Amatör telsiz, elektronik ve haberleşme projeleri. Türkiye'de amatör telsizciliğin tarihi (hazırlanıyor) Forty QRP. EFE QRP. JRC NRD 92. Heathkit. KDK.
Bu güzel alıcı-verici rahmetli Ahmet Aybirtek (TA4P) ağabeyimizin ailesinin Arama Kurtarma Derneği'ne bağışladığı cihazlardan biridir. Sağlığında tanışmak fırsatı bulamadığım Ahmet Ağabeyimizin bir merakı da öğrendiğime göre havacılıkmış. Uçuş simülasyonlarına meraklı olan kişilerin ülkemizde iyi tanıdığı bir isimmiş. Evinde inşa etmiş olduğu simülatörünfotoğraflarına bakmanızı öneririm, ben kendi adıma hayran kaldım.
Bu alıcı-vericinin sorunu ses ayar düğmesinin sonuna kadar açılmasına rağmen hoparlör (ve kulaklıktan) çok düşük düzeyde ses gelmesiydi. Önce alıcı kısmından kuşkulanmama rağmen, Internette cihazın "çok yaygın arızalarından biri" olduğunu okuduğum için işe alçak frekans katındaki 104 numaralı kondansatöre bakarak karar verdim. Gerçekten alçak frekans katının bulunduğu plakete baktığımda kondansatörün içindeki elektrolitin akmış ve hatta plaketin etrafında biraz da korozyona yol açmış olduğunu gördüm. Aynı değerde (470 µF) bir kondansatör ile değiştirince telsiz kusursuz olarak ses vermeye başladı.
Cihazın şemalarına ve tamir el kitabınaburadanulabilirsiniz. TS-450 / TS-690 aynı el kitabıdır.
This beautiful transceiver was donated to Search and Rescue Association by the family of Mr. Ahmet Aybirtek (TA4P), now SK. Mr. Aybirtek, whom I, unfortunately, could never meet, was also an aviation enthusiast and welI-known by the flight simulator users of Turkey. You might want to check the pictures of his home-built flight simulator (yes, home-built!)
This TS-450 was plagued by a frequently seen issue seen in these models. An electrolytic cap (C104, 470 µF) in the audio chain had leaked and corroded the IF board on which it was placed. The audio came back after I replaced the cap in question.
You can download TS-450's service manual here. It also contains information on TS-690.
IMPROVING THE EFE-40 QRP TRANSCEIVER Please scroll down for a summary in English
"İyileştirilmiş" EFE-40 YM2KK'da deneniyor
Severek, sürekli izlediğim ve bazen katkı yapmaya çalıştığım telsizciler.org Internet forumundaki alt-forumlardan birinin adı “Ben Yaptım Oldu”. Aslında forumda beni en çok ilgilendiren bölüm bu, haberleşme elektroniğine gerçekten meraklı olup da kendi devrelerini yapmak isteyenlerin paylaşımları burada çünkü. Ancak forumun isminden git gide hoşlanmaz hale geldim. Artık "ben yaptım oldu" başlığı bana “benden bu kadar”, “nasıl olsa çalışıyor”, "bu kadarı yeter fazla uğraşmayalım" benzeri bir özensizlik ifadesiymiş gibi geliyor. Bunda, forumda gördüğüm birçok örneğin de payı var ama bu konuya özel bir yazı yazacağım, o nedenle şimdilik yalnızca şunu belirteyim: Ben yaptığım bir devrenin çalışmasını yeterli saymıyorum, benim için ikinci bir kriter, “gerektiği gibi” yani tanımlanmış kıstaslara göre, belirlenmiş ölçütlere uygun çalışıyor olması. Zaten bu nedenle her yaptığım devreyi de yine kendim kurcalaya kurcalaya en az bir defa bozuyorum. Her yaptığım devre, aynı zamanda bir deneme tahtası (testbed) benim için. O nedenle genelde birinci yapım değil, ikinci yapımda aldığım sonuçlardan memnun oluyorum. EFE-40 için de bu böyle oldu.
Kutulamayı bitirip ayarları da yaptıktan bir süre sonra cihazda memnun olmadığım bir şey fark ettim: Mandala her basıp bıraktığımda, hoparlörden güçlü bir “pop” sesi geliyordu. Bunun nedenini bulmak için alçak frekans kuvvetlendirmesini yapan tümleşik devreyi (LM386) osiloskop yardımıyla izledim. Görebildiğim şey, sesin göndermeden almaya geçişte besleme geriliminin tümleşiğe gelmesiyle çıktığı oldu. Acaba RF işaret mi geliyor diye tümleşiğin 6 numaralı bacağına giden yol üzerindeki sığanın değerini de birkaç defa değiştirdim ama sonuç farklı olmadı. Başka biri aynı sorunu yaşıyor mu diye internette araştırdım. Anladığım şey, LM386’nın besleme gerilimi geldiğinde bu gürültüyü çıkarıyor olduğu.
TI'ın LM386 bilgi formundan, EFE-40'takine çok yakın tipik uygulama
Bu tümleşiği üreten Texas Instruments (TI) firmasının teknik destek sayfalarında aynı gürültüden şikâyet eden bir müşteriye önerilen çözümlere bakabilirsiniz, bunlar arasında giriş sığalarının değerlerini azaltmak, kazancı azaltmak, % 1 toleranslı dirençler kullanmak var. Bir de anladım ki diferansiyel değil de tek bir işaret girişi olduğunda (yani 2 ve 3 no’lu girişlerden yalnızca birine işaret verilip güçlendirildiğinde) gürültü oluyor. Kazancı azalttım, sözü geçen sığayla da biraz oynadım. Yine TI'nin web sayfasında, 7 no'lu bacağın boş bırakılmaması ve mutlaka bir “baypas” sığası ile toprağa bağlanması tavsiye ediliyordu. O da bir fark yaratmadı.
Kendimce “acaba gerilim vermeden önce LM386’yı sessizleştirebilir miyim?” diye düşündüm. Biliyorsunuz birçok benzer tümleşik devrede bir “mute” (sesi kısma) bacağı var. Bana örnek oluşturacak bir anlaşılır bir uygulama bulamadım. Üstelik hazır bir plaket üzerinde büyük bir “cerrahi müdahale” yapmadan bunu yapabileceğime de pek aklım yatmadı. Sonra konuyu bir Pazar sabahı Kadıköy TRAC’da TA2GC Engin Bey’e açtım. Eski bir CB mikrofonu bulmamı tavsiye etti. Bunların içindeki anahtarlarda, alt ve üst taraftaki kontaktların temas zamanı arasında az bir fark var olduğunu, önce hoparlörü kesecek, sonra da göndermeye geçecek şekilde bağlantı yaparsam hallolacağını anlattı (2-DPDT tipi anahtar).
Anahtarın içinde hareket eden siyah plastik kamanın üzerindeki ok simgelerine dikkat
Eve gider gitmez elimdeki bir Aselsan mikrofonu açtım ve aynen Engin Bey’in söylediği gibi, gecikmeli anahtarı gördüm. Fotoğrafa dikkatli bakarsanız anahtarda iki tane ok işareti göreceksiniz. Biri ileride, diğeri ona göre daha geride. Düğmeye basıldığında, içerideki ana kontakt kayıyor, ileri olan okun altındaki sabit kontaktlara, diğer sıra kontaklardan daha önce temas ediyor (ve bırakınca da onlarla teması daha önce kesiyor). Aradığımı bulmuştum, bir tek ayrıntı hariç: Bağlantıyı yapabilmek için içinde ekranlama hariç 4 iletken geçen bir mikrofon kablosuna ihtiyacım vardı. Karaköy’e uğradığımda idare eder kalite bir kablo buldum, aldım (buralarda küçük miktarda alım yapmak çok güç o nedenle bazen iyi kaliteyi bulsanız da alamıyorsunuz).
Anahtarın kontaktlarına bağlantılar, not defterime böyle çizivermişim
Bu arada, damar sayısı yeterliydi ama, kablo spiral değildi. “Telsizin mikrofon kablosu da ütünün kordonu gibi olmasın, yakışmaz” diye düşünerek, yıllar önce rahmetli TA2J Fazıl Ağabey’in söylediği yönetimi uygulamaya karar verdim. Kabloyu ahşap bir sopaya sardım ve fırına verdim. Şaka yapmıyorum. Fotoğraflarda önce ve sonra arasındaki farkı görebilirsiniz. Zaten spiral kabloların hepsi de bu şekilde üretiliyor ama her kablo kılıfı bu işlem için uygun değil tabii. Benim “deneysel” çalışmamda kılıf soğutulduktan sonra şekli biraz korudu ama tam da bir spiral olmadı, “spiralimsi” kaldı diyelim.
Sarıp bağlıyoruz... Önceden ısıtılmış fırınımızda beşamel sosla etrafa temas etmeyecek şekilde kalıplıyoruz...
Ve fırından çıkarınca soğuk suya tutup iyi kötü bir spiral mikrofon kablosu elde ediyoruz... Denemek isterseniz sorumluluk size ait.
Bağlantılara gelince, mikrofon bağlantısını ekteki şekildeki gibi yapınca “pop” sesi ortadan kalktı. Elbette LM386 açısından durum değişmedi. O gariban tümleşik, hala gerilim gelince kimsenin duymadığı sessiz bir çığlık atıyor ama en azından hoparlörden duymuyorum artık.
Bu iyileştirmeleri yaptıktan sonra bir süre geçti. Cihazla birçok görüşme de yaptım, özelliklerine kıyasla performansının da gayet iyi olduğundan emin olmuştum. Sonra eşim yurtdışı seyahatinden çok istediğim bir şeyle geri geldi. Osiloskobum için Ebay’da bulup ısmarladığım FFT modülü… Bu modülle benim emektar osiloskobum, bir spektrum analizör kadar olmasa da frekans bölgesinde (frequency domain) var ne yok biraz gösterebilir hale geldi. Tabii durur muyum? İlk işim bizim EFE-40 ne yapıyor diye bakmak oldu ve… sonuç hüsran. Ekteki fotoğrafta görebileceğiniz gibi, cihazdan arzu ettiğimiz 7 MHz işareti dışında, bunun katları. özellikle de ikinci katı biraz fazlaca çıkıyordu. “Fazla”nın ne olduğunu da biraz açalım:
ITU'nun ilgili tavsiye rehberine (SM329-12) göre, 30 MHz'in altında çalışan vericilerde (amatör kullanım için) SSB dahil, ikinci harmoniğin seviyesi temel frekansın 43 db + 10 log PEP altında ya da en az 50 dB olmalıdır (hangisi sizin durumunuzda daha az kısıtlayıcı ise diyor). Somut bir örnekle, bizim QRP 5 Watt PEP çıkıyor. Bu durumda ikinci harmonik olan 14 MHz'te, sinyal seviyesi bunun 43 + 10 log 5 = 43 + 0,698 = 43,698 dB altında olmak durumunda... Benim cihazımda ise temel frekanstaki sinyal ile ikinci harmonik arasında sadece 36 dB kadar fark vardı, yani istemeden 14 MHz’te 1mW güç ile çıkış yapıyordum.
Soldaki 7 Mhz, sağdaki 14 Mhz, fark -37 dB, olması gereken yaklaşık 44 dB!
“Yahu zaten amatör telsiz frekanslarında 5W ile yayın yapıyorsun, 1 mW’lık ikinci harmoniğinin kime zararı olur?” diyebilirsiniz. Anlayış meselesi… İşte burada yukarıda değindiğim “böyle de çalışıyor abiiii” zihniyetine karşı mükemmeliyetçilik devreye giriyor. Benim için amatör telsizci, hem teknik, hem de işletme hem de yasal bakımdan olması gerekeni yapan kişi olduğu için ben konuya bu şekilde bakmıyorum. ITU 43 dB diyorsa, 43 dB bastırılacak o yayınlar!
İşin “felsefi” kısmını geçtikten sonra teknik çözümüne bakalım. Elbette burada sorun, EFE-40’ın çıkışındaki alçak geçiren filtrenin yetersizliğiydi. Biraz araştırınca W3NQN Ed Wetherhold’un “Second-Harmonic-Optimized Low-Pass Filters” (İkinci Harmonik İçin Optimize Edilmiş Alçak Geçiren Süzgeçler) makalesini buldum. Makale konuyu güzelce anlatıyor ve özellikle ikinci harmoniği bastırmak için hesaplanmış filtreler için değerleri veriyordu. Bu yayını temel alarak 3 elemanlı/kutuplu bir alçak geçiren filtre yaptım. İyi bir spektrum çözümleyici ile kontrol ettikten sonra az da “kasaplıkla” bunu EFE’ye bağlayıp FFT’de sonucu tekrar gözledim.
Ed Wetherhold'un ikinci harmoniğe özel filtresi, farklı bantlar için parça değerlerini makalede bulabilirsiniz
Filtre deneniyor
Aşağıdaki fotoğrafta görebileceğiniz gibi, istenmeyen işaretlerin en güçlüsü bile artık taşıyıcının yaklaşık 50 dB altındaydı! Fakat bu filtrenin ekleme kaybı (insertion loss) daha fazla olduğundan çıkış gücüm de 1W düşmüştü... "Neyse 5W ile değil 4W ile yayın yaparım zaten QRP çalışıyorum" diye düşünürken aklıma alıcının da "sağırlaşacağı" geldi. Alma ve gönderme için aynı filtreyi kullanan basit bir cihazda başka nasıl olacaktı ki?
7 MHz'te bastırma -24 dB
14 MHz'de bastırma -73 dB!
Bir-iki gün düşündükten sonra, biraz daha radikal bir yol izlemeye karar verdim. Ana plaketi tekrar kutudan çıkardım, devre yollarında uygun noktaları keserek ve hurda kutusunda bulduğum 12 V’luk bir “telekom" rölesini ekleyerek (sadece bir yanındaki kontaktları kullandım) almada var olan filtreyi, göndermede ise yeni yaptığım filtreyi kullanacak şekilde bağlantıları tekrardan yaptım. “Gönderme” filtresini de bakır saçtan bir kutucuk yapıp onunla ekranlayarak bir köşeye sığdırdım. Bu haliyle bizim EFE biraz “Frankenstein’in Canavarı” haline geldi ama en azından içim rahat. Ne alış hassasiyetinden bir şey kaybetti, ne de istenmeyen frekanslarda yayın yapıyor.
Alma ve göndermede artık iki farklı filtre var.
Alma ve göndermede artık iki farklı filtre var.
Ve ikinci harmonik tarihe gömülüyor...
Daha başka iyileştirmeler de yapılabilirdi belki ama ben EFE-40 için bu noktada durdum. Plaketi ölçümdü, denemeydi, değişiklikti derken herhalde 20-30 defa kutudan çıkarmıştım. Daha fazla kurcalamamaya karar verdim. İlk tasarımın sahibi olan F4BQU Luc Pistorius’un bu cihazı kendi deyişiyle “kasıtlı olarak basit tasarlamış” olduğunu da kendime anımsatarak kutunun vidalarını son defa (!) sıktım. EFE-40’ımı hem bu haliyle hem de daha sonra yaptığım basit bir Mosfet'li güçlendirici ile birçok görüşmede kullandım ve ÇOK memnunum. Hem F4BQU Luc'e, hem de TA3OM Mustafa'ya tekrar teşekkürler.
Ha, bu arada... EFE-40'ı daha fazla kurcalamamaya karar vermiş olmam, bir EFE-20 yapıp onu kurcalamayacağım anlamına da gelmiyordu. Okuduğunuz maceradan aldığım dersleri EFE-20 için bir kenara not ettim ve uyguladım! Sabrınız varsa EFE-20J’nin, yani “Jumbo” versiyonun hikayesini okumak isterseniz, o daburada.
Summary in English:
I used my EFE-40 for a couple of months and was very satisfied with it but some minor changes were necessary to improve its performance and ensure compliance with ITU's specs. Yes, I said ITU specs and I'm dead serious. In sum, I built a second harmonic optimized filter to make sure that the second harmonic was at least 43 dB below the carrier, as specified here. The resulting filter literally killed the second harmonic at the output but also caused too much loss at the reception. Therefore, I modified the circuit a bit to use this filter for transmitting only, otherwise, the sensitivity would significantly drop. The second modification I brought was the addition of a 2-DPDT PTT switch inside the microphone, to cut the loudspeaker connection before starting and ending transmit. Otherwise, I would keep hearing a loud "pop" noise from the speaker every time I push/let go of the PTT switch. The "pop" mentioned here is caused by the LM386 opamp. When I looked online, I realized that other people complained about the same issue too: every time the LM386 gets supply voltage, it screams. Texas Instruments has a support page about this problem. Perhaps it's better to use symmetrical supply but of course, I have no chance to modify the circuit to such an extent.
Some Improvements in a Heathkit DX-60 AM - CW Transmitter
Bir telefon konuşmamızda Çetin Ağabey'e (TA1AC) elimde 6146 ve 6146B lambaları bulunduğunu, bunlarla AA8V Greg Latta'nın yaptığı, ARRL'nin 1957 el kitabındaki gibi tek lambalı,50-70 Watt çıkış gücünde bir HF yükselteç yapmak istediğimi söylemiştim. Kafamdaki, böyle bir yükselteçle CW çalışmaktı. Şema ve fotoğraflara baktığımda mekanik olarak uğraştıracak bir proje olduğunu anlamıştım ama yine de çok zor görünmüyordu. Gözümü korkutan tek şey, gerekli gerilimleri verecek çoklu çıkışlı trafoyu elde etmenin zorluğuydu. Bulunmuyor değil, hala müzik yapmak ve dinlemekte kullanılan lambalı yükselteç devrelerinin meraklısı var ama tabii ki talep düşük olduğundan fiyatlar çok yüksek. Dışarıdan getirtseniz çok pahalı, Türkiye'de yaptırmaya kalkınca da genelde burnundan kıl aldırmayan ve görünüşünüze bakıp fiyatları derhal üçe dörde katlayan kişilere yalvarıp yakarmak zorunda kalıyorsunuz. Üstelik yaptıkları iş de her zaman sağlıklı olmuyor.
Heathkit DX-60
Uzatmayayım, amfiydi, trafoydu derken bir ara Çetin Ağabey "genç yaşta vefat bir arkadaşımız vardı, onun bana hediye ettiği lambalı bir HF takım duruyor burada, aynı senin söz ettiğin gibi. Vericisi tek 6146 lambalı, galiba dört bantta çalışıyor geldiğin zaman al onu, uğraşma boşuna" demez mi? Dünyalar benim olmuştu (itiraf ediyorum projeyi de hemen rafa kaldırdım). İşte bu Heathkit DX-60 verici bana hem Çetin Ağabeyin, hem de montajını yapan ve ilk kullanıcısı olan rahmetli ağabeyimizin hatırası. Yine onun monte etmiş olduğu HG-10 değişken frekanslı sinyal üreteci (VFO) ve HR-10 alıcısıyla gözüm gibi baktığım klasik bir takım. Ağabeyimizin adı bende saklı kalsın, her tür gösterişten nefret ederdi. Kendisini çok çok sayar ve severdim. Üzerimde de emeği çoktur. Cihazı açtığımda onun şasede oksitlenerek bugüne kadar kalmış parmak izlerini görünce, gözlerim dolmadı dersem yalan olur. Ruhu şad olsun.
Heathkit 1969 kataloğundan DX-60 verici, HR-10 alıcı ve HG-10 işaret üreteci
Bazılarımızın bileceği gibi Heathkit, "kit" yani parça takımları halinde, "kendin birleştir" türü elektronik aletler üretmiş ve satmış olan bir Amerikan firması (doğru telaffuzu "hitkit"). 1911'de Edward Bayard Heath tarafından kurulmuş. İster inanın, ister inanmayın, kit halinde uçak satıyormuş, kendisi de bir kazada yaşamını yitirince işi Howard Anthony adı başka bir işadamı devralmış. İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra askeri üretimden kalan ihtiyaç fazlası elektronik malzemelerden bir osiloskop kiti üretip satarak da elektronik kit piyasasına girmiş. 1950'lerden sonra da o zamanın en önemli haberleşme teknolojisi olan radyoyla ilgili ürünleri arttırarak faaliyetlerine devam etmiş. Yıllar içinde de ölçü aletleri, radyo, televizyon, ses kitleri ve daha birçok kit geliştirmiş ve piyasaya sürmüş. Heathkit bu işi yapan tek firma değilmiş zaten, Knightkit, Allied, Eico gibi bir çok rakibi daha varmış ama onlardan üstün olduğu iki önemli konu var: Birincisi, ürünlerinin kalitesi daha yüksek. İkincisi de kitlerden çıkan yapım kılavuzlarının ayrıntılı, açıklayıcı ve kolay anlaşılır olması. Ayrıca en büyük ürün çeşitliliği de her zaman Heathkit'te olmuş.
Heathkit 1969 kataloğunu görmek ve kendi kendinize monte edebileceğiniz renkli televizyonları, radyoları, haberleşme ve test cihazlarını, ve daha birçok ürünü görmek isterseniz buraya tıklayabilirsiniz.
Kendisi de eski bir Heatkit çalışanı olan Lou Frenzel'in kısa yazısında anlattığı gibi, şirket 1950-1980 arası en görkemli zamanlarını yaşamış ama sonrasında şu nedenlerle piyasadan çekilmiş:
Firmanın başka bir firma tarafından satın alınması ancak yeni yatırımcıların elektronik kit işinde yeterince karlılık görmemeleri,
Yarı iletken teknojisindeki gelişmelerin (başta parça boyutlarındaki küçülme ve birden fazla işlevi barındıran tümleşik devrelerin ucuzlayıp yaygınlaşması) bir çok ürünü evde yapmayı güçleştirmesi ve/veya gereksiz kılması,
Giderek daha karmaşıklaşan hazır ürün tasarımlarıyla kendin yap ürünlerin rekabet etme şansının kalmaması,
Kültürel bir değişim olarak, kendin yap yaklaşımına olan ilginin azalması, elektroniğin ve elektronik aygıtların kişiler nezdinde "sıradanlaşması".
Heathkit 1991'den beri kit üretmiyor, ancak şirket Heathkit Educational Systems adıyla bir süre daha eğitim-öğretim kurumları için malzeme geliştirmeye ve satmaya devam etmiş. Şu anda anladığım kadarıyla isim haklarını satın alan bir kişi, bazı kitleri Internet sitesi üzerinden pazarlamaya çalışıyor. Kim bilir, belki son yıllarda artan ilginin sayesinde tekrar tanınır hale gelebilir. Zaman gösterecek... Tarihsel açıdan bizi ilgilendiren, Heathkit'in hem elektroniği, hem de kendin yap felsefesini sevdirmiş saygın bir marka olması. Kataloglarına yıl yıl bakmanızı tavsiye ederim. Kendi adıma bunlara bakarken o zamanları yaşamış olup, bu firmadan alışveriş edebilmiş, kitlerini monte etmiş, kullanmış amatör telsizcilere biraz imreniyorum.
Şimdi, gelelim bu DX-60 HF vericiye... DX-60, bir önceki model DX-40'ın yerini almak üzere 1962'de piyasa sürülmüş, novice (telaffuzu "novis") yani yeni başlamış / acemi telsizci olup, bu sınıfta lisans almış kullanıcılara hitap eden görece basit bir verici. 80, 40, 20, 15 ve 10 Metre bantlarında, iki modda çalışıyor, CW ve AM. Tek yan bant modu yok. İçinde değişken frekans üreteci (VFO) bulunmuyor. Kasanın içinde üst arka tarafta 4 adet kristal soketi var, ön panelde de X1...X4 olarak bunlar arasında seçim yapmanıza olanak veren bir anahtar. Soketlere hangi frekanslarda kristal osilatör (FT-243 tipi) takmış iseniz o frekansta gönderme yapıyorsunuz. Çıkışgücü ise CW modunda 90 Watt ile sınırlı. Bu teknik özellikleri bağlamına yerleştirmek için acemi lisans sınıfının özelliklerinden de biri iki satırla bahsedeyim:
Novice amatör telsiz lisans sınıfı ABD'de 1951'de yürürlüğe giren beş sınıflı lisans sisteminin en alt basamağı. Acemi lisansı bir yıl geçerli ve yenilenemeyen bir lisans, dolayısıyla bir yıl içinde çalışıp bir üst sınıf olan "teknisyen" sınıfına geçmezseniz, amatör telsizcilik ehliyetiniz yanıyor. Acemi lisansının tarihiyle ilgili şu güzel web sitesinde anlatıldığı gibi, bu lisansı alan gençlerin büyük bölümünün "derme-çatma" cihazlarla çalışacakları düşünüldüğünden, başka kullanıcıları rahatsız edemesinler diye kullanabilecekleri en yüksek güç 75 Watt, frekans aralıkları da şunlar olarak belirlenmiş:
3.700 - 3.750 MHz (CW)
7.150 - 7.200 MHz (CW)
21.100 - 21.145 MHz (CW)
144 - 148 MHz (CW)
Tabii ilerleyen yıllarda birçok değişiklik olmuş ama Heathkit DX-60 kabaca yukarıdaki bu kısıtlamalara göre tasarlanmış bir verici. Nitekim, çıkış gücü 90 Watt olmasına karşın (fotoğraflarda görebilceğiniz gibi beslemedeki kondansatörlerini değiştirdikten sonra ben de bu gücü aldım), cihazın el kitabı 75 Watt'ı aşmasınlar diye "acemi sınıfındaki kullanıcıların ayar yaparken plate akımını 100 mA'de tutmaları gerektiğini" yazıyor.
1970'te ABD'de DX-60 ve HR-10 kullanan bir "novice" görmek
isterseniz WN6CDA'nın filmine bakabilirsiniz.
DX-60'ın alıcı eşi ise HR-10 adlı cihaz. Çok iyi bir alıcı olduğunu söyleyemem, genç amatörlerin satın alabileceği kadar ucuz, tabii performansı da fiyatına oranlı olan basit bir lambalı alıcı. Hiç kullanma fırsatım olmadı, bir gün başka bir yazıda ele almayı umuyorum. DX-60'ı başka bir alıcıyla kullanmaya niyetli olduğum için HR-10'u güzelce paketleyip sakladım. Bir gün ona da sıragelecek elbet :) Son olarak, Heathkit'in DX-60'la kullanılabilecek bir değişken frekans üreteci var: HG-10. Bu cihazın kendi güç kaynağı yok, bir ara kablo ile DX-60'a bağlamak zorundasınız. Üretecin çıkışından aldığınız işareti de uçlarında RCA konnektör olan ekranlı, RF sızdırmaz bir kabloyla DX-60'ın arkasındaki girişe vermelisiniz. Böylece kristallerin sınırlamasından kurtulup HG-10 hangi frekansta ise o frekansta çıkış yapabiliyorsunuz. Aslında yalnızca HG-10 yalnızca 3,5 ila 4 MHz'te işaret üretiyor. Diğer bantlar için bunların harmoniklerini kullanıyor.
Ben bu cihaz için epeyce bilgi topladıktan sonra, özgünlüğünü mümkün olduğunda bozmadan biraz bakım/onarım, biraz da değişiklik yaptım. Bunları özetlemeye çalışayım:
Bu cihazlarda elektrolitik kondansatörlerin kuruması çok rastlanılan bir durum. Ben bütün eski "elko"ların alüminyum gövdelerini keserak açtım, içlerine aynı değerde yenilerini koydum, varsa dış kartonlarını da uygun şekilde geri taktım ki dışarıdan bakıldığında özgün parçalar değişmemiş gibi görünsün. Bunların bazıları artık pek sık rastlanmayan "ikiz" kondansatörlerdi, örneğin güç kaynağındaki 2x47 µF'lık gibi.
Kendi yaşındaki birçok cihaz gibi, DX-60'ta da şebeke besleme kablosu topraksız. Nötr uç cihaza giriyor ve bir seramik kondansatör üzerinden şaseye lehimleniyor. Günümüz standartlarına göre çok tehlikeli elbette. Standartlara uygun olmayan bir tesisatla kullanıldığında, olası bir kaçakta vay halinize! Tabii sonuçta kim ABD'den gelme, dönüştürücüsü de 120V AC giriş için. Cihazı beslemek için bir 220V-120V dönüştürücü kullanıyor olmak içime biraz su serpti açıkçası. Sadede geleyim, bahsettiğim bu seramik kondansatörleri de her ihtimale karşı değiştirdim.
C37, C38, C39, C40, C41,C42 değişti. Bunların değerleri şöyle:
Eski değeri / Yeni değeri
20 µF 350V / 22 µF 400V
40 µF 450 V / 47 µF 450V
20-20 µF 150V / 22-22 µF 250V
40-40 µF 400V / 47-47 µF 450V
C40-C42 (47-47 µF) kondansatörlerine bağlı R35 direnci (270 Ω, 2W) yerine 2 adet paralel bağlı 560 Ω, 2W direnç bağlandı.
C39-C41 kondansatörlerine bağlı R35 direnci (100Ω, 7W) direnç yerine 100Ω, 10W direnç bağlandı.
Ve en çok uğraştıran değişiklik: Almak gönderme anahtarına röle bağlamak. Neden? Anlatayım. DX-60'ta alma ve gönderme arasında elle geçiş yapılıyor. Her defasında ön paneldeki bir anahtarı(dairesel, seramik gövdeli bir komütatör) çevirerek bu geçişi siz yapıyorsunuz. Zor değil, zaten acemiyiz, CW çalışıyoruz vb. tamam. Ancak devre öyle ki, anahtarı her çevirdiğinizde üzerinden B+ gerilimini geçiriyorsunuz. 300 küsür Volt gerili bu şekilde anahtarlamak da bir süre sonra parçayı yoruyor, temas noktalarında ark oluşuyor, bunları kırılganlaşıyor, kopuyor. Anahtarı tamiretmek ya da yenisini bulmak da mümkün değil. En iyi çözüm, anahtarın üzerinden 12V gibi düşükbir gerilim geçirmek, bununla bir röleye komuta etmek, rölenin de lambaya giden yüksek gerilimianahtarlaması. Bununla ilgili olarak şöyle bir yol izledim: Basit bir gerilim katlayıcı ve doğrultma devresi yapıp 6.3V AC filaman gerilimnden yaklaşık 15V DC elde edip anahtara bağladım. Anahtarı da 30A/250V'luk bir otomotiv rölesine... Şimdi bu röle, alma- gönderme geçişlerinin yükünü çekiyor. Geri atlama (bounce back) olmasın diye röle kontakların arasına bir kondansatörü (100 nF, 400V) seri bağlamayı da ihmal etmedim. Bu şekilde ne kadar çalışacak bilmiyorum ama en azından özgün anahtarı hasara uğramaktan kurtarmış oldum. Röle bozulsa dahi yenisini alıp takmak çok kolay ve ucuz. İlk taktığım 20 Amperlik röle, kontaklarının yapışmasıyla çöpe gitmişti ancak bu "T" biçimindeki röle uygun görüyor.
Bu fotoğrafı, 20 Amper'lik röleyi ekledikten sonra çekmişim. Ovalin içindeki
delikli kart, doğrultma devresi. Diğer yüzünde çöpü boylayan röle vardı.
Yıldızla işaretlediğim yerde şu anda 30 Amper'lik röle bulunuyor.
Çalışmalar sırasında
Tüm bu değişikliklerden sonra, gün gelip de benden başkası cihazı açarsa bir kaza yaşamasın diye kasanın altına değişiklikleri özetleyen bir uyarı etiketi yapıştımayı ihmal etmedim (yarım A4 sayfası kadar!).
DX-60 kendisinden beklenileni veriyor: 90 Watt CW!
Temiz bir anahtarlama
Bu şekilde kullanıma hazırladığım DX-60'ı, yine kendi yaptığım alıcı-verici anahtarlama devresiyle birlikte bir-iki hafta sonu kullanmaya çalıştım. Bir sorun yaşamadım, tabii CW modundaki acemiliğimi bir yana bırakırsanız. Ayrıca lambalı bir çıkış devresini nasıl ayarlayacağımı da yine bu cihazla daha iyi öğrendim. Zaten empedans uyumunu sağlamak lambalı vericilerde daha kolay çünkü nominal 50 Ω istemiyor cihazlar (50-75 Ω arası olması yeterli).