Translate

03 Mart 2026

ICOM IC-2 AT VHF EL TELSİZİ, CTCSS ve USB ŞARJ DEVRESİ

 ICOM IC-2AT VHF HANDHELD RADIO, CTCSS and USB CHARGER ADDITION


IC-2AT modifikasyonlardan sonra


Yanılmıyorsam 1997 sonbaharında bir gün Kadıköy'deki Beşiktaş iskelesinin önünde, sonradan bana "amatör telsizcilik mikrobunu aşılayan kişi" olarak tanımlayacağım Erhan Ağabey (TA2DJ) ile karşılaştım. Ikimiz de karşıya Galatasaray Üniversitesi'nde yapılacak bir AKUT toplantısına gidiyorduk. İlk zamanlar derneğin kendine ait bir mekanı olmadığı için genel kurul ve eğitim gibi faaliyetleri benim öğrencisi olduğum Galatasaray Üniversitesi'nde ayarladığımız salonlarda gerçekleştirdiğimiz olurdu. Daha önceki bir iki faaliyetten aşina aldığım olan Erhan Ağabey ile selamlaştıktan sonra sohbet etmeye koyulduk. Dikkatimi taşıdığı el telsizi çekti. Ne olduğunu, ne için kullanıldığını sordum, o anlattıkça merakım da arttı, sormaya devam ettim. O gün karşıya geçene kadar bana amatör temsilcilik hakkında epeyce bilgi verdiğini anımsıyorum. Elimdeki cihazın özellikleri de kısaca anlatmak anlatmayı ihmal etmedi. Söz konusu cihaz da bir ICOM IC-2E idi. LCD ekran ya da başka bir gösterge göremediğim için "frekansı nasıl değiştiriyorsunuz" diye sormuştum, o da "bu cihaz tırnaklıdır" diyerek frekansın ayarlanmasına yarayan BCD anahtarların nasıl çalıştığını anlatmıştı (çevirmek için ittiğiniz kısımlar birer dişli şeklinde yani tırnakları var). 

Benim açımdan amatör telsizciliğe merak saldığım gün o gündür. Herhalde zihnimde IC-2 ile o günü iyice eşleştirmişim ki cihaz aklımdan hiç çıkmamış. Son 3-4 yıldır internette Ebay ve benzeri satış ilanlarında bu cihazın fiyatlarının komik denebilecek düzeylere indiğini gördükçe "acaba bir tane alıp en azından koleksiyon parçası olarak bir kenara koysa mıydım?" diye düşünüyordum. Bu yılki bit pazarında nihayet "Erhan abi'nin el telsizi"nden bir tane gördüm. Oturduğu masada sıkılmış bir vaziyette bekleyen, önünde epeyce eski 7-8 kadar el telsizi ve telsiz hurdası olan bir bey vardı. Yaklaşınca hurdaların arasındaki temizce fakat anteni ve bataryası olmayan ICOM IC-2AT'yi fark ettim. Batarya yerine 13.8V güç vermek için kullanılan adaptör parça takılıydı. "Bir batarya bulurum ya da en kötü ihtimal bu parçayı bataryaya dönüştürürüm" diye düşündüm Yeter ki telsiz çalışabiliyor olsundu. Kasada kırık falan da yoktu, sadece çok tozlu ve bazı yerleri kirliydi. Telsizi biraz evirip çevirdikten sonra elimi cebime attım ve toplam 8 dolar eden bozuk paraları çıkardım. Bu centilmene "sizin için uygun mudur" diye sordum, "tamam" demesiyle birlikte cihaz benim çantayı boyladı. Şansıma az ötede içi seksenli 90'lı yıllardan kalma Amerikalıların "rubber ducky" dedikleri kalın el telsizi antenleriyle dolu karton bir kutuya rastlayınca keyfim tam oldu. Üzerinde "ücretsizdir" yazan bu kutunun içinde cihaza uygun bir anten vardı. 

Böylece IC-2AT benimle birlikte yeni evine dönmüş oldu. Bir süre tezgahta bekledi. Evli ve çocuklu bir amatörün öyle herhangi bir projeye balıklama dalamayacağını sizler de tahmin ediyorsunuzdur. Neyse, "karantina" süresi bitince cihazı tekrar ele aldım ve internetten indirmiş olduğum servis el kitabını da yardımıyla gözden geçirmeye başladım. Bu "muayenenin" sonuçlarına geçmeden önce cihaz hakkında biraz daha bilgi vereyim. 

ICOM, IC-2 ailesini 1979'da piyasaya sürmüş. Cihaz 1980'lerin sonuna kadar üretilmeye devam etmiş ve çok popüler olmuş. IC-2 serisi amatör 2 metre, IC-3 amatör 1.25 metre, IC-4 serisi amatör 70 santimetre, IC-M serisi marin bandı için tasarlanmış versiyonlar. IC-2A Kuzey Amerika versiyonu, IC-2E ve IC-2N Avrupa ve Japonya versiyonları (herhalde ICOM, IARU'nun 3 bölgesi için 3 ayrı versiyon üretmiş). KT2B'ye bakılırsa amatör versiyon 1979'dan 1987'ye kadar dünya çapında 500.000 kadar satılmış (evet, yarım milyon!). 

Bu arada başka üreticilere haksızlık olmaması bakımından buraya not düşelim, IC-2 piyasaya çıktığında Henry Radio'nun Tempo S1 modeli, Yaesu'nun FT-207'si gibi sentezörlü en telsizleri bir iki yıldır zaten varmış. Hatta kullanıcı arayüzü bakımından IC-2, Tempo S1'e çok benziyor, onun gibi bcd anahtarlarla frekansı belirliyorsunuz. FT-207 ise tuş takımı ile doğrudan frekans girişine izin veriyor, Bu bakımdan IC-2'den daha gelişmiş bir telsiz. Ama IC-2 onlar gibi dahili değil, ayrılabilir bir batarya ile gelmiş. Üstelik de ICOM farklı kapasitelerde ve büyüklüklerde birçok batarya ve başka aksesuarları da amatörlerin beğenisine sunmuş. Büyüklük ve ağırlık olarak da rakiplerinden biraz daha avantajlı. Belki çok tutulmasının nedenleri bunlardır.



IC-2'nin rakiplerinden Henry Radio - Tempo S1 VHF el telsizi

Tempo S1'in üst paneli



 
IC-2AT'nin üst paneli


Benim aldığım cihaz Kuzey Amerika versiyonu ama 2A değil, 2AT yani kasasının ön tarafında DTMF tuş takımı var. Tabi içinde de DTMF modülü... Işin ilginci Kuzey Amerika'da AT olmayan yani düz olarak adlandırabileceğimiz A versiyonunu bulmak çok daha zor. Avrupa'da ve Japonya'da da sanki durum tam tersi: Internette 2AT'yi çok gördüm, ama hiç 2ET veya 2NT görmedim. Bu arada, Avrupa versiyonunda ilginç bir özellik var, bunlarda 1750 Hz "ton burst" opsiyonu takılı ve ses potansiyometresi bu devreye komuta edecek şekilde anahtarlı. 

Benim anladığım kadarıyla zamanında Kuzey Amerikalı amatörler bu telsizi DTMF opsiyonu ile almayı tercih etmişler. Bunda da şaşılacak bir şey yok çünkü cihazın en yaygın kullanıldığı 80'li yıllarda Kuzey Amerika'da özellikle kırsal alanlardaki rölelerde telefon hattı bağlantısı (phone patch) olması sık rastlanılan bir durummuş. Birçok amatör özellikle araç cihazlarında mutlaka DTMF özelliğinin bulunmasını istiyormuş. Mobil telefonu teknolojisinin olmadığı bir zamanda kilometrelerce öteden telefon şebekesine telsizle ulaşabilmenin ne kadar büyük bir nimet olduğunu tahmin etmek hiç de güç değil. Keza bahsettiğim bit pazarında hala daha her yıl mutlaka telefon bağlantı devresi, tuşlu telefonlardan sökülen parçalarla yapılmış DTMF tuş takımları görüyorum. 

2AT versiyonu 144-148 MHz Kuzey Amerika 2m amatör bandında çalışıyor. 8.4 voltluk standart bataryası ile çıkış gücü düşük konumda 150-200 mW civarı, yüksek konumda ise 1,5 W. Yanlış okumadınız 1,5 W çünkü zaten çıkış transistörü, kılıfı cihazın metal iç kutusuna lehimle ilişkilendirilerek soğutulan tek bir gariban 2SC1947. Tabii bugün lityum iyon bataryalarla, DC-DC yükselticilerle, FET çıkışlarla donatılmış 7-8 wattlık telsizlerine alışarak şımarmış olan bizlere 1,5 Watt çok düşük görünüyor. Ama o yıllarda 5 W, el telsizlerinde ancak 13.8V gerilimle elde edilen bir güç seviyesiydi. Amatör telsizcilikle ilgili yayınların 80'lerin başındaki sayılarını biraz karıştırırsanız en sık göreceğiniz ilanlardan bir tanesinin el telsizlerine uygun küçük boyutlu amplifikatörler için olması da rastlantı değil zaten. Gelgelelim ben her zaman aynı şeyi söylüyorum: Çıkış gücü çoğu durumda operatörün kendi becerisi kadar önemli değil. Bana göre marifet her zaman olabilecek en düşük güçle haberleşme yapmak. O bakımdan 1,5 W yerel haberleşmek için gayet yeterli.

Cihazın üst tarafında kulaklık ve mikrofon girişi, ses potansiyometresi, squelch potansiyometresi, frekans ayarı için BCD anahtarlar, bir açma kapama anahtarı, bir de frekansın son hanesini "0" ya "5" olarak belirleyen bir anahtar var. Sırt kısmında ise 3 kayar anahtar daha var. En üstteki, çıkış gücünün düzeyini belirliyor, bunun altında simplex ya da duplex anahtarı var, sonuncusu ise röleye giriş için frekans farkını artı ya da eksi 600 Hz olarak belirlemek için. Kısaca her şey son derece sade ve neredeyse cihazı ilk defa gören bir telsizcinin bir de birkaç dakika içinde alışabileceği kadar rahat. Cihazın ön panelinde hoparlörün altında yukarıda bahsettiğim DTMF duş takımı var. Frekansı belirlemek son derece kolay. Örneğin BCD anahtarlarda "727" sayısını görüyorsanız, ve 5 kHz anahtarı sıfır konumunda ise frekansınız 147.270 MHz. 5 kHz anahtarını açık konuma getirirseniz frekansı 147.275 MHz yapmış oluyorsunuz. Tabii şimdi dokunmatik ekranlarımız vb. olduğu için bu sistem "ilkel" görünebilir ama her teknolojinin kendine has avantajları var. Alın size bir örnek, siz hiç -20 derecede LCD ekranlara ne olduğunu gördünüz mü? Ben Kanada'da sık sık görüyorum (!). Işte bu yaşlı IC-2, soğukta ekran donması gibi bir sorun yaşamıyor mesela...


IC-2AT arka taraf

Bu teknik bilgi faslından sonra, onarım ve modifikasyonlara geri dönebiliriz. Yukarıda söz ettiğim gibi aradan bir zaman geçtikten sonra telsize gerilim verdim ve çalışıp çalışmadığını kontrol ettim. Görebildiğim kadarıyla ayarlanmış olan frekansta sağlıklı biçimde gönderme yapıyordu ancak alma yoktu. Şanslıyım ki bu işlerle genelde ev halkı yattıktan sonra geç saatlerde uğraştığım için ortalık çok sessiz oluyor. Işte o sessizlikte hoparlörden çok çok zayıf bir hışırtı geldiğini fark ettim. Ancak o kadar zayıftı ki kulağınızı yapıştırmadan fark etmeniz neredeyse imkansızdı. Elimdeki diğer telsizi mandalladığım zaman hışırtının kesildiğini bıraktığımda da devam ettiğini gözlemledim. O zaman anladım ki squelch devresi çalışıyordu ve büyük ihtimalle alma da işlevseldi, ancak audio kısmında bir sorun vardı. Kurcalamaya devam ettikçe beni sevindiren bir şey daha oldu ses potansiyometresini sonuna kadar çevirip parmağımla tepeden bastırırsam hoparlörden (Tabii rahatsız edici derecede yüksek olarak) ses geliyor ve başka bir telsizden gönderme yapıldığında gayet net olarak dinleyebiliyordunuz. Bu yüzden sorunun potansiyometre ile ilgili olduğunu düşünmeye başladım. 

Cihazı açıp ses potansiyometresini incelediğimde potansiyometrenin fenolik tabanında bir çatlak olduğunu fark ettim. Bu çatlak büyük olasılıkla karbon yolda bir kesinti yaratıyor ve kontaktlar saat yönünde uç tarafa ulaşana kadar potansiyometre işini yapmıyordu. Bunun üzerine önce var olan potansiyometreyi sökmeden başka bir potansiyometreyi plakete kablolarla lehimleyerek bir deneme yaptım ve almanın da gönderme gibi kusursuz çalıştığını gördüm. İş artık eski potansiyometreyi sökmeye gelmişti. Telsizin kasasının ve devre kartlarının yerlerinin düzenlenişi bu işi biraz zorlaştırıyordu. Öyle ki, üst kapağı çıkarabilmek için BCD anahtarları lehimli oldukları plaketten ayırmanız gerekiyor. Ancak o plaket, PLL plaketine giden esnek film tipi devre yollarına bağlı ve filmi eritmeden bunları sökmek pek mümkün değil. Bunun üzerine ben de potansiyometrenin şaftını kıl testere ile kestim. Ardından bu potansiyometrenin squelch potansiyometresi ile birlikte lehimli olduğu plaketin ortasını karga burun ile tutup, diğer uçtan da başka bir pensle bükerek düzgün bir biçimde kırdım. Bozuk potansiyometreyi aşağıya çekerek yerinden çıkardıktan sonra, yerine aynı boyda olan başka bir tane taktım ve bağlantıları yaptım. Bu şekilde squelch potansiyometresinin de bağlantıları korunmuş oldu. 

Bozuk olan potansiyometre soldaki.


Şaft kıl testereyle kesildikten sonra


Kırık potansiyometreyi, üzerine lehimli olduğu küçük plaketin yarısıyla birlikte söküyorum


Yeni potansiyometre yerine yerleştirilip bağlantıları tamamlandıktan sonra

Ikinci olarak böyle 40-50 yıllık cihazlarla uğraşırken her zaman yaptığım bir şeyi tekrarladım: elektrolitik kondansatörleri değiştirdim. Bu telsizin içindeki metal kasa, bir kitap gibi ortadan ikiye açılıyor. Bir tarafta PLL plaketi, diğer tarafta ana plaket var. Bu plaketlerdeki elektrolitik sığaların birkaç tanesi kenarda olduğu için doğrudan kasayla plaketin birleştiği hatta lehimliydi. Elimdeki imkanlarla bunları sökmek için devreyi çok fazla ısıtmam gerekeceğinden ve bunları ellemedim ancak kalan elektrolitik kondansatörlerin hepsini tazeleri ile değiştirdim.



Sökümden önce ana plaket tarafındaki elektrolitik kondansatörler



Taze kondansatörler takıldıktan sonra.
Plastik dış kasanın içindeki menteşi ile iki kanada ayrılan metal
kasaya dikkatinizi çekmek isterim



Plaketlerin diğer yanı




El attığım üçüncü konu cihaza bir batarya yapmak oldu. Üzerinde gelen 13.8V adaptörü, 2-3 adet AA pil sığdırabileceğim kadar büyüktü. Bu telsizi 13.8 V'a bağlamak gibi bir derdim olmadığından, kutunun içindeki devreyi söktüm. Ardından oturduğum yere yakın Amazon iadelerini ucuz bir fiyata satan bir dükkana uğradım, buradan 2-3 dolara içinde iki tane AA boy lityum iyon pil olan bir çocuk oyuncağı satın aldım. Yine Çin'den lityum iyon hücrelere uygun, 2 hücrelik bir BMS (battery management system), birkaç USB-C soket ve 5 V'tan 8.4 V'a gerilim yükseltebilen bir otomatik şarj devresi getirttim. Fikir vermesi açısından söylüyorum herhalde bunların maliyeti de 5 doları aşmamıştır. Önce tüm bunları birleştirerek birkaç defa "doldur-boşalt" yaptım ve sistemin sağlıklı çalıştığını gördüm. Şarj devresi, seri bağlı olan lityum iyon pilleri 8.4 V'a getiriyor ve bu gerilimde şarjı kesiyordu (ayrıca pillere bağlı olan BMS devresi, zaten eşik altı gerilim eşik üstü gerilim gibi durumlarda devreye girerek pilleri koruyor). 

Bu parçaları kutunun içine uygun biçimde yerleştirmek dışında yaptığım tek değişiklik şarj devresinin üzerindeki LED'leri sökmek, bunların yerine pil kutusunun arka tarafına dışarıdan görünecek biçimde taktığım kırmızı ve yeşil LED'leri kablo ile devreye lehimlemek oldu. Böylece neredeyse tüm USB-C kablo kullanılan şarj cihazları ile şarj edilebilecek bir batarya yapmış oldum. Şarj olması 90 dakikaya yakın sürüyor, şarj devam ederken kırmızı, bittiğinde ise yeşil led yanıyor. Tam şarjlı iken piller cihazın orijinal pilinin gerilimi olan 8.4 V veriyor. Gerilim 7 voltun biraz altına düştüğünde BMS çıkışı kesiyor. 2 bataryanın kapasitesi 600 miliamper. Bu da kulağa az gelebilir Ancak cihaz beklemede benim yaptığım CTCSS eklemesi ile birlikte 40 mili amper, almada yaklaşık 100 mA, göndermede ise 500 mA (1,5 W) akım çekiyor. Demek ki 10 dk. alma / 10 dk Gönderme / 40 dk bekleme gibi makul bir kullanımda saatte 120 mA akım çeker. Bu da 5 saat kullanım demektir. Eh bir de bu günlerde rölelerde neredeyse hiç ses çıkmadığını düşünürseniz pratikte bu batarya 8-10 saat güç demektir. Tabii daha büyük bir batarya kutusu bulup daha fazla hücre koyarak bu kapasiteyi artırmak mümkün, ama bilemiyorum uğraşır mıyım...


Kutuya girmeden önce batarya, BMS (üzeri Kapton bantla kaplı olarak
Li-Ion hücrelerin yanında) ve "akıllı" şarj devresi.



Batarya tamamlandıktan sonra dışarıdan gözle görülebilecek
tek fark USB-C soket, o da çok iğreti durmuyor



Şarj devam ediyor


Şarj bitti 


IC-2 üzerinde yaptığım en önemli ekleme bir CTCSS devresi oldu. Bunu yapabilmek için daha önce KDK mobil telsize CTCSS eklemek için kullandığım yola başvurdum, yani bir ATtiny85 mikroişlemciyi istediğim 12 tonu üretecek şekilde programladım, alçak geçiren bir filtre ve  bir kuvvetlendirici ile telsize bağladım. Adım adım giderek ayrıntıları anlatmaya çalışayım:

  • Bu işi yapmak için seçtiğim işlemci ATtiny85 oldu çünkü üzerinde bunların olduğu modüllerin boyutları gerçekten küçük. Bu modüllerle daha önce de uğraşmıştım, bir Arduino Uno kullanarak kolayca programlayabiliyorsunuz. giriş çıkış sayısı ve bellek bakımından kısıtlı olsalar da CTCSS ton üretmek gibi işler için yeterli.
  • Mikroişlemciye yüklediğim programı ben yazmadım, ChatGPT yazdı. Gülmeyin :) açıkçası programlama bilgim o kadar sınırlı ki kendim yazmaya kalsaydım muhtemelen 3 aydan fazla sürerdi. ChatGPT ile de 5 dakikada olmadı gerçi. Üç hafta kadar sürdü hem de haftada en az 2-3 gece uğraşarak... Neden derseniz, iş sözde yapay zekaya ne istediğinizi iki cümlede yazmakla bitmiyor. Bir de onun yaptığı işi doğru komutlarla ve tanımlarla yönetmek ve saçmaladığı noktalarda onu düzeltmek gerekiyor. Bu üç hafta boyunca ChatGPT'nin ürettiği programı tekrar tekrar modüle yükledim, "breadbord" üzerinde kurduğum devreyi bir frekans metre ve osiloskopla denetleyerek istediğim işlevlerin sağlıklı bir biçimde çalışıp çalışmadığını gözledim. 
  • Burada programın işlevlerinin dışında bir de üretilen tonların doğruluğuna bakmak gerekiyor. Başlangıçta modül 4-5 Hz kadar farkla yanlış ton üretiyordu. Her ton için işlemcinin ne ürettiğini not ettim, sonra ChatGPT, olan ve olması gereken arasındaki farka göre her ton için programda bir düzeltme faktörü ekledi. Sonra meraklandım, üç ayrı ATtiny85 modülü ile denedim, hepsinde düzeltme işini ayrı ayrı yapmak gerekti, biri için belirlediğim düzeltme oranları diğerinde tam olarak başarılı olmadı.
  • ATtiny85'deki program ne yapıyor? Telsiz mandalladığında modülün 0 numaralı pinine gelen gerilim yükseliyor. Bunu algılayan işlemci önceden 2 ve 3 numaralı pinlere bağlı butonları kullanarak seçmiş olduğum CTCSS tonunu, PWM olarak üretiyor (pin 2). Ayrıca 2 ve 3 numaralı pinlere bağlı butonlara aynı anda 3 saniyeden uzun basıldığında ton üretme işlemi açılıp kapanıyor ve bu durum 4 numaralı pine bağlı LED'in  3 defa yanıp sönmesiyle gözle görünür hale geliyor
  • Aslında var olan tüm CTCSS tonlarını programa dahil etmek mümkün Ancak ben yaşadığım bölgedeki rölelerin listesini alıp en sık kullanılan ve ihtiyaç duyabileceğim 12 tonu koymakla yetindim. Tonları 6'lık iki gruba ayırdım, her butona bir grup atadım. Örneğin 2 numaralı butona  3 defa basarsanız, ikinci grubun üçüncü tonunu seçmiş oluyorsunuz. 4 numaralı pine bağlı LED seçilen tonu yanıp sönerek gösteriyor. Bu örnekte LED önce 2 defa, sonra uzun bir boşluk verip 3 defa daha yanıp sönerek hangi tonu seçtiğinizi size tekrar gösteriyor.
  • Tonlar doğru frekanslarda üretilir hale gelince, kare dalga işareti sinüse benzetebilmek için bir RC alçak geçirgen filtre ekledim. Bunun -3dB kesim noktasını kullandığım en yüksek tondan biraz yukarıda seçtim ve kutup sayısını da beş olarak belirledim. Osiloskopun FFT'si böyle işlerde çok yararlı oluyor. FFT ekranında gördüm ki 2-3 kutupla harmonikleri bastırmak (ve düzgün sinüsoidal bir işaret sağlamak) mümkün değil.
Böylece istediğim işlevlere sahip bir CTCSS devrem oldu. Bundan sonraki adım, ana plaketin üstündeki DTMF modülünü sökmek ve buradaki kontaktları kullanarak CTCSS çıkışını, cihazın ton girişine bağlamaktı. DTMF tonlarına ihtiyacım yok -kimin var bilmiyorum- ama en kötü ihtimalle çok gereksinimim olursa telefonumu telsizin mikrofonuna dayarım... Neyse düşündüğüm şekilde devreyi bağladım.Gelgelelim evdeki hesap çarşıya uymadı, filtreden geçen işaret büyük düzeyde zayıfladığı için karşı tarafa gitmiyordu. Bir transistör kullanarak genliği büyütmeye çalıştım. Yakınımdaki röleler açılır oldu, deneme amaçlı kullandığım diğer telsiz de CTCSS tonunu duyup squelch'ini açıyordu... ancak her defasında değil. Kararlı çalışacak bir kuvvetlendiriciye ihtiyacım olduğu için opamp'lara bakmaya başladım. Sonra bir uyanıklık yapıp LM386 ses kuvvetlendirici kullanmaya kalktım ama iyi sonuç alamayınca başvurduğum sevgili Cem Ağabey'in (TA1S) "o entegrenin çıkış empedans aralığına bak bakayım!" tokadıyla uyanarak yine onun tavsiyesi ile TL082'ye döndüm ("besleme geriliminin yarısı ile bayasla onu, mis gibi çalışır!") TL082 ile gayet güzel ve genliği yeterli bir işaret telsizin ton girişine gider oldu. 


Breadboard üzerinde CTCSS devresi denemeleri



Cihaza bağlı olarak denemeye devam..



Nihayet TL082 ile düzgün ve genliği büyümüş ton



Bu arada IC-2'ye CTCSS işaretin nereden girildiğine de kısaca değineyim. Gerçi şemaya bakılarak rahatlıkla bulunabilir ama biraz bilgi vermenin zararı yok. Cihazı anten yukarıya gelecek şekilde elinizde tuttuğunuzu varsayıyorum. Ana plakette, DTMF devresini çıkardığınızda göreceğiniz 4 kontakt soldan sağa ton girişi, susturma, ton devresi için DC besleme ve toprak (şase). Elinizde IC-2E varsa, onda bunların yerine boş adacıklar olacaktır, bunlara lehim yapılabilir. Görebildiğim kadarıyla 1750 Hz ton devresi çıkınca kalacak kontaktlar da kullanılabilir, şemada gösterilmiş. Önemli olan tonun, ana plakette "2" rakamıyla gösterilen yerden, "limiter amplifier" kısmına girilmesi. Aynı anda audio tonu audio amplifikatöre de girmeye ihtiyacımız, çünkü DTMF'dekinin aksine, gönderdiğimiz tonu kulağımızla duymak istemiyoruz. Bu nedenle ana plakette "1", "4" ve "5" rakamıyla belirtilmiş bağlantı noktalarıyla işimiz yok.


IC-2AT'yi "T" yapan DTMF devresi. Bu esnek film bağlantı kablosunu
(istemeyerek de olsa) tuş takımı tarafından kestim, devre ile birlikte arşive kaldırdım.



Cihazın devre şemasından: DTMF devresi



Yukarıda andığım 4 kontakt



Bu aşamada iş artık ATtiny85 modülü ile, filtrenin ve TL082 güçlendiricinin fiziksel olarak cihazın içine sığdırılması oldu. Bu cihazın içinde gerçekten de başka devreler ekleyecek yer yok. Bu bakımdan aslında ben işi biraz inada bindirdim. Fotoğraflarda göstermeye çalıştığım şekilde PLL plaketinde TC9122 entegresinin üstünde biraz boşluk vardı. Ana plakette de ancak DTMF devresini çıkarınca alt kısımda yer açılıyordu. Ancak yine de iki tarafta da hem kullandığım ATtiny85 modülünü, hem de filtreyi ve kuvvetlendiriciyi aynı anda sıkıştıracak kadar geniş bir yer yoktu. Ben de mikro işlemciyi PLL plaketi tarafına, filtre ve kuvvetlendiriciyi de diğer tarafa yerleştirmeye karar verdim. 

Filtre ve TL082 opamp'ı sağlıklı bir şekilde yerleştirebilmek için varolan boş alana sığacak şekilde ve büyüklükte bir delikli pertinaks parça hazırladım. Sonra devre elemanlarını en uygun şekilde nasıl yerleştirebileceğimi anlamak için bu parçanın ölçekli bir modelini yaptım, entegre devreyi ve filtreyi oluşturan direnç ve sığaları buna dizerek yerleşime son halini verdim. Lehimleme işini de bu modele göre yaptım. Ardından bu küçük plaketi DTMF soketinden kalan kontaktlara lehimledim. Burada 3 kontakt kullandım, ton giriş, toprak ve 6V DC gerilim. Bu 6V gerilim, cihaz göndermeye geçince geliyor. Bununla TL082'yi besledim, bir gerilim bölücü ile de 3V gerilim elde ederek bunu da TL082'yi bayaslamak için kullandım. Bu arada tüm bunları 2 cm x 2,5 cm boyutlarındaki plakete sığdırabilmek için fotoğraflarda görebileceğiniz gibi delik-içi (through-hole) bileşenleri bırakıp 1206 kılıfta SMD direnç ve sığalar kullanmak zorunda kaldım.




Filtre ve kuvvetlendiricinin "modeli"


Lehimler devam ederken



Son hali deneniyor


Filtre ve kuvvetlendiri ana plaket tarafına lehimlenmiş


Diğer tarafta ATtiny85 modülünün kablo bağlantılarını hazırladım, modüle minik bir plaket üzerine SMD dirençlerle yaptığım bir gerilim bölücüyü akrilik yapıştırıcı ile yapıştırdım. Bu şekilde PTT'ye basılınca hem modüle cihazın besleme gerilimi geliyor, hem de "0" numaralı pine de besleme geriliminin yarısı gelerek bu pini "lojik yüksek" yapıyor. Modülü Kapton (polyamid) bantla kapladıktan sonra göndermeye giden DC besleme hattına bağladım. Diğer kabloları kasanın alt kısmında bulunan açıklıktan ana plaket tarafına geçirdim, buton bağlantılarını iptal etmiş olduğum DTMF tuş takımının 1 ve 2 numaralı düğmelerine, LED bağlantısını da ön kasada uygun bir yere delik açarak (ışığı dışarıdan görülecek biçimde) epoksi ile yapıştırdığım kırmızı LED'e yaptım.


ATtiny85 modülünün arkasında gerilim bölücü



Modül polyamid bantla kaplanıp PLL plaketi tarafına
 "sokuşturuduktan" sonra


Bütün bağlantılar tamam olunca, başka bir cihazdan dinleyerek cihazın ana plaketi üzerindeki R77 potansiyometresi ile ton düzeyini olabilecek en düşük düzeye ayarladım ve (nihayet) kasayı kapattım. Cihazın altında, mevcut 12 CTCSS tonunun bir listesi var. 1 ve 2 numaralı butonlara basarak gerektiğinde tonu değiştiriyorum, ya da toptan kapatıyorum.



Bütün bağlantılar tamamlandıktan sonra. Kırmızı LED hoparlörün sağ altında


Böylece genel olarak bana epeyce birşeyler öğreten bir projeyi daha tamamlamış oldum. Sevdiğim, artık neredeyse "antika" denilebilecek bir el cihazını kullanılabilir hale getirdim. Çok da keyif aldım. 

Buraya kadar okuduysanız size teşekkür ederim. Sorularınız olursa beklerim.



Cihaz bitpazarında bulduğum anki haliyle