Türkiye'de radyo amatörlüğünün tarihçesi üzerine çalışmaya başladığım zamanlarda annem bir gün "biliyor musun benim bir arkadaşımın eşi çok uzun zamandır radyo amatörü" dedi. "O da senin gibi nerede hurda elektronik eşya, kablo falan varsa eve dolduruyormuş" diye ekleyince kendimi tutamayıp epeyce gülmüştüm. Tabii hemen tanışmak istedim, iyi ki de istemişim. Daha 1960'ların başında radyo amatörü olmuş; TRAC'ın hem Ankara, hem de İzmir şubelerinin kuruluşunda büyük rol oynamış Cihan Ağabey'i tanımış oldum. Bir punduna getirip aşağıda okuycağınız söyleşiyi de yapmayı becerdim. Yayınlamak (buna yayınlamak denebilirse tabii) 15 yıl sonra ancak bugüne kısmetmiş.
| Yazar Çağlar Akgüngör (TA1UH) ve Cihan Emre (TA3BE) söyleşi sırasında. Cihan Emre arşivinden. |
Önce çok klasik bir şey soracağım. Nasıl başladınız?
1964 senesinde bir abimizin, bir dostumuzun TRAC genel merkezinde yönetici olması nedeniyle İstanbul'a gittiğimde tanıştım. İstanbul'da gider gitmez de üye oldum.
Kimdi sorabilir miyim?
CE: Vallahi TRAC genel merkezindeki kişinin ismini hatırlayamıyorum şu anda ama Bedi (Ezgi) Ağabey, Bahri (Kaçan) Ağabey çok alakadar oldular. Ankara şubesinin de kurulacağını söylediler. Yardımcı olursam sevineceklerini söylediler. Ben de Ankara'da oturduğum için Ankara şubesini kurduk (1965).
| Cihan Emre'nin ilk TRAC üye kartı (1965) Cihan Emre arşivinden. |
Peki ne işle uğraşıyordunuz o zaman ?
Ben o zaman ortaokul ikinci sınıftan ayrılmıştım. Orta 2'den ayrıldıktan sonra elektronik üzerine Ahmet Ekmekçi kurslarına gittim. Ahmet Ekmekçi kurslarında bu hobiyi kapmış olduk. Elektronik merakını...
Ahmet Ekmekçi kursları neydi ?
CE: Meslek kazandırma kursu. Radyocu teknisyen yetiştiren bir kurstu. Elektronik, yani radyo tamiri, cihaz tamiri üzerine eğitim veren.
| Ahmet Ekmekçi Radyo Teknisyeni Yetiştirme Kursları'nın broşürü. Kaynak: Phebus Müzayede (www.phebus.com) |
Peki neden elektronik örneğin neden makine ile ilgili bir konu seçmediniz ?
Peder tarafından gönderildim (gülüyor) O da Umum Mağazalar'da çalışıyordu o zaman. Umum Mağazalar Nakliyat Şirketi, yurt dışı ve yurt içi nakliyat işleri yapan bir kuruluş. Devletin. Yurt dışından çimento getirme olsun, yurt dışından başka malzemeler gelsin gitsin. Babam yurt dışı görmüş biri değildi ama idarecilik vasfı vardı. O bakımdan elektronik ile ilgili bilgisi yoktu. Benim işte ufakken yaptığım şeylerle ilgili görüşleriyle öyle bir karar aldı. Okuldan kaynaklanan bir sıkıntı oldu. Orta 2'de bıraktım. Ondan sonra bir müddet çalıştım elektronik işlerinde staj şeklinde ve ücretli olarak. Daha sonra da tekrar okumaya başladık şimdiki çalıştığınız yerden. Telsizi de Toprak Mahsulleri Ofisi'nin telsiz kısmında çalışırken kaptım. Bir 5 ay kadar. Orada tamirat kısmında çalışırken kaptım.
Sonra tekrar okumaya başladınız.
Dışarıdan ortaokulu bitirdikten sonra Ankara'da liseyi bitirdim. Sonra da tekrar üniversite için İstanbul'a geldim. Yıldız Üniversitesi'ne girdim. İstanbul Devlet Mimarlık Mühendislik Akademisi eski adıyla.
Peki lisede falan yine teknik lise mi oldu? Amatörlüğü devam ettirdiniz mi?
Düz lise... tabii amatörlük devam. Ankara şubesini kurmuştuk zaten. Ankara şubesinde aktif kurucu üye olarak bulundum. Ondan sonra İstanbul'a gittikten sonra da genel merkezde denetçi olarak görevlerde bulundum. Bahri Ağabey ve Bedri Bey ile epey çalışmamız olmuştur. Aziz Bey daha sonra geldi. Ben de eskileri tanıştırdım yönetimde çalışan. Eşref Adalı Adalı Teknik Üniversite Profesörü... Oruç Bilgiç... Onlarla tanıştırdım. Vallahi bir şeyler yapacaklardı ama ne oldu ne bitti bilmiyorum. Ben artık çekildim kenara. Amatörlük yapıyorum ama şey dernekte fazla işim yok. Buradaki şube bitiyor artık. Ben buranın da kurucu üyesiydim. TRAC İzmir şubesinin de kuruluşunu yaptım. Tabii sonra artık çekildik. İzmir Afet Derneğine girdim 2000 yılında. YM3EIZ çağrı işaretini aldık. Van depreminde de bu çağrı işareti ile ben ve diğer arkadaşımız havadaydı.
Bir şeyi merak ettim. Şimdi Toprak Mahsulleri Ofisi'ne gittiniz. Orada telsiz diye bir alet vardı. O zamana kadar telsiz, radyo vb. bir merakınız var mıydı? Orada gördünüz öyle bir alet var, ne oldu sonra?
Bir şey olmadı (gülüyor). Normal olarak bir şey olmadı. Cihazlar kocaman kocaman cihazlar, heybetli cihazlar. Dolap dolap. Beni cezbetti.
Ben de bir tane yapayım diye heveslendiniz mi, onu merak ediyorum.
Tabi Ankara'da olduğumuz için, hurdalık da Ankara'da olduğundan (gülüyor)... Biliyorsun kanun daha yok. Amatör telsizcilik kanunu yok. Yasak var. Mors çalışması için ufak bir transistörlü devre yaptık. Daha sonra Ankara'da eczacı arkadaşlardan bir tanesinin HF cihazıyla çıkış yaptım. TA2DR çağrı işaretimdi. 3-5 kere çıkış yaptım ondan sonra İstanbul'a gidince okumaya artık Kamuran Topakoğlu, ondan sonra Nuri Çıtakoğlu. Onların telsizleri vardı onlara gidiyordum çıkış yapıyordum arada sırada. Hatta benim web sayfasında orada çekilmiş bir resmim vardı.
| Cihan Emre, Kamuran Topakoğlu'nun (TA2AI-SK) istasyonunda. 1960'lar. Cihan Emre arşivinden |
Yani Ankara’da bir telsiziniz yoktu.
Yok, yok. Ve benim esas 1991'den sonra cihazım oldu. Rüçhan'ı tanıyorsun (Atalay). Ona dedim "bir telsiz ihtiyacım var ne yapabiliriz?" "Cihan bende bir telsiz var, Yaesu FT-100, ister misin?" dedi. "Gönder" dedim. O geldikten sonra 91 senesinden itibaren devamlı olarak çıktım havaya. O seneye kadar Toprak Mahsulleri Ofisinde yoğun bir şekilde çalıştım. O yüzden bir boşluk oldu kaç senesi diyeyim... 1979'dan 1991'e.
Hiç mi ellemediniz telsizi ?
Hiç. İşte İzmir şubesinin kurulacağını duyunca, 1991'den itibaren İzmir şubesini kurarak tekrar başladım (Ömer Yardaş ve Kemal Keklik ile).
1964'ten 1979'a kadar neler yaptınız?
Dernekte aktiviteler, eğitim çalışmaları yürütüldü. Tarafımdan değil ama arkadaşlarla bir şey yapıldı. Başkanlık görevini yaptık, başkan yardımcılığı görevini yaptık. İzmir şubesini kurduktan sonra aktivitelerimiz çoğaldı. Çünkü yatırımlar bitmişti Toprak Mahsulleri Ofisi'nde, onarımlar azalmıştı. Aktivitelerimiz çoğaldı. 91 senesinden itibaren de Eskişehir, Afyon, İzmir arasında böyle koordinasyon görevi yaptık. Bir dönem yönetim kurulu üyeliği de yaptım... Aziz Bey ile beraber kısa bir dönem genel merkez yönetim kurulu üyeliği.
| TRAC İzmir Şubesi'nin açmış olduğu bir sınava hazırlık kursunda, 1990'lar. Arka sırada soldan dördüncü Ömer Yardaş ve beşinci Cihan Emre. Cihan Emre arşivinden. |
| Ağustos 1999, depremden sonra Sakarya'da. Cihan Emre arşivinden. |
Şöyle söyleyelim, iki dönemin tanığı olmuşsunuz. Birincisi 64-79, ikincisi de 91'den bugüne. İki dönemi kıyasladığınız zaman ne gibi farklar görüyorsunuz ?
64 ile 79 arasında Telsiz ve Radyo Amatörleri Cemiyeti bir dergi çıkarıyordu biliyorsunuz. 80'den sonraki dönemde maalesef bu dergi çıkarılamadı. Ama tabii 83'ten sonra kanunun çıkmasıyla amatörlük başlamış oldu.
Peki siz ne gözlediniz? Örneğin kanunun çıkmasıyla daha çok insan yasal olarak amatör oldu. Bu, amatörlüğün kalitesi anlamında bir fark yarattı mı?
Şu anda amatör radyoculuk biraz daha laçka. Benim düşüncem o. Çünkü herkes amatör olmaya başladı. Ben ona karşıydım ama maalesef kalite düştü. Bir de tabii bilemiyorum daha iyi, daha mı iyi olurdu, daha mı kötü olurdu, ortaokul seviyesi (koşul olarak) kabul edilseydi... O zaman da tahmin ediyorum amatör sayımız bu kadar artmazdı. Yani zaten bizim Türkiye'de en büyük sıkıntımız, parasal. Cihaz temin etmek vb. Malzemelerin çoğu da ithal. Öyle olunca da parası olan alabiliyor, parası olmayan alamıyor cihazı. Şu anda bir sürü amatör var. Cihazı yok ama adı amatör telsizci.
Peki cihazını kendi yapmak bir çözüm olmaz mı? .
Kendi yapabilir. Niye yapamasın? Yapan arkadaşlarımız var İstanbul'dan. Duyuyoruz, görüyoruz ama bazı imkanların iyi olması lazım. İzmir'de bu olanak yok henüz. İstanbul'da malzemeyi getirirsen yapabilirsin. İzmir'de şu anda öyle malzeme satan bir yer yok. Çankaya'da bir şey yok. Transistörü bulursun ama cihaz yapacak malzemeleri bulamazsın yani. İstanbul'da o imkan çok. Hem Selanik pasajında hem diğer pasajlarda. Ama burada o olanak yok. Bir de istek meselesi. Zaten 350-400 tane amatör telsizci var ama çıkan amatör sayısı İzmir'de bir elin, ne bileyim iki elin parmağını geçmez, öyle söyleyeyim. Bazı arkadaşlar anten yüzünden, bazı arkadaşlar cihazı olmaması nedeniyle çalışamıyor. Mesela apartman yöneticileri, çatılara çıkıp anten kurulmasına müsaade etmiyor. Bir diğer sorun ne biliyor musun? Bizim cihazların antenleri mesela 40 metre için 20 metre yana, 20 metre bir yana... Yer sorunu var. Mobil anten kurmaya kalkarsan o zaman da bir delik olacağı düşünülüyor çatıda vb.
| Kişisel istasyonunda. Cihan Emre arşivinden. |
| İstanbul, Beşiktaş'ta Samim Akbulut (TA1API-SK) ile. Cihan Emre arşivinden |
Bir şeyi çok merak ediyorum. Örneğin 80 öncesi dönemdeki amatörlerin teknik bilgisini şimdikiyle karşılaştırırsanız fark görüyor musunuz? Elektroniğe olan merak ve teknik bilgi konusunda?
Amatörlerin merakı artık başka dallara kaydı. Teknik bilgi olarak o tarihtekiler daha yetişmiş, daha tecrübeli arkadaşlar. 1980 sonrası ise teknik bilgiye değil amatör telsiz ile yani konuşmaya dayalı... zaten CW da azaldığı için SSB konuşmalar daha ağırlık kazandı. Ondan dolayı amatörlük teknik olarak bitmiş oluyor ama kullanıcı olarak artmış oldu.
Peki siz bunlarla uğraşırken insanlar nasıl bakıyordu bu merakınızı? 80 öncesi-sonrası bir fark
Bir tek biz de kendi aramızda anlıyorduk. Kısa dalga dinleme yapıyorduk o zamanlar. Nasıl mesela? BBC olsun, Amerika'nın Sesi olsun. Radyo istasyonu. Çevremizdeki kişilerle bu konularla fazla konuşmuyorduk zaten. Benim annem olsun babam olsun hep desteklediler. İşte bir ara yasak cihazların kullanılmasından dolayı bazı arkadaşlarımız içeriye alindi. Oruc Bilgiç mesela. Cihazlar olduğu için ve QSL kartlar kayıtlar olduğu için alındılar. Ankara'da da yapılacak iken babam bir yerden dolaylı olarak duyuyor. Benim de elimde makineler vardı. Babam onları çöpe atıyor. Şahane askeri maniplelerim vardı, gitti.
Hapis cezası aldılar mı?
Belli müddet nezarethanede kaldılar. Hapis cezası aldılar mı almadılar mı bilmiyorum. TA2DS (SK) Selim var. O da aynı şekilde.
Şimdi böyle tabi bu şey telsiz kanunu dolayısıyla falan olan bir şey yani. Ama mesela çıkış yapan amatörler farkında değil miydi? "Monitoring" her zaman vardı. Birileri dinliyordu herhalde bunları. Biliniyordu bunların olduğu değil mi aslında?
Evet ama o kadar etkili değildi. Bu olay olduğunda casusluk yapılıyor diye yakalandılar ama sonra anlaşıldı ve ceza almadılar. Başka arkadaşlar da oldu böyle.
Bilal Ağabey bana 12 Eylül'den sonra TRAC genel merkezine MİT'ten geldiklerini ve "amatör telsizcilik faaliyetlerini bildiklerini, kanun çıktıktan sonra devam etmelerinin daha iyi olacağını söylediklerini anlatmıştı. Dolayısıyla ben amatör haberleşmelerin o donemde izlenmiş olduğunu düşünüyorum. Belki de kanuna rağmen, askeriye göz yumuyordu ülkede yetişmiş telsizci olsun diye, stratejik nedenlerle.
Dinlenmez olur mu? Muhtemelen Jandarma, Emniyet teşkilatının telsiz kısmı dinliyordu. Emniyette akrabam olması nedeniyle ziyarete gittiğimde Emniyet Genel Müdürlüğünün telsiz bölümünde ayni bizim amatör cihazlardan olduğunu gördüm.
Belki alıp biraz korkutup bırakıyorlardı. Yapmayın etmeyin falan deyip.
Ankara'da bir arkadaşımız vardı TRAC'dan. Onu da aldılar içeri. O da beş gün mü, altı gün mü kaldı nezarethanede? Selim de öyle... Daha sonra tahliye oldular ama mahkemeleri sürdü, beraat ettiler.
Demek ki aslında Türkiye'de amatör telsizcilik için çok da uygun bir ortam yokmuş. Hala da ne kadar var o tartışılabilir ama tartışılır ama bu hobinin Amerika gibi şey yapılacağı, sağlıklı gelişeceği bir ortam yokmuş Türkiye'de.
Yani Türkiye'de zaten o ortam hiç olmadı kanunla yasakladıkları için... Belirli bir müddet genel merkez yöneticiliği yaptığım için biliyorum bazı şeyleri. O zamanlar çok uğraşıldı, kanun çıksın herkes yapsın diye. Zaten 80 senesindeki ihtilalden sonra da Türkiye Radyo Amatörleri Cemiyeti kapatıldı. İlk açılanlardan birisi oldu ama bu sefer Türkiye adını vermediler. Telsiz ve Radyo Amatörleri Cemiyeti ismini aldı.
Peki bir şey soracağım. Yani şimdi şöyle salim kafayla düşününce kanun gerçekten tek engel neydi? Bunun gelişmeme nedeni sadece kanunla yasaklanması mıydı?
Zannetmiyorum. Yapmak isteyen yapıyordu. Yani biraz önce de söyledim ya, bazı arkadaşlar cihaz temin ederek çıkış yapıyorlardı ve konuşuyorlardı. Bunu hem Emniyet hem MİT söylüyorlardı. Bilmemeleri mümkün değil ama. Ama bazı olaylar bunu tetikledi. İşte bu arkadaşlar böyle bir şeyle karşılaştılar.
Peki şöyle bir şey de sorayım: Malzeme bulabiliyor muydunuz Türkiye'de bunu yapacak; veya bulsaydınız da ekonomik şartlar olarak mümkün müydü?
(O dönemdeki) Ekonomik şartlarla mümkün değildi, hala da mümkün değil. Ancak hurdalıktan temin edilen malzemelerle ve cihazlarla.
Şöyle düşünüyorum bazen: Bizim toplumumuz pek bilgi üreten bir toplum değil. Bilim üreten bir toplum da değil. Dışarıdan bilimin ürettiği ürünleri alıp sadece kullanan, tüketen bir toplum. Bununla da ilgili olabilir mi? Şimdi amatör fizik çerçevesinin dışına da çıkalım. Başka bir takım teknik hobiler var dünyada. Bunların hiç biri gelişmiyor.
Maalesef öyle. Çünkü bunun nedeni okumamak. Okumadığımız içinde hobinin ne olduğunu bilmiyoruz. Yani amatör telsizcilik dışında bir süre hobi var, yelkencilik var. Ondan sonra motorla ilgili uğraşılar var. Ama bizde maalesef hep engelleniyor. Bu büyüklerden kaynaklanıyor veyahut çevreden kaynaklanıyor. Mesela motosiklet: Kaza geçirirsin, şu şekilde bir şey olursa, bu olur, yaralanırsın vs. Ben kendi oğluma aynı telkini yapıyorum. Motor haricindeki bütün hobiler tamam (gülüyoruz) İki tekerlekli hariç her şeye varım. İki tekerlekli çünkü görünmüyor. Yaşayanları da gördüm ben olayı kaza olarak. Onun için.
| Bir TRAC toplantısı sonrası İstanbul'da Timur Kılıççöte (TA1BX-SK) ile. |
Yani pek ebeveynlerde de hobiye yönelik bir teşvik yok. Peki eğitim sistemi sizce böyle bir şey uygun mu? Yani insanları hobiye yada eğitim işiyle uğraşmaya?
Eğitim sistemimiz hiç iyi değil. Hobiden koparma. Bizim zamanımızda da aynı şekildeydi. Bir şeyi yapmak istersin, ders çalış, şunu yap, bunu yap şeklinde cevap verilirdi.
Bu çok önemli bir şey ama. Yani böyle basit bir şeymiş gibi görünüyor ama değil. Aslında çok şeyin arkasında bu davranış kalıbı var. Lüzumsuz gibi mi geliyor acaba bunlar?
Yani lüzumsuz gibi gözüküyor Tabii büyükler tarafından ve çevre tarafından öyle görülüyor.
Peki amatör telsizcinin tanımı nedir desem?
Amatör telsiz olacak kişinin bir kere elektronik bilgisinin olması gerekir. Karşısındaki kişiye saygısı olması gerekir. Gereği kadar lisan bilgisi veyahut amatörlük ile ilgili bilgisi olması gerekir. Dördüncü olarak da yurdunu, milletini tanıtıcı olmalı.
Sizin oğlunuz elektronik mühendisi, peki amatör telsizcilik yapıyor mu?
Hayır.
Neden? Baba amatör telsizci. Oğul elektronik mühendisi ama amatör telsizciliğe ilgi duymuyor.
Anneden kaynaklı (gülüyoruz). İsterse olabilir İngilizcesi var. Almancası var. Anadolu lisesinden sonra Dokuz Eylül mezunu zaten. Ama neden işte annesi... Yani tabii biliyorsun telsizle konuşurken PTT'ye bastığınız zaman biraz bağırmak mecburiyetindesiniz. Gürültü oluyor... Yapma demedi ama işte böyle baban bağırıyor, çağırıyor falan... Bana karışılmıyor zaten de... O bakımdan problem olmuyor. Benim odam yazlıkta da kışlıkta da da ayrı.
Bu yeni teknolojilerin de bu işi etkilediğini düşünüyor musunuz? Yani İnternet, görüntülü konuşma yok derken...
Ben sana şunu söyleyeyim. Bilgisayarla yapılan hiçbir iş amatör telsiz değildir. Echolink, Skype, Messenger dahil hepsini kullanıyorum. Amatör telsizcilik başka. Telsizden duymak başka. Yani bilgisayar, amatör telsizcilik değil o başka bir şey. Ama faydalanamaz mı faydalanılıyor. APRS mesela. Fakat tabii ki amatör telsizcilik telsizden telsize haberleşme - ama CW, ama SSB, ama FM...
| TRAC'ın 40. yıldönümü kutlamasında (2002). Soldan başlayarak Kamuran Topakaoğlu (TA2AI-SK), Avni Morgül, Ömer Yardaş (TA3AK), Eşref Adalı, Cihan Emre (TA3BE) |
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder