Translate

27 Ağustos 2022

KDK FM-144 10SX RII VHF ARAÇ TELSİZİ (1977)

KDK FM-144 10SX RII VHF MOBILE (1977)



Nisan ayında bir amatör telsizcilik derneğinin düzenlediği bit pazarında, bir amatörün sattığı malzemeler arasında eski, ön yüzü krom çerçeveli bir CB telsiz gördüm. Yaklaşınca, halk bandı değil, amatör frekanslar için yapılmış bir VHF mobil telsiz olduğunu anladım. Yanında da bir telefondan söküldüğü anlaşılan bir tuş takımı vardı. Tanımadığım bir markaydı. Fakat güzel bir tasarımı vardı. Fiyatını sordum, "10 dolar" yanıtını alınca "en azından kasasını ve düğmelerini başka bir proje için kullarınım" diye düşündüm, alacağımı söyledikten sonra merakım ağır bastı, cihazın sorununun ne olduğunu öğrenmek istedim. Satan beyefendi "alma yok" cevabını verdi. O gün aldığım diğer eskilerle birlikte onu da kutuya attım, eve döndüm.


İlk inceleme...

Zaman bulunca Internet'te biraz araştırdım. Meğer bu cihaz bir KDK FM-144 10SX RII imiş. (bu model adını nereden bulmuşlar bilmiyorum, pazarlama bakımından bir tür intihar...) KDK, Kyokuto Denshi Ltd. adlı bir Japon şirketi. Bugün artık piyasada olmasa da özellikle havacılık elektroniği ve haberleşmesinde iyi tanınan, yenilikçi ve ürünleri kaliteli bir firmaymış. 

Cihazla beraber gelen tuş takımına gelince, tahmin etmiş olduğum gibi DTMF tonları göndermek için yapılmıştı. Bir zamanlar VHF röleler revaçta ve birçoğu da telefon şebekesine bağlı iken telsiz üzerinden -frenkanstaki herkes dinleyebiliyor olsa da- istediğiniz aboneye ulaşmak mümkünmüş. Diyelim 1982 yılındasınız, aracınızdan evinizi aramanın ne kadar havalı bir şey olduğunu düşünün! Ayrıca acil durumlar için de kesinlikle çok yararlı bir olanak. Nitekim bu DTMF kutusunun üzerinde de polis, itfaiye gibi resmi hizmetlerin telefonlarının yazılı olduğu (tabii ki daktilo ile) bir kağıt parçası yapıştırılmıştı.


Squelch Tales Bülteni Ocak 1978: Büyük markaların arasında KDK da var



QST Ekim 1977 sayısından bir ilan. FM-144 ve  
50 MHz'lik kardeşi,  FM-50


Ham Radio Dergisi Aralık 1977 sayısından bir ilan:
 KDK'lar indirimde(!)


Yukarıda alıntıladığım ilandan KDK FM-144'ün özelliklerine bakabilirsiniz, ben sadece bazı noktaların altını çizeceğim çünkü bu gerçekten de zamanı için ileri teknolojiler barındıran bir telsiz:
  • FM-144 büyük bir yenilik olarak, kristalli değil, sentezörlü (PLL) ve üstelik 5 kHz'lik adımlarla frekansı değiştirebiliyor. O zaman için Icom IC-230 dışında bu tip bir sentezörlü cihaz piyasada yok, IC-230 da ancak (modifikasyonla) 15 kHz'lik adımlara izin verebiliyor. VFO 144-148 MHz arası 4 MHz'lik bir aralıkta sinyal üretebiliyor.
  • PLL ksımındaki diyotları belli bir şekilde bağlayarak elde ettiğiniz tek bir "kanal hafızası" var. Bendekinde bu K.Amerika VHF acil durum simpleks frekansı olarak bağlanmış, değiştirmedim.
  • Cihaz faz modülasyonu (PM) kullanan rakiplerinin birçoğunun aksine, gerçekten frekans modülasyonu (FM) kullanıyor (teoride daha iyi ses kalitesi...).
  • 6 haneli dijital frekans göstergesi var.
Bu ve yukarıda okuyabileceğiniz diğer özellikleri günümüz koşullarında belki olağan kalabilir ama 70'lerin son için hiç de öyle değil. Nitekim perakende satış fiyatı 500 amerikan dolarına yakın bir cihazdan söz ediyoruz. O zamanki indirimli fiyatı olan 389 dolar, bugün 1900 küsür dolar yapıyor! 

Hem bu bilgileri edinip, hem de forumlarda bu telsizi kullanmış olan bazı amatörlerin övgülerini görünce (30 yıldır kullanıyor olduğunu söyleyen vardı), cihazı kasası için parçalamak fikrinden uzaklaştım. Devre şemasını indirdim, incledim. İçini açıp bariz bir sorun var mı (yanmış parça, vb.) diye baktım, sonra da gerilim verdim. İlk fark ettiğim şey, squelch'i açıp kapattıkça, alma (RX) led'inin ışığının yanıp söndüğü oldu. Potu saat yönüne çevirdikçe olması gerektiği gibi alma led'i bir noktada sönüyordu, bu da bana en azından birşeylerin çalıştığını söylüyordu. 

Cihazı satan amatörün belirttiği gibi, ses gelmiyordu. El kitabı ve şemaya tekrar baktım. "Harici hoparlör takılmadığı zaman ses çıkışı sağlamak için kasanın arka yüzündeki DIN konnektörün 1 ve 4 nolu soketleri kısa devre ediniz" diye bir açıklama vardı, şemada da aynı şey fark ediliyordu). Bunu yaptım, sonra elimdeki bir hoparlörü yine arkadaki 3.5mm'lik sokete bağladım. Squelch potuyla oynamamla birlikte hoparlörden ses geldi! Hemen cihazı bir simpleks frekansa ayarladım. Anten niyetine bir kablo parçası bağlayıp, el cihazımla aynı frekansta gönderme yaptım. Cihaz gayet güzel alıyordu, yalnızca ses biraz çatlak ve boğuktu. Bunu bir kenara bırakıp gönderme testine geçtim. Evet, el telsizimden kendimi duyuyordum, gönderme de çalışıyordu!

Böylece iş-güç, vb., aralıklı çalışmalarla yaklaşık 4 ay sürecek bir ayağa kaldırma süreci başladı. Saptamalarım şunlardı:
  • Dahili hoparlörden ses gelmiyordu
  • Hem almada, hem göndermede ses boğuktu
  • Çıkış gücü ayarı işlemiyordu (cihaz hep yüksek güçle gönderme yapıyordu)
  • 100 kHz ve 10 kHz'lık adımları değiştirmek için kullanılan eşeksenli döner switch'ler sıkışmıştı

KDK FM-144'ün şeması

Önce dahili hoparlörden neden ses gelmediğini anlamaya çalıştım ve hoparlörden ses entegresine kadar olan yolu izlemek üzere cihazı açtım. İşim kolaydı çünkü dışarıdan hoparlör takıldığında gayet kuvvetli ses geldiğine göre ses tümleşik devresinde (TA7204) sorun yoktu. İçeriden kasanın arkasına baktığımda dış ses bağlantısının daha önce görmediğim biçimde bir konnektörle yapılmış olduğunu gördüm (3.5mm) İnceleyince anladım ki, buna fiş takıldığında içteki hoparlörün bağlantıları ayrılıyor. Fakat herhalde uzun süre harici hoparlörle kullanıldığından, kontaktlar eğrilmiş ve ayrılmış olarak kalmış (bükerek eski haline getirmenin de yararı yok, tekrar fiş girildiğinde eğrildiği gibi kalıyor). Tabii cımbızla bağlantı sağlayınca ses tekrar geldi. Bu konnektörü yeni tip bir konnektörle değiştirince ilk sorun çözülmüş oldu.

"Kabahatli" eski konnektör

Yeni konnektör, aynı eskisi gibi,
fiş sokulunca dahili hoparlörü mekanik olarak devreden ayırıyor


Ardından bir amatör arkadaştan yardım istedim. Simpleks frekanslarda biraz görüşme yaparak cihazın sağlıklı çalışıp çalışmadığını anlamaya çalıştık. İki gözlemimiz oldu, birincisi mikrofon giriş düzeyini ayarlayan potansiyometre ile ne kadar uğraşırsam uğraşayım, sesimin dinleyen tarafa çok zayıf gelmesiydi. İkincisi de cihazdan gelen sesin bozulmaya uğruyor olduğuydu. Ayrıca alma ve gönderme plaketlerine bakarken ses entegrelerinin (TA7024 ve TA7061) etrafındaki birkaç kondansatörün değiştirilmiş olduğunu fark etmiştim. Birisi daha önce cihazı onarmaya çalışmıştı. 

Şemayı inceledikten sonra bu entegrelere bağlı diğer kondansatörleri de değiştirmeyi düşündüm. Sonra cihazın 50 yaşında olduğunu anımsayarak, tüm elektrolitik kondansatörleri yenilemeye karar verdim, büyük olasılıkla hepsi kurumuştu. Çin'den ısmarladığım ucuz bir elektrolitik kondansatör setiyle bu konu halloldu. Zaten değerlerin çoğu 10 µF, 22µF gibi standart değerlerdi. Yalnızca biraz zaman aldığını söyleyebilirim. Plaketlerin kablolarını ayırmadan ve kutudan tam olarak çıkarmadan iş yaptığım için olay biraz "dar alanda kısa paslaşmalar" halini aldı ve birkaç akşam sürdü. Ayrıca hazır başlamışken, DC güç plaketindeki kondansatörleri de yeniledim. 

Ön taraftaki plaket verici, arkada dik duran alıcı,
 ters (alt) tarafta da arkada DC güç plaketi var


Değişim sonrası: Tüm eski (gri) sığalar gitmiş...



Toplamda sanıyorum 60 küsür parça değişti fakat arkadaşımla yaptığımız testlerde farkı hemen gördük. Sesteki bozulma yok oldu, benim sesim de karşıya gider oldu. Tabii elimde bir FM sapma ölçer olmadığı için, sapma ayarını diğer amatör arkadaşın kulağına emanet ettim. Daha sonra birkaç defa el telsizinden kendimi dinleyerek de bir bozulma oluşup oluşmadığına baktım. Bir sapma ölçer bulursam, bu ayarı tekrar yapacağım. Genel olarak dinleyen diğer amatörler herşeyin yolunda olduğunu fakat sesimin yeni cihazlara göre biraz daha metalik olduğunu söylediler. Bunun 50 yıl öncesinin teknolojisi için normal olduğunu düşünüyorum.

Üçüncü konu, çıkış gücünü ayarlanabilir hale getirmekti. El kitabının belirttiğine göre, mikrofonun üzerindeki anahtar, gücü düşük (1W) ya da yüksek (10W) olarak ayarlamalıydı ama bendeki cihazda anahtarın konumunu değiştirildiğinde bir fark oluşmuyordu. Güç hep yüksek kalıyordu. Şemayı izledim, anahtar, RF çıkış katına giden DC gerilimi (ve akımı) düşürmeye yarıyordu. DC güç plaketindeki bir potansiyometre ile de düşük güç seviyesini ayarlamak mümkün oluyordu. Bu potansiyometre ile oynamak fayda etmeyince mikrofonu açtım ve gördüm ki, ilgili devre yolundan gelen kablo anahtara lehimli olduğu yerden kopmuş, dolayısıyla anahtarın konumu değişince o hat toprağa bağlanmıyor, potansiyometrenin de bir işlevi kalmıyordu. Kabloyu anahtara lehimleyince güç düştü. 







Daha sonra Türkiye'den kendi güç ölçerimi getirince çıkış seviyesini de ölçtüm ve ayarları tekrar yaparak şu şekilde bıraktım: Yüksek: 5.5 W (2 A), düşük 0.5 W (1.3 A). Bu arada belirteyim, cihaz alma sırasında da 650 mA kadar akım çekiyor. Günümüzün telsizlerine çok enerji harcadığını söylemek yerinde olur... Şimdi, cihazın özelliklerine bakarsanız çıkış gücünün 10 W olabilmesi gerekiyor ama ben 5,5-5,7 W'tan daha yüksek güç elde edemedim. Aslında verici plaketindeki trafoların kurcalanmış olduğundan kuşkulanıyorum ama el cihazımdan biliyorum ki erişmek istediğim bütün rölelere bu kadar güçle de erişebileceğim. Bir de 50 yıllık transistörleri 3-5 W için daha fazla yormak istemedim. O yüzden yüksek güç düzeyini olduğu yerde bıraktım, düşük gücü de yarım Watt'a düşürdüm, o kadarı bile yetiyor (yine de bir gece ansızın cihazı açabilirim, amatörüm sonuçta).

Bütün bunlarla uğraşıp sonuçlardan tatmin olduktan sonra detaylı temizliğe giriştim. Yalnızca kasadan söz etmiyorum. Ön paneli de söktüm, erişebildiğim tüm anahtar kontaktlarını Deoxit ile temizledim. Eşeksenli iki döner anahtarın yay ve bilyalarını, ve de şaftlarını teflon gres ile yağladım, sıkışmışlıklarını giderdim. Ayrıca S-metreyi de tekrar ayarlamaya çalıştım, onun da ayar potansiyometresi kurcalanmıştı. S-metrenin gönderme sırasında çıkış gücünü göstergesi olarak çalıştığını da ekleyeyim. Ayarladıktan sonra hem alma hem de göndermede daha makul rakamlar göstermeye başladı.

Bütün bu işlemler bitince, hem yakışıklı, hem klasik (ve kendi kuşağının iyilerinden) güzel bir VHF mobil telsize kavuşmuş oldum. Sadece simpleks görüşme yapabilecek olmanın coşkusu da bir başkaydı (!) Evet, ne sanmıştınız? Tabii ki sadece simpleks, cihazda -/+ 600 kHz kayma özelliği var ama Montreal'deki hiçbir röleyi CTCSS ton olmadan tetikleyemiyorsunuz ki :)

Konu orada kaldı mı peki? Hayır. Yalnızca beni bir sonraki projeye itti: Arduino ile CTCSS üreteci... 

Azmin elinden ne kurtulmuş ki?

















19 Haziran 2022

500 Hz ALÇAK FREKANS AKTiF CW FİLTRESİ

500 Hz ACTIVE CW AUDIO FILTER


QRPGuys Active CW Filter

CW çalışmaya başladıktan bir süre sonra kaçınılmaz olarak birbirine çok yakın çalışan istasyonları ayırmak derdi başladı. Birbirini duymayan, ya da duyup da umursamayan, birbirine 100 Hz, 200 Hz "mesafede" gönderme yapan istasyonların yalnızca birisini seçmek ve onunla haberleşme yapmak, bant genişliği 2.400 kHz olan bir SSB filtresiyle zor oluyordu (insan kulağı gerçekten muhteşem bir "aktif" filtre ama onun da bir sınırı var)

Aslında bu Kenwood HF telsiz elime geçtikten sonra bir aralar ona bir CW filtresi yapmaya kalkışmıştım. İki farklı kaynaktan satın aldığım 10.695 kHz kristalleri ile denemeler yaptım, ikisinde de sonuç benzer oldu: Filtredeki kondansatörleri (seri ve/veya paralel) değiştirerek makul bir kayıp düzeyinde (-3 ila -5 dB) ve CW için uygun bant genişliği olan filtreler yapılabiliyordu. 

Fakat ne yazık ki aldığım kristaller anma frekanslarından farklı frekanslarda (2-3 kHz aşağıda) salındığı için frekanslarını kapasite ekleyerek kayrıdmak zorunda kalıyordum o zaman da filtrelerin geçirgenliğinin en fazla olması gerektiği yerde -10 ila -13 dB kayıp meydana geliyordu. Daha sonra konuyla ilgili bir yazıyı okuyunca bu sevdadan vazgeçtim. Yazar "piyasadaki cihazlara sonradan kristal filtre eklemek  pratik değil, eğer elinizdeki telsiz üretilirken firmanın siparişle yaptırmış olduğu özgün kristallerden  bulma şansınız yoksa, uğraşmayın" diyordu. Sıfırdan bir telsiz yapıyorsanız, sorun yok. Kullanacağınız ara frekansta bir parti kristal alacağınız için mükemmel filtreler yapabilirsiniz. Ama geriye dönük olarak çalışırsanız, imalatçının kullandığı parti kristallere erişmek mümkün değil (yaşlanma konusu da ayrı bir dert).


Ciddi bir hazırlık...

Saatler süren denemeler...

Ve fakat hüsran :(  -11dB kayıp

Kenwood'un CW filtrelerinin 100-200 amerikan doları olduğunu görünce, aklıma bu defa da alçak frekanslarda (AF) bir filtre yapmak geldi. Değişken ayarlı böyle bir filtreyi F6BQU'nun daha önce web sayfasında görmüş ve yapmıştım (EFE-20J'ye ekledim). F6BQU'nun filtresi hem SSB, hem de CW için kullanılabiliyordu ama MAX293 adında pahalı bir entegreye dayalıydı. CW için değişken bant genişliğine gereksinimim yoktu, 500 kHz'lik bir filtre olmasının yeterli olacağını düşünüyordum. 

Bu şekilde Internet'te bulabildiğim devrelere baktım ve QrpGuys web sayfasında bulduğum seçeneğin uygun olduğuna karar verdim. 600 Hz bant genişliğine sahip bu filtre maliyeti çok düşük ve kolayca bulunabilir tümleşik devreler (TL072, LM386) ile yapılıyordu. Artık satıştan kaldırılmış olmasına karşın, hem şeması, hem de yapım kılavuzu da dileyenlerin yararlanması için sayfada bulunuyordu.


QRP Guys 600 Hz Active Audio CW Filter


Bu arada belirteyim bu filtrenin devre kartını 10 amerikan dolarına hala satıyorlar, satışı yapılmayan şey tam kit, ancak ABD-Kanada arası posta hizmeti en küçük şey için bile 10-15 dolar tuttuğundan almak istemedim. Astarı yüzünden pahalıya gelecekti. Bu nedenle devreyi bir delikli karta yapmaya karar verdim. "Çirkin" bir yapım oldu ve (elbette) bazı lehim problemleri yüzünden beni biraz uğraştırdı ama sonuçta güzel çalışan bir filtre elde ettim. Aşağıda fotoğrafları ve filtrenin frekans tepkisi çizelgesini göreceksiniz. 

Devre hakkında çok fazla bir şey söylemek gerekmiyor. Cihazdan gelen sesi, ekranlı bir kablo ile filtrenin girişine veriyoruz. Filtrenin merkez frekansını C1 ve C5 kondansatörlerinin değeri belirliyor. LM386 güçlendiricisi ise cihazdan gelen işaretin zayıflamasını telafi ediyor. Çıkış düzeyi R5 ayarlı direnci ile belirleniyor. Ben filtreyi işlemesi kolay olduğu için plastik bir kutuya yerleştirdim ve bunu acısını hışırtı olarak çekiyorum (filtrenin içine ses giriş ve çıkışına yerleştirdiğim ferit nüvelere rağmen). Bir de küçük uyarı, TL072 tümleşiğini korumak için, filtreyi çalışmazken telsizin ses çıkışına bağlamamak daha iyi. 


Denemeler...


Kutulamadan sonra. Sol üstte ses giriş, sağ üstte çıkış.
Alt tarafta açma-kapama anahtarı


Benim yaptığım haliyle CW filtresinin frekans cevabı


Çizelge 50 Hz aralıklarla örnek aldığım için biraz "köşeli", çözünürlüğü biraz arttırmış olsaydım o sivri tepe daha düz görünecekti, eğri de daha yumuşak hatlı ve eğimi az olacaktı ama neyse, kabaca bize filtrenin işini yaptığını gösteriyor. Yanlış hatırlamıyorsam da çıkışa 4 veya 8 Ohm'luk bir hoparlör bağlamıştım, yani ölçümü yükle yaptım. Bant genişliği 600 Hz'ten daha dar, -3 db noktalarını esas alınca (470 Hz, 900 Hz) aslında 530 Hz gibi oluyor ki, benim açımdan gayet iyi. Güç kaynağı ise bir adet 9V'luk pil. Yaptığımdan beri aynı pili kullanıyorum. Evet çok sık çalışamıyorum bu aralar ama yine de 4 ay uzun bir süre. 

"Peki kullanımda bir fark yarattı mı?" diye soracak olursanız, yanıtım kesinlikle "evet". Elbette gürültünün içinden sizin dinlediğiniz istasyonu cımbızla çıkarır gibi çıkarmıyor, yine çok yakındaki istasyonları da duymaya devam ediyorsunuz. Ancak tam sizin ayarladığınız frekanstaki istasyon hep daha baskın, daha fark edilir oluyor, adeta hoparlörünüz onu kayırıyormuş gibi. Şunu da belirteyim, sonuçta burada iki aktif filtre kutbu var (TL072'nin iki yarısı). Bu kutupların sayısını arttırdıkça çok, şu örnekteki gibi daha keskin ve yanları çok daha fazla bastıracak filtreler yapmak mümkün. İş gören bir devre.








28 Mayıs 2022

PA3HCM ARDUİNO IAMBIC CW ANAHTARLAYICI (KEYER)

PA3HCM ARDUINO IAMBIC KEYER 


Son haliyle PA2HCM Anahtarlayıcı

Bu yılki hedeflerimden bir tanesi ses haberleşmesini bir kenara bırakıp yalnızca CW çalışmaya başlamaktı. Bu amaçla CW OPS kursuna kaydolmaya çalışırken gördüm ki katılım koşulları arasında, çift ya da tek kollu, -sanıyorum bizde "çırpma" denilen- "paddle" maniple ve anahtarlayıcı ("keyer") kullanmak da var. Ben de tek kollu bir çırpma maniple ve basit bir anahtarlayıcı yapmaya karar verdim. Sonradan bir arkadaşımın çift kollu maniplesini ödünç aldım ama, kursu da bu anahtarlayıcı ile bitirdim.  Hala da CW çalışırken onu kullanıyorum. Arduino sayesinde yapımı çok kolay, maliyeti çok düşük, ve programlamayla uğraşmayı da seviyorsanız, geliştirmeye açık. 

Soldan sağa, mesaj butonu, buzzer aç-kapa,
cihaz aç-kapa, hız ayar potu

Devreye odaklanmadan önce isterseniz şu "iambic" (okunuşu: ayembik) kavramı üzerinde duralım. Iambic aslında İngiliz-Amerikan şiirinde iki heceli bir vezin türü. Iamb da iki hecelik birim. Bu veznin farklı biçimleri var ama genelde vurgunun ikincisinde olduğu bu birimler, şiirin ahengini oluşturuyor. (size de Divan şiirini hatırlatmıyor mu?) 

Amatör telsizcilik gereçleriyle ilgili İngilizce kaynaklara baktığınızda genellikle çift kollu (ve iki kontaktlı) manipleler için "iambic key"denildiğini görmüşsünüzdür. Yukarıda sözünü ettiğimiz hece veznini hatırlatırcasına, aynı anda iki kontağı da kapatıldığında dizi halinde dit ve dah işaretlerini gönderecek şekilde bir elektronik devreyle kullanılan bu maniplelere iambic adı verilmesine şaşırmamak gerekir. Ancak bu teknik anlamda bir hatadır, çünkü eninde sonunda iki anahtardan oluşan maniple, kendi başına dit ve dah gönderemez. Kontaktlardan birinin dit, diğerinin dah üretmesi ve eğer aynı anda kapatılmışlarsa, iki farklı işaretin dizi olarak çıkması "iambic keyer" yani anahtarlayıcı olarak adlandırılan elektronik devrenin marifetidir. 

Çift kontaklı çırpma manipleler ya tek kollu (single-lever) ya da çift kollu (dual-lever) olabilir. Her ikisi de anahtarlayıcı ile kullanılabilir, önemli olan iki kontak olmasıdır. Fakat -işte başka bir teknik yanılgı- tek kollu olanlarla yapılan göndermeye iambic denilebilir mi emin değilim, çünkü bu terim, sık sık maniplenin iki kontağını da aynı anda kapatmayı gerektirecek şekilde yapılan gönderme tekniğine işaret eder (iambic sending). Bu teknik ile karakterler, düz bir manipleye göre çok daha az vuruşla üretilir. Klasik örnek "c" harfidir. Düz anatarlama ile 4 vuruşta göndereceğiniz bu karakteri, iambic bir düzenekte sadece maniplenin iki kolunu birden sıkıp bırakarak gönderebilirsiniz (elbette başka ayrıntıları da var, ama burada yalınlaştırarak anlatıyorum). Bu arada, manipleler ile ilgili bilgi veren güzel bir sayfa arıyorsanız, buraya bakabilirsiniz.

Pekiyi, anahtarlayıcımıza çift kontaktlı bir maniple bağlıyoruz, iambic gönderme yapıyoruz. Başka? Anahtarlıyıcı, sizin yapmış olduğunuz hız ayarına uygun şekilde, kusursuz kusursuz gönderme yapmanızı sağlıyor (bir dah, her zaman 3 dit uzunluğunda). Ayrıca genelde bir bellek işlevi de olup önceden kaydetmiş olduğunuz mesajları da (örneğin CQ CQ CQ) siz arkanıza yaslanıp beklerken gönderiyor. Böylece bu tip mesajları elle tekrar tekrar göndermek zorunda kalmıyorsunuz.

Anahtarlayıcı -buradaki gibi- eğer bazımsızsa, maniple ile vericinin maniple girişi arasına eklenen bir devre. Yeni kuşak vericilerin ise çoğunda zaten cihazın sunduğu özellikler arasında anahtarlayıcı bulunuyor. Fakat yine de cihazın içindekinden daha fazla işlevi olan, daha marifetli anahtarlayıcılar edinen amatör de çok. 

Şimdi gelelim PA3HCM'nin devresine... Gerekli tüm bilgileri ve açıklamaları Ernest'in web sayfasında görebilirsiniz. Internette buna benzer başka devreler de var, bazıları çok daha fazla işlev sunuyor ama açıkçası ben hızlı ve kolay yapabileceğim bir devre aradığım için bunda karar kıldım. CW OPS kursunu bitirene kadar idare ederim diye düşünüyordum, o kadar ki kutulamaya bile gereksinim duymadım, parçalar 3 ay Arduino Uno'nun üzerine taktığım bir delikli karta lehimli olarak durdu. Fakat havaya çıkmaya başlayınca gördüm ki pekala bu devreyle (en azından bir süre) çalışmayı sürdürebilirim. 

Bağlantı şemasını -bu kadar basit olunca şema demek ayıp oluyor gerçi- aşağıda görebilirsiniz. Devredeki buzzer'ı kullanıp kullanmamak size kalmış. Ben kendi kendime mors çalışırken gerekli olacağı için kullandım, yalnız bir anahtara bağladım ki sürekli çalışmasın. Kutuyu çok ince, tek tarafı bakırlı plaka parçaları ile yaptım, sonra da boyadım. Bazı yerlerde kutunun iç yüzeyi Kapton bant ile kaplı ki Arduino modülü veya diğer parçalarla istenmeyen bir yerde temas meydana gelmesin, kısa devre olmasın.


Bağlantılar. Kaynak: https://www.pa3hcm.nl/?p=1010
Ben BC547 yerine 2N2222 kullandım

Neden Arduino Uno yerine daha küçük bir modül (Nano, ProMini) kullanmadığımı merak edebilirsiniz. Elimde onlardan yoktu ama 4 tane Uno vardı, nedeni bu... Sonradan DC besleme konusu biraz başıma dert oldu tabii. Kutulamayı bitirdiğimde 9V pili doğrudan Uno'ya bağlamıştım. Uno, girişindeki gerilim regülatörüyle 250-300 mAh kapasitesi olan pili kısa sürede bitirdi (Arduino 5V ile çalışıyor biliyorsunuz). Devreyi sık sık açık unutmam da bunda etkili oldu tabii (!). 

Bu nedenle bir LED gösterge ekledim. Önce "soft" bir çözüm aradım. Yazılımla biraz oynayarak gecikme sürelerini arttırdım vb. ama hala çekilen akımi 50 mA altına düşüremedim. O nedenle Arduino'nun gerilim regülatörünü söktüm, pil ile Arduino arasına minyatür bir DC-DC dönüştürücü ekledim. Böylece çekilen akım 90 mAh düzeyinden 25 mAh düzeyine kadar indi. Rahata erdim mi? Hayır. 9V piller hala gözüme pahalı gözüküyordu. Ben de en ucuz fiyattan şarj edilebilir bir 9V'luk pil aldım. Doğrusu bu pil, içinde bir şarj devresi ve DC-DC dönüştürücü bulunan bir plastik kutudan ibaret zaten. Komik olan da, muhtemelen 3,7V - 100 mAh vb. bir pil olmasına rağmen kutunun üzerinde 6800 mAh yazması...  Dikkatli bakarsanız "PLOYMER LI-ION" adında yeni bir teknoloji kullandığını da göreceksiniz :))))) 

Neyse, beni 7-8 saat -bir hafta sonu- idare ediyor. Sürekli pil satın almaktan çok daha iyi.


Çekilen akımı "soft" çözümlerle düşürmeye çalışırken.


İlk haliyle anahtarlayıcı kendi yaptığım tek kollu,
çift kontaktlı bir manipleyle birleştirerek alışmaya çalışmıştım.




CW OPS kursunu bu şekilde tamamladım



Kutunun parçaları



Iambic Keşmekeş


Gerçekten keşmekeş, ama çalışıyor...


Çekilen akım, 25 mA. Bir şarj ile en az bir hafta sonu...

Hız ayarı için logaritmik değil, lineer bir potansiyometre kullanmanızı öneririm. Bir tavsiye de PA3HCM'nin notlarının altındaki yorumlarda görebileceğiniz gibi, hız ayarına ilişkin satırı daha ince ayar yapmayı mümkün olacak şekilde değiştirmek. Programın kendisini buraya alıntılamaya gerek duymuyorum, fakat değişikliği yine de yazayım:

  speed = 60000 / (map(analogRead(P_SPEED), 0, 1023, 35, 10) * 44);

Programa başka eklemeler de yapabilirsiniz, ben bir düğmeye bağlı mesaj işlevi ekledim. Düğmeye bastığımda devre "CQ DX DE VA2AKG" diye benim yerime çağrı yapıyor :) Düğmeye iki kere basınca, ya da eklenen başka düğmelerle vb. çalışacak şekilde başka mesajlar da konulabilir ama benim için bu kadarı yeterli.

Son bir not, bağlantı kablolarını da RF geçmesini önlemek için ekranlı kablo ile yaptım. 

Eğer daha gelişmiş, yine Arduino'ya dayalı anahtarlayıcı devreleri arıyorsanız şu sayfaya bakmanızı öneririm.




30 Nisan 2022

KENT ÇİFT KOLLU MANİPLE (KİT)

 KENT DUAL PADDLE KEY KIT



Radyo amatörlüğüne başladığımda çok özendiğim, ancak geçen yıllar içinde ciddi olarak uğraşmak fırsatını bulamadığım telsiz telgrafı öğrenmek için nihayet bu yıl fırsat buldum. Üç ay boyunca, CW Ops klübünün gönüllü öğretmenler aracılığılıyla internet üzerinden ücretsiz sunduğu 'CW Akademisi'ne devam ederek telgrafçılığımı başlangıç düzeyine getirebildim. 

Bu kursa başlarken niyetim, kendi yapmış olduğum tek kollu 'çırpma' manipleyi kullanmaktı. Ancak verilen tavsiyelerden birinin 'ciddi olarak CW çalışacaksanız, işin başından çift kollu çırpma manipleye alışın' olduğunu görünce, klüpten bir arkadaşın Bencher BY-2 maniplesini ödünç aldım ve derslere Bencher ile devam ettim. Buraya bir not düşeyim, bu marka 45 yıldır var ancak artık Vibroplex markasının altında yaşamaya devam ediyor. K.Amerika'da en sık görebileceğiniz maniple de herhalde budur, bitpazarlarında 50-60 USD gibi fiyatlara bulmak mümkün. 


QST, Mayıs 1978: Bencher manipleleri, W8FYO tasarımı
temel alınarak 1977'den bu yana üretiliyor

Üç ay boyunca neredeyse her gün kullandığım bu manipleyle ilgili görüşüm, ayarlanmasının çok güç bir maniple olduğu. Uzunca anlatmak istemiyorum ancak şu sayfada da görebileceğiniz gibi, temas noktaları diğer çifli maniplelerdekinin aksine iki yanda değil, önde, ve yaylarla yerinde tutulan birer 'dirseğin' sonundaki sivri uçlu vidaların, karşılık gelen yuvalara hafifçe ilerı-geri hareketiyle işliyor. Bu mekanizmayı ayarlayabilmek için yayların gerginliğini ve dirsek biçimli parçaların konumunu değiştiren vidaları sıkıp-gevşetmek gerekiyor. Temas noktalarındaki ara boşluğu ayarlamak için de iki vidayı saat yönünde veya aksine döndürmek lazım. Ben ne kadar uğraştıysam da konforlu bulduğum bir ayar konumu elde edemedim ve genel olarak pek de kullanışlı bulmadım bu manipleyi. 

Diğer yandan Bencher'la geçirdiğim üç ay, bu tip bir manipleden ne beklediğimi netleştirmeme de olanak verdi. Şu dört özelliğin benim açımdan öncelikli olduğuna karar verdim:

  • Mekanizmada yumuşaklık: Fazla enerji sarfetmeden, sert hareketlere gerek olmadan parmağımın baskısını temasa dönüştürebilme ve kolların hızlı geri dönüşü
  • Hızlı ve kolayca ayarlanabilme: Gerekirse görüşme sırasında bile ayarlanabilir olması bir artı
  • Dayanıklılık: Fiyatı biraz tuzlu bir malzeme olacağı için makul bir işçilik kalitesi, yedek parça bulabilmek olanağı
  • 'Oturaklılık' / hacim: Maniple kullanırken masanın üzerinde hareket etmeyecek kadar ağır ancak çok yer kaplamayacak kadar küçük olmalı

Kursu tamamlamama yakın, biraz da kendimi ödüllendirmek için, internetten maniple aramaya başladım. Bazı markaları kalitelerine rağmen (Begali) bütçemin üzerinde oldukları için eledim, 'arazi tipi' olarak nitelendirilebilecek olan küçükleri de (örneğin Bamatech) bir kenara bıraktım. Sahada pekala üç boyutlu yazıcıdan çıkma parçalarla yapılmış basit bir maniple de kullanılabilirdi. Geriye kalan adayları da kullanıcı sayısı / olumlu puan oranına göre sıraya dizince, çok da seçenek kalmadı. Önce fiyatı cazip gelen bir Amerikan maniplesine yöneldim (AMM) ama posta ücreti neredeyse manipleninkine yakın çıkınca, bütçemi de biraz arttırıp Kent Manipleleri'nin çift kollu çırpma maniplesinde karar kıldım. 

Kent aslında bir İngiliz imalatçı olduğu halde, Birleşik Krallığın AB'den ayrılmasından sonra vergi ve diğer konulardaki avantajlarını sürdürebilmek için Almanya'ya taşınmış. Dolayısıyla manipleler artık Almanya'da üretiliyor ve size de DHL ile gönderiliyor. Maniplenin tüm parçaları pirinç, taban ise çelik. Kollar rulmanlar üzerine oturduğu için sürtünme çok az, geri getirme için yay kullanılmış olmasına rağmen geri dönüşler hızlı ama genel olarak mekanizma yumuşak ve kullanımı rahat. Temas noktaları gümüş kaplı. Temas aralığı ve kolların sertliği dışında yapılacak bir ayar yok, onlar da kolaylıkla yapılabilsin diye büyük tırtıklı başlıkları olan vidalar kullanmışlar.

Bu manipleyi satın almanın bir avantajı da isterseniz kit halinde alıp kendiniz monte edebilmeniz. Hem merak ettiğim, hem gümrükte takılma olasılığını azaltacağı, hem de maliyeti biraz düşürüceği için ben de kit olarak edinmeyi tercih ettim. Siparişi verdikten yaklaşık üç hafta sonra paket elime geçti. Özel bir ayar vb. gerektirmediği için, yaklaşık bir saatte montajı tamamladım. Manipleyi yaklaşık 3 aydır kendi yaptığım keyer ile kullanıyorum ve çok memnunum, büyük olasılıkla uzun yıllar da kullanacağım.






Montajın tamamlanmış hali, sonradan kollardaki bakelit
 parçaları uçları aşağıya dönük olarak taktım







27 Kasım 2021

UCUZ LC-METRENİN YAHNİSİ

TAMING A CHEAP LC-METER



Birçok malzemem gibi kendi yapmış olduğum hassas LC metreyi de Türkiye'de bırakmış olduğumdan en sonunda kendime en azından bir süre işimi görecek bir LC metre almaya karar verdim ve nispeten makul bir fiyata AliExpress sitesinde sık sık gördüğüm bir modeli ısmarladım. İsimleri farklı olabiliyor, benim aldığım LC-100A modeli idi. Zaten bunların hemen hepsi aynı ilkeye dayalı, devrede 50-60 kHz civarı bir frekansta çalışan bir osilatör var. Bağladığınız bobin ya da sığaya göre, bir mikro işlemci frekanstaki değişmeye bakarak parçanın değerini veriyor. 

Kendi yapmış olduğum LC metreden çok memnun olduğum için bunu ısmarlarken de pek tereddüt etmedim. Fakat aygıt elime ulaşıp da ilk denemeleri yapınca şaşırdım kaldım: Ölçüm sonuçları özellikle küçük değerli sığalarda % 40'a kadar hatalı çıkıyordu. Bu nedenle internette biraz araştırma yaptım ve bu devreyi ısmarlamış olan bir çok kişinin aynı sorunu yaşamış olduğunu anladım. Genelde sorunun kaynağı, üreticinin kullanış olduğu sarı toroid nüve oluyordu. Bu nüve (ve tabii üzerine sarılmış olan endüktör) osilatörün parçası olduğu için bir anlamda devre, referansından mahrum kalıyor, hesaplama yanlış sonuç veriyordu. Bu nedenle bu sarı nüveyi bir T-37-43 nüve ile değiştirdim, endüktörü de biraz deneme yanılma yaparak 19 tur olarak sardım. Sonuçta yine kendi yapmış olduğum LC metre kadar doğru ölçüm yapan bir aygıt da elde etmiş olmadım, onu da belirteyim. Ancak pF değerlerinde hata % 3-5 civarına indi. Şimdilik yeterlidir.

Bu arada, konunun teknik yönüyle ilgili daha fazla bilgi almak isterseniz şu sayfaya göz atmanızı tavsiye ederim: https://ludens.cl/Electron/LC100A/LC100A.html


LC-100 "klon" LC-Metresi, ölçtüğü sığanın değeri 150 pF (% 1 tolerans)



Kabahatli endüktör

 T-37-43 halka nüve üzerine farklı sayılarda sarımlarla denemeler yaparken


Endüktör sorunu hallolunca büyük mavi kondansatörü de
kaşla göz arasında arka tarafa geçirdim







28 Ağustos 2021

K1FM MANYETİK LOOP ANTEN: VERSİYON 3 - ELLE UZAKTAN KOMUTA

 

K1FM MAGNETIC LOOP ANTENNA - VERSION 3 (REMOTE CONTROLLED - MANUAL)


Tüm unsurlarıyla versiyon 3.
Bir sırt çantasına sığabilir.


Kurulu haliyle balkonumda (duvarlara rağmen SWR 2:0'nin altında)

Bu konuyla ilgili son yazımda belirttiğim gibi, otomatik anten ayarından beklediğim performansı alamayınca, en azından anteni uzaktan kolayca elle ayarlayabileceğim bir sisteme sahip olmak istedim. Otomasyon, daha iyi bir mekanik uygulamayla daha sonra da üzerinde çalışabileceğim bir konuydu. İkisi kaba, ikisi ince ayar için olmak üzere toplam 4 düğmeyle kontrol edebileceğim bir sistem şimdilik yeterli olacaktı. 


Versiyon 3 (şema VE1CEN'in şemasından uyarlanmıştır)


Bu defa yola başka bir motor (NEMA17) ve sürücü (A4988) ile çıkmaya karar verdim. Bunun nedeni, motorla kondansatör arasından ek bir mekanizma kullanmaksızın küçük dönüş açıları ve ayar hassassiyeti sağlayabileceğimi düşünmemdi. Böylece bir önceki denemede kullandığım BYJ motorun kendi içindeki redüktöründen ve kendi eklediğim 1:25 Lego redüktörden kaynaklanan dişli boşluğu sorununu da azaltmak istiyordum. Ayrıca 28BYJ-48, 5V ile çalışan küçük bir motordu ve NEMA17 tip motorlara göre torku çok daha düşüktü. Bunun da adım sayısı hatalarına yol açabileceğinden kuşkulanmıştım.

Böylece bir NEMA17 tip motor, onu sabitlemek için bir L profil montaj parçası ve bir A4988 sürücü modülü elde ettim. Hassas ayar yapabilmek için motor adım sayısını anlık olarak görmek istiyordum, bunun için de minik bir 128 x 64 piksellik bir Oled ekran kullanmaya karar verdim.

Tabii bu değişiklikleri yapabilmek için motor sürücü kütüphanesi de değişti ve VE1CEN'in hazırladığı yazılımı uyarlamak gerekliliği de ortaya çıktı. Daha doğrusu ben uyarlamanın yeterli olacağını düşünmüştüm ama yeni motor ve sürücüyü deneyerek komutları doğru kullanmayı öğrenmem düşündüğümden çok zaman aldı (zamanın akmaz gibi geldiği öğrencilik günlerimi 'saygıyla anıyorum'!) En sonunda değişikliklerle, yamalarla falan bu işin olmayacağını görerek oturup baştan bir program yazdım. Zaten basit bir program sayılır, yaptıkları:
  • Ilk açılışta kondasatörü en küçük değere ulaştığı konuma gelene kadar döndürüpö S1 anahtarına kapatmak ve adım sayacını sıfırlamak
  • S2-S3 butonlarına her basışta motora saat yönünde veya saat yönünün aksine 1/2 adım attırmak
  • S4-S5 butonlarına her basışta motora saat yönünde ve saat yönünün aksine 1 adım attırmayı sağlamak
  • Her adımdan sonra sayacı (ve ekranda görünen sayıyı) güncellemek
  • Kondansatörün en küçük veya en büyük değerlerine ulaştığında motoru kapatıp dönüşü durdumak ve ekranda uyarı vermek 
Eldeki malzemeleri bir 'breadboard' kullanarak geçici olarak bağladım ve yine denemelere başladım. Bizim program çalışmaya çalışıyordu ama başka bir sorun vardı. Ben motora 1/4, 1/8 adım attırarak redüktöre gerek kalmadan çok hassas ayar yapacağımı düşünmüştüm ama, heyhayt. 1/4 adım ve ötesinde, motor kondansatörü döndürmekte zorlanıyordu! Yani 1/1 ya da 1/2 adıma mahkumdum (veya daha güçlü, ve tabii ki daha pahalı bir motor edinecektim). Bu şekilde dönüp geldik mi bizim Lego redüktöre?

Başa gelen çekilir diyerek, motoru, redüktörü ve kondansatörü 'eş eksenli' olarak bağlayıp yerleştirdiğim bir kutu yaptım (indirim marketinde bulduğum MDF türevi plakalarla), boyayınca biraz bir şeye benzedi. Lego redüktörün eksenine takılı bir çarkın üzerine eklediğim küçük bir mil, yine bu montajda da kondansatörün en küçük değerinde S1 anahtarını kapatacak şekilde ayarlandı. Lego redüktörün bir avantajı da şu oldu: Elektriksel olarak stepper motoru ve kondansatörü birbirinden ayırdı (plastik!).










Kumanda bölümü için de siyah plastik bir kutu aldımç Arduino Nano'yu ve motor sürücüsünü bir delikli plakaya monte ederek bağlantıları yaptım, sonra plakayı kutunun tabanına sabitledim. 5 butonu bir delikli plaka üzerinde kutunun kapağına içten bağladım, aynı şekilde Oled ekranı da bir delikli plaka parçasıyla kapağa içten monte ettim. Tabii bunların hepsini Arduino'ya da bağlantılandırdım.

Loop Anten Ayar Kontrol Kutusu


Alttaki 4 düğme kaba/ince ayar, saat yönünde ve ters yönde
dönüş komutu vermek için. Üsteki 'yalnız' düğme
ileride 'F(fonksiyon)' tuşu yapılmak üzere ayrıldı.


Fotoğraflarda görebileceğiniz gibi, hem DC güç bağlantılarında, hem de RJ-45 konnektörüne giden kablolarda girişimi azaltmak için ferit var. İlk versiyonlarda bunlar olmadan (özellikle SWR yüksek olduğunda) Arduino'nun donup kaldığına tanık olmuştum. Bu versiyonda bu sorunu yaşamadım ama, başka bir yazıda değineceğim gibi, Manyetik Loop toprağı olmayan bir anten olduğundan bu tip önlemler daha da önem kazanıyor. Benim kurduğum haliyle bu sistemde Kumanda kısmıyla, kondansatör kutusu arasındaki bağlantı bir CAT-6 ağ kablosu, RF yalıtımı da olmadığı için aslında anten işlevi de görüyor ve biz gönderme yaptıkça bir miktar RF'i istasyonumuza geri getiriyor. 

Sistemin kullanımı basit. Güç verdiğinizde, kontrol ünitesi kondansatörü minimum noktasına kadar döndürüp duruyor ve ekranda '0' rakamı görünüyor. Ondan sonra çalışmak istediğiniz frekansta düşük güç ile çıkış yaparak, en düşük SWR değerini bulana kadar butonlarla ayar yapıyorsunuz (evet iyi bir SWR metre olmadan çok zor, tavsiyem çift ibreli olan bir tane ile çalışmanız). Yalnız bunu hızlı yapabilmeniz için antenin kabaca hangi bantta, hangi adım değerinde ayarlanabildiğiniz bilmeniz gerek. Bu nedenle ilk başlangıçta yapmanız gereken bir şey var, o da farklı bantlarda seçeceğiniz bir frekansta anteni tune edip, adım sayısını not etmek. Örneğin anteni 20m ve 30m bantları için yaptınız, o zaman mesela 14.050 KHz ve 10.120 KHz'te tune olduğunda kaç sayacın kaç adımda olduğunu aklınızın bir köşesinde tutup, sonraki ayarlamalarda doğrudan bu konumlarda başlayabilirsiniz. Örneğin ben şu değerlerle ayara başlıyorum: 14.000 KHz-100 adım, 10.100 KHz-400 adım, 7.000 KHz-1000 adım. İşe bu noktalarda başlayınca, istediğim frekans için anteni ayarlamam 3-4 saniyeden fazla sürmüyor. 

Şimdi bu haliyle antenin performansına bir bakalım. İkinci tablodaki SWR ve empedans değerleri bir NanoVNA ile ölçülmüştür. Son sütundaki etkinlik değerleri ise boşluktaki bir dipol antene (free-space dipole) kıyasla yüzde olarak hesaplanmıştır:




En başta da belirttiğim gibi, eğer yarışmalara katılmak gibi bir nedenle kullandığınız antenden yüksek performans bekliyorsanız, bu anten size uygun değil. Ama benim gibi binanızın çatısına, bahçesine erişiminiz yoksa, balkon gibi kısıtlı bir alandan nisbeten düşük güçle çalışacaksanız, ve zaman zaman küçük bir paket halinde her yere taşıyabileceğiniz bir anten istiyorsanız bundan iyisini bulabileğinizi sanmıyorum. Bana göre "ayak izi"ne kıyasla en verimli anten, öneririm.



18 Ağustos 2021

MFJ-904 H ANTEN TUNER AYDINLATMA

ADDING LIGHT to MFJ 904 H ANTENNA TUNER  

Bu bir proje sayılmaz ama yine de bir uygulama örneği olarak arşivlemek istedim. Severek kullandığım anten tuner'ın göstergesini loş ışıkta okumakta zorlanıyordum. Aydınlatma vardı ancak hem dışarıdan 12V DC istiyordu, hem de eski tip bir ampul kullanılmış olduğu için zayıf oluyordu. Bu nedenle DC girişini söktüm, yerine epoksiyle bir açma-kapama düğmesi yerleştirdim. Beyaz bir led ve AAA boy pil yatağıyla da devreyi tamamladım.