güç düştü. 







Daha sonra Türkiye'den kendi güç ölçerimi getirince çıkış seviyesini de ölçtüm ve ayarları tekrar yaparak şu şekilde bıraktım: Yüksek: 5.5 W (2 A), düşük 0.5 W (1.3 A). Bu arada belirteyim, cihaz alma sırasında da 650 mA kadar akım çekiyor. Günümüzün telsizlerine çok enerji harcadığını söylemek yerinde olur... Şimdi, cihazın özelliklerine bakarsanız çıkış gücünün 10 W olabilmesi gerekiyor ama ben 5,5-5,7 W'tan daha yüksek güç elde edemedim. Aslında verici plaketindeki trafoların kurcalanmış olduğundan kuşkulanıyorum ama el cihazımdan biliyorum ki erişmek istediğim bütün rölelere bu kadar güçle de erişebileceğim. Bir de 50 yıllık transistörleri 3-5 W için daha fazla yormak istemedim. O yüzden yüksek güç düzeyini olduğu yerde bıraktım, düşük gücü de yarım Watt'a düşürdüm, o kadarı bile yetiyor (yine de bir gece ansızın cihazı açabilirim, amatörüm sonuçta).

Bütün bunlarla uğraşıp sonuçlardan tatmin olduktan sonra detaylı temizliğe giriştim. Yalnızca kasadan söz etmiyorum. Ön paneli de söktüm, erişebildiğim tüm anahtar kontaktlarını Deoxit ile temizledim. Eşeksenli iki döner anahtarın yay ve bilyalarını, ve de şaftlarını teflon gres ile yağladım, sıkışmışlıklarını giderdim. Ayrıca S-metreyi de tekrar ayarlamaya çalıştım, onun da ayar potansiyometresi kurcalanmıştı. S-metrenin gönderme sırasında çıkış gücünü göstergesi olarak çalıştığını da ekleyeyim. Ayarladıktan sonra hem alma hem de göndermede daha makul rakamlar göstermeye başladı.

Bütün bu işlemler bitince, hem yakışıklı, hem klasik (ve kendi kuşağının iyilerinden) güzel bir VHF mobil telsize kavuşmuş oldum. Sadece simpleks görüşme yapabilecek olmanın coşkusu da bir başkaydı (!) Evet, ne sanmıştınız? Tabii ki sadece simpleks, cihazda -/+ 600 kHz kayma özelliği var ama Montreal'deki hiçbir röleyi CTCSS ton olmadan tetikleyemiyorsunuz ki :)

Konu orada kaldı mı peki? Hayır. Yalnızca beni bir sonraki projeye itti: Arduino ile CTCSS üreteci... 

Azmin elinden ne kurtulmuş ki?

















19 Haziran 2022

500 Hz ALÇAK FREKANS AKTiF CW FİLTRESİ

500 Hz ACTIVE CW AUDIO FILTER


QRPGuys Active CW Filter

CW çalışmaya başladıktan bir süre sonra kaçınılmaz olarak birbirine çok yakın çalışan istasyonları ayırmak derdi başladı. Birbirini duymayan, ya da duyup da umursamayan, birbirine 100 Hz, 200 Hz "mesafede" gönderme yapan istasyonların yalnızca birisini seçmek ve onunla haberleşme yapmak, bant genişliği 2.400 kHz olan bir SSB filtresiyle zor oluyordu (insan kulağı gerçekten muhteşem bir "aktif" filtre ama onun da bir sınırı var)

Aslında bu Kenwood HF telsiz elime geçtikten sonra bir aralar ona bir CW filtresi yapmaya kalkışmıştım. İki farklı kaynaktan satın aldığım 10.695 kHz kristalleri ile denemeler yaptım, ikisinde de sonuç benzer oldu: Filtredeki kondansatörleri (seri ve/veya paralel) değiştirerek makul bir kayıp düzeyinde (-3 ila -5 dB) ve CW için uygun bant genişliği olan filtreler yapılabiliyordu. 

Fakat ne yazık ki aldığım kristaller anma frekanslarından farklı frekanslarda (2-3 kHz aşağıda) salındığı için frekanslarını kapasite ekleyerek kayrıdmak zorunda kalıyordum o zaman da filtrelerin geçirgenliğinin en fazla olması gerektiği yerde -10 ila -13 dB kayıp meydana geliyordu. Daha sonra konuyla ilgili bir yazıyı okuyunca bu sevdadan vazgeçtim. Yazar "piyasadaki cihazlara sonradan kristal filtre eklemek  pratik değil, eğer elinizdeki telsiz üretilirken firmanın siparişle yaptırmış olduğu özgün kristallerden  bulma şansınız yoksa, uğraşmayın" diyordu. Sıfırdan bir telsiz yapıyorsanız, sorun yok. Kullanacağınız ara frekansta bir parti kristal alacağınız için mükemmel filtreler yapabilirsiniz. Ama geriye dönük olarak çalışırsanız, imalatçının kullandığı parti kristallere erişmek mümkün değil (yaşlanma konusu da ayrı bir dert).


Ciddi bir hazırlık...

Saatler süren denemeler...

Ve fakat hüsran :(  -11dB kayıp

Kenwood'un CW filtrelerinin 100-200 amerikan doları olduğunu görünce, aklıma bu defa da alçak frekanslarda (AF) bir filtre yapmak geldi. Değişken ayarlı böyle bir filtreyi F6BQU'nun daha önce web sayfasında görmüş ve yapmıştım (EFE-20J'ye ekledim). F6BQU'nun filtresi hem SSB, hem de CW için kullanılabiliyordu ama MAX293 adında pahalı bir entegreye dayalıydı. CW için değişken bant genişliğine gereksinimim yoktu, 500 kHz'lik bir filtre olmasının yeterli olacağını düşünüyordum. 

Bu şekilde Internet'te bulabildiğim devrelere baktım ve QrpGuys web sayfasında bulduğum seçeneğin uygun olduğuna karar verdim. 600 Hz bant genişliğine sahip bu filtre maliyeti çok düşük ve kolayca bulunabilir tümleşik devreler (TL072, LM386) ile yapılıyordu. Artık satıştan kaldırılmış olmasına karşın, hem şeması, hem de yapım kılavuzu da dileyenlerin yararlanması için sayfada bulunuyordu.


QRP Guys 600 Hz Active Audio CW Filter


Bu arada belirteyim bu filtrenin devre kartını 10 amerikan dolarına hala satıyorlar, satışı yapılmayan şey tam kit, ancak ABD-Kanada arası posta hizmeti en küçük şey için bile 10-15 dolar tuttuğundan almak istemedim. Astarı yüzünden pahalıya gelecekti. Bu nedenle devreyi bir delikli karta yapmaya karar verdim. "Çirkin" bir yapım oldu ve (elbette) bazı lehim problemleri yüzünden beni biraz uğraştırdı ama sonuçta güzel çalışan bir filtre elde ettim. Aşağıda fotoğrafları ve filtrenin frekans tepkisi çizelgesini göreceksiniz. 

Devre hakkında çok fazla bir şey söylemek gerekmiyor. Cihazdan gelen sesi, ekranlı bir kablo ile filtrenin girişine veriyoruz. Filtrenin merkez frekansını C1 ve C5 kondansatörlerinin değeri belirliyor. LM386 güçlendiricisi ise cihazdan gelen işaretin zayıflamasını telafi ediyor. Çıkış düzeyi R5 ayarlı direnci ile belirleniyor. Ben filtreyi işlemesi kolay olduğu için plastik bir kutuya yerleştirdim ve bunu acısını hışırtı olarak çekiyorum (filtrenin içine ses giriş ve çıkışına yerleştirdiğim ferit nüvelere rağmen). Bir de küçük uyarı, TL072 tümleşiğini korumak için, filtreyi çalışmazken telsizin ses çıkışına bağlamamak daha iyi. 


Denemeler...


Kutulamadan sonra. Sol üstte ses giriş, sağ üstte çıkış.
Alt tarafta açma-kapama anahtarı


Benim yaptığım haliyle CW filtresinin frekans cevabı


Çizelge 50 Hz aralıklarla örnek aldığım için biraz "köşeli", çözünürlüğü biraz arttırmış olsaydım o sivri tepe daha düz görünecekti, eğri de daha yumuşak hatlı ve eğimi az olacaktı ama neyse, kabaca bize filtrenin işini yaptığını gösteriyor. Yanlış hatırlamıyorsam da çıkışa 4 veya 8 Ohm'luk bir hoparlör bağlamıştım, yani ölçümü yükle yaptım. Bant genişliği 600 Hz'ten daha dar, -3 db noktalarını esas alınca (470 Hz, 900 Hz) aslında 530 Hz gibi oluyor ki, benim açımdan gayet iyi. Güç kaynağı ise bir adet 9V'luk pil. Yaptığımdan beri aynı pili kullanıyorum. Evet çok sık çalışamıyorum bu aralar ama yine de 4 ay uzun bir süre. 

"Peki kullanımda bir fark yarattı mı?" diye soracak olursanız, yanıtım kesinlikle "evet". Elbette gürültünün içinden sizin dinlediğiniz istasyonu cımbızla çıkarır gibi çıkarmıyor, yine çok yakındaki istasyonları da duymaya devam ediyorsunuz. Ancak tam sizin ayarladığınız frekanstaki istasyon hep daha baskın, daha fark edilir oluyor, adeta hoparlörünüz onu kayırıyormuş gibi. Şunu da belirteyim, sonuçta burada iki aktif filtre kutbu var (TL072'nin iki yarısı). Bu kutupların sayısını arttırdıkça çok, şu örnekteki gibi daha keskin ve yanları çok daha fazla bastıracak filtreler yapmak mümkün. İş gören bir devre.